EKŞİMİŞ BİR AŞK HİKÂYESİ

Ekşimiş Bir Aşk Hikâyesi

İstanbul Antlaşması uzun bir zamandır Türkiye gündemini meşgul eden konulardan birisi olarak mevcudiyetini sürdürmektedir.

İstanbul Antlaşması Ankara Antlaşması’na evrilebilir mi bilemeyiz ama Topkapı Sarayı Antlaşması’na göre yakın geçmişte vuku bulmuş ilginç bir nikâh akdi söz konusu olmuştu.

Rukiye Sabiha Sultan, tarihe ilgi duyanların yakında bildiği bir isimdir.

Vahdeddin Efendi’nin üçüncü kız evladı olarak 1894 yılı baharında Ortaköy’de dünyaya gelmişti.

Vahdeddin Efendi 1918 yılında tahta geçtiğinde Sabiha Hanım hala bekârdı. Fakat babasının sultan olması ile birlikte galiba bahtı da fazlası ile açılmıştı.

Bir dizi isim kendisi ile evelenebilmek için adeta sıraya girmişti.

Rauf Orbay

Mahmut Kemal Paşa

Fuat Bey (Babanzade)

Safvet Arıkan (Kaptan)

Suphi Bey (Şamlı, Teğmen)

Mehmet Ali Paşa (Ahmet Muhtar Paşanın kuzeni)

Ahmet Şah (İran’da Kaçar hanedanı üyesi)

ve

Mustafa Kemal Atatürk

söz konusu talipliler arasında yer almışlardı.

Fakat Sabiha Sultan zikredilen isimlerden hiçbirisine iltifat etmemişti. Zira o, sonraki zamanlarda (son) halife unvanını taşıyacak olan ve hâlihazırda Veliaht bulunan İkinci Abdülmecid’in oğlu ve aynı zamanda kuzeni olan Şehzade Ömer Faruk Efendiye gönül vermişti.

Abdülmecid Efendi oğlu adına Sabiha Sultan’a talip olunca Sultan Vahdeddin; hiç öyle bir şey olur mu, diyerek söz konusu talebe hiç sıcak bakmamıştı. Ancak onun ilk zamanlardaki muhalefetine rağmen, her iki tarafın annelerinin fendi erkeği yenince, Sabiha Sultan ile Ömer Faruk Efendi evlenebilmişti.

Birbirini seven iki genç kalbin nikâhları 5 Aralık 1919 (11 Rebiyülevvel 1338 Hicri  / 5 Kânunuevvel 1335)’da, Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi’nde gerçekleşti.

Ömer Faruk Efendi nikâh akdinin kıyılabilmesi için, Topkapı Sarayı Antlaşması gereğince, Sabiha Sultan’a mihr vermesi icap etmekteydi.

Evlenenlerden birisi müstakbel Osmanlı halifesinin oğlu, diğeri ise mevcut Osmanlı Sultanının kızı olunca mihrin miktarı da bir hayli yüksek tutulmuştu.

Ömer Faruk Efendi hakikaten güzel bir bayan olan Sabiha Sultan’a 1001 kese peşin ve 1001 kese de sonra ödenmek üzere toplamda 2002 kese mihr vermeyi uyun görmüştü. Ancak Sabiha Sultan’ın nikâhın kıyılabilmesi için başka bir şartı daha vardı. Birlikteliğe son veren boşama hakkının bütünüyle kendisine ait olmasını da istemiş ve o hakkı da Ömer Faruk Efendinin elinden alıvermişti. Sabiha Sultan, müstakbel eşi ile aralarında geçimsizliğin yaşanması halinde boşanma işini yerine getirmek üzere ayrıca mevcut padişahı da vekil kılmıştı.

Fakat ne Sabiha Sultan ne de Ömer Faruk Efendi nikâh akdi için Şeyhülislam’ın huzurunda hazır değillerdi.

Nikâh akdinin kıyılması için Sabiha Sultan, Başkâtip Ali Fuad Beyi kendi adına vekil tayin etmişti. Ayrıca Hazine-i Hassa-i Şahane Genel Müdürü Refik Beyefendi ile Daru’s-Saade Ağası Cevher Salim Ağa Hazretlerini de şahit olarak belirlemişti.

Ömer Faruk Efendi ise Ser-Karin-i Şehriyari Ferik (Korgeneral) Ömer Yaver Paşayı vekil, Ser-Yaver-i Hazret-i Şehriyari Miralay Naci Beyefendi ile Damat ve Yaver-i Şehriyari Binbaşı İsmail Hakkı Beyefendileri ise şahit olarak belirlemişti.

Bütün prosedürlerin tamamlanmasından sonra dönemin Şeyhülislamı Haydarizade İbrahim Efendi nihayet tarafların nikâhını kıyabilmişti.

Genç çiftin düğün törenleri ise altı ay sonra 29 Nisan 1920’de Yıldız Sarayı’nda gerçekleşmişti.

Sabiha-Ömer Faruk çifti, Nişantaşı ve Rumelihisarı günlerinden sonra 1924’te Hilafet’in ilgası ve handan üyelerinin sınır dışı edilmeleri neticesi önce İsviçre’de ve bilahare de Fransa ve Mısır’da yaşamak zorunda kaldı.

Çiftin araları, zor geçen gurbet günlerinin de etkisiyle olsa gerekir, her geçen gün biraz daha nahoş ve çekilmez bir hale gelmeye yüz tutmuş ve nihayet aralarındaki evlilik bağı sona etmişti.

Ayrılığın nedeni kimilerine göre aralarındaki uyuşmazlıktı. Kimilerine göre ise Şehzade Yusuf İzzettin Efendi’nin kızı Mihrişah Sultan ile Ömer Faruk Efendinin, o saatten sonra her nasılsa alevlenmiş olan, aşklarıydı. Kimilerine göre ise geçimsizlik daha başka nedenlerden ileri gelmişti. Fakat neticede Ömer Faruk Efendi ile Sabiha Sultan arasındaki 28 yıllık birliktelik sona ermiş ve 5 Mart 1948’de bir boşanma hadisesi vuku bulmuştu.

Kim kimi boşamıştı veya boşayan ile boşanan hangisiydi konusu bazı kaynaklarda boşayanın Ömer Faruk olduğu şeklinde ifade edilmişse de bunun ne derece doğru olduğu şüphelidir.

Ömer Faruk Efendinin, Topkapı Antlaşması’na göre, Sabiha Sultan’ı ne boşama hakkı ne de kudreti vardı. O hakkını daha 1919 Aralığında kaybetmişti. Boşama işi için Sabiha Sultan babasını vekil kılmışsa da o da 1926’da ani bir surette vefat etmişti. Dolayısıyla verdiği vekâlet düşmüş ve boşama hakkı kendisine rücu etmişti.

Hiçbir kadın, yalın bir aşkla başlayan ve sonrasında fazlası ile ekşiyen ve hele hele, adına aşk dense de, mutlak suretteki ihanetin ardından kocası olacak o herife, boşama hakkını sana iade ediyorum, hadi beni boşa demez. Bilakis…

Hakkında Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü’nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti. 1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir