SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YAHUDİLERE FERMANI

Sultan Abdülhamid’in Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir

Sultan Abdülhamid’in saltanatı yıllarında başlayıp günümüzde de devam eden en önemli problem konulardan birisi Filistin meselesidir.

Onun Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir.

Onun bu doğrultuda bir dizi uygulamalar içerisinde olduğunu biliyoruz.

Zaman zaman değişikliğe gidilmiş ve yeni prensipler ihdas edilmişse de Abdülhamid döneminde İçişleri Bakanlığınca Filistin’i ziyarete gelecek olan Osmanlı vatandaşı olmayan tüm Yahudilerin uyması gereken bir dizi kurallar belirlenmişti. Belirlenen söz konusu kurallar, ister ziyaret amaçlı olsun isterse hac maksadıyla gerçekleşmiş bulunsun herhangi bir fark gözetilmeden Filistin’e gelecek tüm Yahudilere uygulanmaya çalışılmıştı.

Buna göre, Yafa’ya ulaşan her Yahudi ziyaretçi/turist pasaportunu orada bulunan Osmanlı idari makamlarına teslim etmek ve karşılığında bir belge almak zorundaydı. Kendisine verilen bu belge ile Filistin’de azami 3 ay ikamet edebilirdi. Bu sürenin sonunda da elindeki evrakı tekrar Osmanlı idari makamlarına teslim edip pasaportunu alarak Filistin’den ayrılması gerekirdi. Ziyaret için verilen izin süresinin dolmasına rağmen geri dönmeyen ve pasaportunu alarak ülkeden ayrılmayan Yahudilerin bulunarak Filistin’den çıkarılması için vatandaşı oldukları ülke konsoloslukları ile Osmanlı idari makamları irtibata geçer ve ilgili kişilerin Filistin’i terk etmelerinin sağlanması istenirdi.

Filistin’i ziyaret kuralı bu olmakla birlikte bu kural her zaman ve herkes için ve tam olarak uygulanamamıştır. Tanınan vize süresinin bitmesine rağmen Filistin’i terk etmeyen, aranmasına rağmen bulunamayan veya bahşişler sayesinde ikametini gayri resmi bir surette de olsa sürdüren bir hayli Yahudi turist kutsal saydığı ve vatanı olarak gördüğü topraklarda kalmayı maruz kalacağı zor şartlara rağmen tercih etmiştir.

Özellikle Filistin’de görevli bazı Osmanlı memurlarının kuralları uygulamada gevşek davranması ve gerekli özeni göstermemesi ve hatta bir kısmının bahşiş (rüşvet) karşılığı gelen Yahudi turistleri kayıt altına dahi almaması yahut öteden beri Filistin’de yaşayan Osmanlı vatandaşı bir Yahudiymiş gibi göstermesi ve benzeri uygulamalar yasak olmasına rağmen Filistin’de giderek artan Yahudi kolonilerinin oluşmasına sebebiyet veren unsurlardan biri olmuştu.

Sultan Abdülhamid tahttan indirildiğinde, o güne kadar izlenmiş olan yavaş ve sessiz bir intikal politikası neticesi, Filistin’de hatırı sayılır bir Yahudi nüfusu oluşmuş, başta Kudüs olmak üzere Filsitin’de yerleşik Yahudi sayısı binleri bulmuştu.

Sultan Abdülhamid’in Filistin ve Kudüs’e Yahudi göçünü önleme tedbirlerinin bir diğer şekli de Kanal Filistin veya Ölü Deniz İşletmeleri gibi, esasen Yahudi göçüne hizmet edecek, kamufle yatırımlara müsaade etmemiş olmasıdır.

Bu tür yatırımların Filistin’in kalkınmasına hizmet etmekten ziyade Filistin’in Yahudileşmesini hızlandıracak adımlar olduğunu düşünen Abdülhamid uluslararası kuruluş ve şahsiyetlerin bu yöndeki teklif ve taleplerine hiç de sıcak bakmamıştı.

Abdülhamid’in Yahudilere Filistin ve Kudüs’te ikamet etmelerine izin vermemesinin nedeni Yahudi düşmanlığından kaynaklanmamakta, bilakis Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasını arzu etmemesinden ileri gelmekteydi. Bu anlamda anti-semitik şiddetten ötürü Rusya’dan ayrılmak zorunda kalan çok sayıdaki Eşkanazi Yahudi’nin, Filistin’de iskânlarına rıza göstermemişse de, Anadolu’da yerleşip yaşayabileceklerini ifade etmişti.

Sultan Abdülhamid Yahudilerin Filistin’de yerleşmelerine izni vermemekle birlikte onların ibadetlerinde ve günlük yaşamlarında herhangi bir haksızlık ve zulme uğramalarına rıza da göstermemişti.

Bu anlamda kendisinden evvelki padişahlarca çıkarılmış olan fermanları ve verilmiş olan hakları teyit etmiş ve kendisi de yeni fermanlar çıkarmak suretiyle Yahudi cemaatinin ibadet ve yaşamlarını emniyet altına almıştı.

1841 yılında Sultan Abdülmecid’in Kudüs Haham Başı Abraham Hayyim Gagin’e verdiği fermana ilaveten Sultan Abdülhamid’in de 1889 ve 1893 tarihlerinde çıkarmış olduğu fermanlar bu anlamda hatırlanabilir.

Kudüs Baş Hahamına hitap eden bu fermanlarda sinagoglarda yahut dini yerlerde veya hac ibadetleri esnasında vazifelerini ifa ederken Osmanlı askerlerinin Yahudilere sıkıntı vermeleri şiddetle yasaklanmıştı.

Bu fermanlarda hiç kimsenin Yahudilere “ölülerinizi şöyle defnedeceksiniz veya şu şekilde ibadette bulunacaksınız” gibi bir şey söylemeye haklarının olmadığı belirtilmişti.

Hakkında Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü’nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti. 1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir