Gösteriliyor 64

BİR İTİN BİYOGRAFİSİ

Genel olarak hayvanları, özellikle de itleri ve hususen de İstanbul itlerini tanıyıp anlatmakta, araştırıp yazmakta ciddi derecede ihmalimiz söz konusudur. İtleri bize tanıtacak, davranışları, yaşamları ve sair hususiyetleri hakkında bilgi verecek ve onları nihayet sevmeseler de saygı duymayı öğretecek yeterli düzeyde kitaplarımız yoktur. Yeterli düzeyde çocuk hikâyelerimiz yoktur. Yeterli düzeyde araştırma eserlerimiz yoktur. Yeterli düzeyde …

31 MART’IN İSTANBUL SOKAK KÖPEKLERİNE BEDELİ

Bugün İtlere Yapılan Zulüm, İttihatçılardan Bizlere Kalan Kadim ve Kötü Bir Mirastır. İttihatçıların Abdülhamid’i Bertaraf Planı 1908 hadiseleri sonrasında Sultan İkinci Abdülhamid iktidarda şeklen de olsa bulunmaya devam etmişse de İttihatçıların derinden derine Sultan’a karşı duydukları siyasi endişeleri mevcuttu. Onunla birlikte hedefledikleri yola devam edemezlerdi. O iktidarda, şeklen de olsa, kaldığı sürece kendileri gölgede kalacak ve istedikleri …

FETHİN EN BÜYÜK ŞAHADETİ AYASOFYA

Ayasofya kilise iken de cami olduktan sonra da dillerden hiç düşmedi. Dikkatleri her vakit ve her dönem üzerinde topladı. Hep önde ve hep gözde oldu. Hatta Ayasofya mimarisinde veya ona çok benzer biçimlerde camiler dahi yapıldı. Bu durum bazen şuurlu bir şekilde oldu, bazen de çaresizlikten kaynaklandı. Ancak netice itibariyle Ayasofya cami mimarisi olarak da …

FİKRET VE AKİF’İN GÖZÜYLE SULTAN ABDÜLHAMİD

Yıldız’a fırlatılan zehirli oklar yahut Fikret ve Akif’in gözüyle Sultan Abdülhamid Sultan Abdülhamid ve iktidarına karşı en ziyade ve en şedit muhalefet, sol cenahtan Tevfik Fikret, sağ cenahtan ise Mehmet Akif tarafından yapılmış gözükmektedir. Aslında bu iki şairin Abdülhamid’e karşı sergilemiş oldukları tavrı muhalefet olarak isimlendirmek Abdülhamid ve yönetimine karşı duydukları hislerin izharını, ret ve …

GEÇEN ASRIN DOLAR MİLYONERLERİ

Her dönemin (Lira, Euro, Yen, Ruble değil de) dolar milyonerleri olmuş. Niye dolar milyonerleri denmiş… Demek ki ABD, parası ile de dünyaya hakim olmuş… Dolar milyarderleri adlarını tarihe sahip oldukları mali güçle ve ellerinde bulundurdukları nakdi servetle yazdırmışlar. Hani demişler ya, zenginin parası, züğürdün çenesi. Bizim ki de o hesap… İsterseniz bir bakalım geçen asırda …

GEL DE ŞİMDİ MADURO’YU SEVME!

Nicolás Maduro’ya selam olsun! Venezuela bir anlamda kahramanlar diyarıdır. Mesela “En çok canımı sıkan fakirliktir. O da beni asi hale getirmektedir” sözünün sahibi Hugo Chávez ve nihayet, ne yalan söyleyeyim, benim de kendisini yürekten takdir ettiğim ve haklı mücadelesinde içtenlikle kendisine başarılar dilediğim, günümüzün kahramanı Nicolás Maduro. İnsan Maduro’ya ait aşağıdaki ifadeleri okur da ona nasıl sempati …

HANGİ KAZIM KARABEKİR PAŞA?

Bugün haklarında hüsn-i zan beslediğimiz ve hatta bazılarını abartılı bir şekilde taçlandırdığımız geçen asrın birçok ismi biraz yakından incelendikleri takdirde inişli çıkışlı bir hayat felsefesinin yolcuları olarak karşımıza çıkarlar. Belki de bu nedenledir ki geçen asrın siyasete karışmış hemen her bir şahsiyetinin bir “eski”, bir de “yeni” yahut bir “önceki” bir de “sonraki” ismi ve …

ABDÜLMECİD EFENDİ İSVİÇRE SINIRINDA AĞLAMIŞTI

“Çağdaşlaşma” bazen hiçbir kutsala değer atfetmez. Sosyo-kültürel alandaki tüm adet, gelenek ve uygulamalar bir çırpıda ve pervasızca kaldırılıp bir kenara atılabilir. Bu noktadaki azim ve ısrar bazen o kadar kat’i olabilir ki din, dini değerler ve dini şahsiyetler de bu duruma muhatap olmaktan çoğu kere kendilerini kurtaramazlar. Yakın geçmişte Rusya’nın din adamlarına karşı malum muamelesi …

TÜRKİYE-AFGANİSTAN İLİŞKİLERİNİN KISA TARİHİ

Afganistan, coğrafya olarak uzak gözükse de, siyasi ilişkiler bakımından gerek Osmanlı Devleti gerekse Türkiye Cumhuriyeti ile oldukça sıcak temaslar içerisinde olmuştur. Osmanlı Devleti dönemi Afganistan ile olan ilişkiler ayrı ve uzun bir fasılsa da özellikle Türkiye Cumhuriyet’in ilk yıllarında iki ülke arasındaki ilişkiler dikkate alındığında Afganistan’ın hiç de ihmal edilmiş bir ülke olmadığı görülür. Birinci …

AFGANİSTAN’IN HATIRLATTIKLARI: MUSTAFA KEMAL’İN DOĞU’DAN BATI’YA KAPSAYICI POLİTİKASI – II

Aralarındaki diğer siyasî münasebetlere ilaveten 1920’li yıllarda Türkiye ve Afganistan arasında bir ittifak anlaşması­nın gerçekleştirilmesi yolunda Ankara’da bir takım çalışmalar yapılması söz konusu olmuştu. Bu tarihlerde Ankara’daki ge­rek İran ve gerekse Afganistan elçileri İslami harekete gayet ılımlı yaklaşmışlar, Sultan Ahmed Han, Mersin ve Adana’yı ziyaretlerde bulunarak buralarda sadece İslami ideali, İslam ittihadını destekleyen konuşmalar yapmakla …

ESKİ İSTANBUL’DAN HATIRDA KALANLAR

Boğaz’ın güney ucunda yer alan İstanbul, gerek dün gerekse bugün, dünyadaki şehirler içinde en iyi konumuna sahip olanıdır. Avrupa ve Anadolu kıtaları üzerine kurulmuş olan şehir geçen asırda günümüzdeki kadar büyümüş değildi. Şehrin Avrupa yakası iki parçadan, İstanbul ve Pera’dan oluşmaktaydı. Diğer bölümü ise Asya’da bulunmakta ve koynunda Üsküdar’ı barındırmaktaydı. Şehrin hemen hemen her tepesi …

ENVER VE CEMAL PAŞA MİLLİ MÜCADELE’YE NEDEN KATILMADI?

Enver Paşa, 1918 Kasımının ilk günlerinde ülkeyi terk etmeden önce Ahmet İzzet Paşa hükümetini bilgilendirmek üzere kaleme aldığı mektubunda, vatana hizmet edemediği için müteessir olduğunu, Kafkaslardaki Müslümanların istiklali için mücadele edeceğini belirtmişti. O, vatandan ayrıldıktan sonra hakikaten de söz konusu mektubundaki vadine sadık kalmış, Berlin’de muayyen bir zaman bulunduktan sonra Rusya’ya geçmişti. Enver Paşanın Birinci …

ENVER PAŞA’NIN KENDİSİ GİBİ İMZASI DA İDDİALIYDI…

Hususi ve resmî evrakların görülüp mahiyetlerinin onaylandığını veya aidiyetini ifade etmek üzere kullanıla gelen imzanın tarihi eski çağlara ve çeşitli devletlere kadar uzanır. Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da kullanımı malum olan imzanın İslâmî çevrelerde de çok erken zamanlardan itibaren kullanıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber’in bazı belgeleri ve mektupları sağ eliyle bizzat imzaladığı veya mühürlediği malumdur. İslam tarihinde …

EMPERYALİZMİN VENEZUELA İLE DANSI

Yani emperyalizmin kurguladığı oyun hep aynı. Teslim olursan ne âlâ!… Venezuela, Güney Amerika’nın kuzey ucundaki bir ülke. Bize çok uzak, çok ötelerde ve çok ötemizde bir ülke. Sesini pek duymuyoruz. Rengini, dokusunu ve kokusunu pek tanımıyoruz. Halini ise yeterince bilmiyoruz. Ülke bugünlerde ciddi bir sıkıntının içinde. Ancak Venezuela’nın “kâbus” ile tanışması Chistophes Colombus ile tanışmasıyla …

DÜRRÜŞEHVAR’IN SIR DOLU İSTANBUL ZİYARETİ

Son Osmanlı halifesi Abdülmecid’in kızı Berar Prensesi 20 Kasım 1945 yılında Türkiye’ye gelmişti. ABD Büyükelçiliği 26 Kasım 1945 tarihli ve 37 No’lu raporunda Prenses’in bu ilginç İstanbul ziyaretine büyük bir merak duymuştu. İstanbul’daki Büyükelçi, Elçilik Baş tercümanı Ali Nur Bozcalı tarafından çeşitli kanallara müracaat edilerek toplanan bilgiler neticesinde bir rapora dönüştürülmüş ve hazırlanan rapor, önemine …

DİLENCİLER

Maddi yoksunluk içerisinde bulunan insanların gönlü zengin ve merhamet sahibi insanlara el açma eylemlerine klasik anlamda dilencilik diyoruz. Dilencilik; fukaralık, maddi mahrumiyet yahut çaresizliğin doğurduğu tabii bir sonuç olmasının ötesinde Türk kültür tarihinin kurumsallaşmış bir unsuru ve toplumsal bir geleneği de olmuştur. Dilencilik Doğu’da olduğu kadar Batı’da söz konusudur. Ancak suretleri ve talep şekilleri itibarıyla …

CUMHURBAŞKANIM ÇOK YAŞA!

Cülus törenlerinin tarih boyunca önemsenmesinin ve giderek kurumsallaşarak şaşaa ve ihtişam içerisinde uygulama şansı bulmasının temel nedenlerinden birisi, örneğin, eski Türklerde, han, hükümdar yahut sultan olan şahsın kutlu olduğu ve Tanrının halka bir ikram olduğu şeklindeki bir kanaat ise bir başka nedeni de cülus ile padişahın otoritesini bütün tebaaya kabul ettirme ve halk ile saray …

CONSTANTİNOPLE’DEN İSTANBUL’A, HAGİA SOPHİA’DAN AYASOFYA’YA YOLCULUK – III

Bizans Mimarisinin En Büyük Eseri Ayasofya Bizans mimarisinin en büyük eseridir. Dünyadaki en büyük kubbe yapısı ile tam bir şaheserdir. İmparator I. Justinian tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımına Milattan sonra 532 yılında başlanmış, tamamlanması ise bir görüşe göre 537’de, ama daha muhtemel bir kanaate göre ise 552’de söz konusu olmuştur. Mekân olarak, Büyük Constantine, oğlu Constantius …

CHP 1950 SEÇIMLERINI NEDEN KAYBETTI?

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından 1945 yılı Şubatında Türkiye’nin siyasi, idari ve genel gidişatı ile ilgili olarak kaleme alınan bir rapor galiba üzerinde tekrar durup düşünülmesini gerektirmektedir. Gerçi kaleme alınan rapor sadece kişisel izlenimlerin dile getirilmesinden ibarettir. Ancak deneyimli bir diplomatın kaleminden çıkmış olması dolayısıyla galiba önemsenmesi gerekmektedir. Zira raporun kaleme alınmasından uzun bir zaman sonra …

BU SENİNKİ SEVDA DEĞİL…

Enver Paşa ile Naciye Sultan’ın evliliklerinin perde arkası… Enver Paşa ile Naciye Sultan’ın evlilikleri ve aşkları, galiba Enver Paşa’nın siyasi şahsiyeti dolayısıyla, biraz efsaneleştirilmiş gibi. Çiftin dillere destan bir aşk ve sevgilerinden bahsedilir. Belki de öyledir. Aşkları bir tarafa, Enver ve Naciye nasıl evlendiler ve düğünleri nasıl oldu bir bakalım… Enver Paşa; hiç şüphe yok ki …

BRE SÜLEYMAN, SEN BÖYLE GİYİNİRSEN ANAN NE GİYSİN!

Yavuz Sultan Selim, sağlam bir felsefenin, derin bir tefekkürün, müstesna bir azmin ve Allah’a adanmışlığın olduğu kadar engin bir mütevazılığın da adıdır. “Bu dünya tek bir sultana çok, iki sultana ise azdır” diyen; “Gökte nasıl bir Allah varsa yerde de dünyayı idare eden tek bir sultan olmalıdır” diye düşünen o’dur. Suriye, Ürdün, Filistin ve Lübnan’ı, …

BİR ZAMANLAR SAHİB-İ “ENVERLAND”DI, AMA GİRİŞİ YASAKTI

Türk tarihinin dünyada dengi var mıdır, bilemiyorum. Amma velakin, hiç sanmıyorum. Uzuuun bir tarihimiz var… Oldukça uzun… Milattan çok öncelere kadar uzanıp da bugünlere kadar ulaşabilen, dünyanın dört bir tarafına yayılmış, kol kanat germiş bir tarih… Coğrafyası, insanları, idarecileri ve idare tarzları ile son derece dalgalı, renkli, enteresan ve bir o kadar da özgün bir …

BİR ZAMANLAR BİZİM OLAN İDLİB

Geçen asırda Osmanlı coğrafyası sınırları içerisinde yer alan İdlib bize ait mütevazı bir belde idi. Halep Vilayetine bağlı bulunmakta ve Antakya, İskenderun gibi bir kaza olarak Osmanlı idari teşkilatı içerisinde yer almaktaydı. Halep vilayeti dâhilinde yer alan ancak kendisine bağlı nahiyeleri ve bir dizi köyleri olan bir statüsü vardı. İdlib’in geçmiş zamanlarda çok şeylere şahit …

BİR GÜNAHKÂRIN İTİRAFLARI

Bundan yaklaşık bir asır önce, 13 Nisan 1909’da İstanbul’da yönetime karşı yeni bir ayaklanma vuku bulmuştu. Olayın meydana geldiği tarihte Rumî Takvim, 31 Mart 1325’i göstermekteydi. Bu nedenle patlak veren hadise tarihe 31 Mart Vakası diye geçti. Deniz Kuvvetleri hadiseye iştirak etmede mütereddit kalmışken, Selanik’te bulunan Üçüncü ve Edirne’de bulunan İkinci Ordu İttihatçıların emrinde ve Hareket …

BEN EDEPSİZLİĞİN VE EDEPSİZLERİN DÜŞMANI İDİM

Acaba Abdülhamid aleyhinde yazılıp konuşulanların ve ona izafe edilen olumsuzluk ve ithamların gerçeklik payı nedir, hakikati ne derece aksettirmektedir, ona isnat edilen menfilikler ne derece doğru ve isabetlidir… Sultan Abdülhamid devri iktidar – aydın ilişkisi, fikir ve basın hayatı öteden beri hep olumsuz olarak tanıtılmış, anlatılmış ve yansıtılmıştır. Abdülhamid tam bir müstebit, dönemi ise devr-i …

BARIŞ PINARI BÜTÜN HULUSİ İLE AKAR GÜNEYE

Gazanız mübarek olsun aslanlar. Tek birinizin dahi parmağına taş değmez inşallah. İnanıyorum ki salimen gittiğiniz gibi ileri, muzaffer olarak da döneceksiniz geri. Zira “Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır. Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.” buyuruyor Zülcelal Hazretleri.[1] Zira bütün hulusi ile akar güneye Barış Pınarı… Birkaç günden beri Türk ordusu dosta gurur ve sürur, düşmana keder ve korku salmaktadır. …

Aziz Millet, Baba Devlet

1839 Tanzimat Fermanı’ndan bugüne kadar devam eden tarihsel siyasi ve kültürel yadigârlarımızdan biri de halk nezdinde devletin “Baba” olduğu anlayışıdır. Cumhuriyet sonrasında söz konusu babamızı bütünüyle değilse de, zaman zaman kaybettik. Çok kere aradıysak da maalesef her zaman bulamadık. Hakiki baba diye bulduklarımız bizi yüz üstü bırakan “Baba” lakaplı siyasetçiler oldu. Fakat maruz kaldığımız şu …

AFGANİSTAN’IN HATIRLATTIKLARI: MUSTAFA KEMAL’İN DOĞU’DAN BATI’YA KAPSAYICI POLİTİKASI – I

Günümüzde iltica, mülteci ve Taliban gibi kısır bir döngü ve anlık olgular dâhilinde gün ufuklu dış politika yorumlarında bulunan bir kesim ve bu kesimin kesif suretteki propagandası ile yüz yüze gelmemek mümkün değildir. Oysaki Milli Mücadele yılları ve sonrasında Mustafa Kemal ve arkadaşları Doğu’dan Batı’ya kapsayıcı bir politika izlemişlerdi. Bu politikanın içerisinde ve denebilir ki, …

ARŞİVİN TEKERİNE ÇOMAK SOKMAK!

Şüphesiz ki Osmanlı Devleti yaşadığı dönemde sadece idari açıdan değil fakat siyasi, askeri, iktisadi, ticari, eğitim ve kültür cephesi ile de önemli bir mevkie sahipti. Anadolu’ya sığmadı, ta Afrika’ya, Asya’ya, Avrupa’ya, bir değil birden fazla kıtaya yayıldı ve geniş bir coğrafyada altı asır hüküm sürüdü. Asırlara sari hükümranlığı sırasında aldığı her bir kararın ve yaptığı …

ANKARA HÜKÜMETİ SULTAN VAHDEDDİN’İ YARGILAMAK İSTEMİŞTİ

Sultan Vahdeddin bir Türk hükümdarı olmasına ve muayyen bir süre için Osmanlı tahtında bulunmasına ve Osmanlı idari anlayışı, yapılan ve yazılan her bir şeyin kayda geçirilmesi ve saklanması anlayışına dayanmasına rağmen Vahdeddin yönetimine dair resmi vesikalar bugüne değin maalesef tarih ve siyaset ile uğraşanların ulaşabileceği duruma gelmedi. Bu nedenle Sultan Vahdeddin’in iktidarı zamanı ve uygulamalarına …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YAHUDİLERE FERMANI

Sultan Abdülhamid’in Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir Sultan Abdülhamid’in saltanatı yıllarında başlayıp günümüzde de devam eden en önemli problem konulardan birisi Filistin meselesidir. Onun Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir. Onun bu doğrultuda bir dizi uygulamalar içerisinde olduğunu biliyoruz. Zaman zaman değişikliğe …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YASAKLADIĞI GİYSİ: ÇARŞAF

Genel olarak siyah renkli kumaştan dikilen çarşaf, içerisindeki insanın genç yahut yaşlı, çirkin yahut güzel ve hatta erkek veya kadın, kim ve nasıl olduğu konusunda isabetli bir tahminde bulunmaya imkân vermeyen bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla da çarşafa bürünmüş birinin taşıdığı sırlara vakıf olmak imkânsız bir haldir. Hal böyle olsa da çarşaf giymiş iki bayanın caddede …

ADNAN MENDERES’İN UÇAK KAZASI VE SECDE-İ ŞÜKÜR HAL

Yıl 1959. Adnan Menderes ve beraberindeki heyet, 17 Şubatta Kıbrıs konusunda Londra’da yapılacak görüşmeye katılmak üzere Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan hareket etmişti. Uçak, önce yakıt ikmali için Roma’ya uğramış, sonra da Londra’daki Heathrow havaalanına yönelmişti. Ancak mevsim kıştı ve Londra’da yoğun sis vardı. Bu nedenle uçağın Heathrow havaalanına inişine izin verilmedi. Uçak Paris’e yönlendirildi. Fakat bilahare, …

HAMİDİYE İDARESİ BÜTÜNÜYLE GÜL BAHÇESİ DEĞİLDİ

Hamidiye Devri diye adlandırılan Sultan İkinci Abdülhamid idaresi şüphesiz ki bütünüyle gül kokulu bir çiçek bahçesi değildi. Gönle huzur veren ve ruha şifa olan güzellikleri olduğu gibi rüşvet kabilinden beliyyeleri de ayet revaçtaydı. Rüşvetin Hamidiye Dönemi’nde şüyuu vukuundan beter bir hale gelmesinin pek tabii ki bir dizi nedeni vardı. Özellikle Irak’ta küçük memurlar arasında rüşvet …

ABDÜLHAMİD’İN MUHALİFLERİNE YÖNELİK SİYASETİ

Mithat Cemal Kuntay’ın tespitine göre, “edebiyat adamlarına karşı, Abdülhamid, nazırlarından/bakanlarından daha yumuşaktı. Onları idare etmek için iki vasıtası vardı: İltifat ve biraz lütuf. Bu çabasında başarılı olamadığı takdirde, muhaliflerini, verecekleri zararları en aza indirmek için dolgun maaşlar bağlayarak imparatorluğun çeşitli bölgelerine önemli görevlerle sürüyordu.” Şefkatli Baba Yahut Sultan Abdülhamid’in Muhaliflerine Yönelik Siyasetinin Esasları Sultan Abdülhamid …

ABDÜLHAMİD’İN HİZMETİNDEKİ ERMENİLER

Ermeni Meselesi Sultan II. Abdülhamid idaresi sırasında (1876-1909) ortaya çıkan ve bugüne de devam eden bir konudur. Konu bütünüyle siyasidir. İngiltere, Rusya ve Fransa Anadolu’daki Ermeni azınlığı Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nin içişlerine müdahale etme aracı olarak kullanmaya çalmıştı. Osmanlı Devleti de kendi mevcudiyetini, sulh ve sükûn halini muhafaza ve idame ettirebilmek için bir dizi siyasi, …

ABDÜLHAMİD’İN HİCAZ HATTINA BAĞIŞI

Bugünlerde başlatılmış olan dayanışma kampanyası yakın dönem tarihimizin uygulamalarından birisidir. Siyasi tarihimiz açısından bir geleneğin devamı mahiyetindedir. Zira benzer bir örneği bir önceki asırda söz konusu olmuştu. Sultan Abdülhamid önceki asırda, benzer bir kampanyaya, ülkenin geleceği ve selameti adına bizzat öncülük etmişti. Zira imparatorlukta atılması gereken adımlar vardı. Fakat mali sıkıntılar da had safhadaydı. Hal …

ABDÜLHAMİD’İN BAHTLARI PARLAK GARDİYANLARI…

Sultan Abdülhamid 31 Mart hadisesi sonrasında tahttan indirilince İstanbul’da tutulmamış Selanik’e gönderilmişti. Onun gerek Selanik’e sevki sırasında gerekse Selanik’te Alatini Köşkü ve yine gerekse İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda murakabe altında tutulduğu sırada bir dizi isim ona gardiyanlık etmişti. Selanik’te Alatini Köşkü’nde ve İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda olup Abdülhamid ve ailesini içeriden ve dışarıdan muhafaza ile görevlendirilmiş olanlardan …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 2

Belki o dönemde cereyan eden kış mevsiminin dondurucu suretteki etkisiyle veya kim bilir belki de bir başka sebeple, her ne olmuş ise olmuş İsmet Paşanın ısrarla, üzerine basa basa dile getirdiği Türkçülük duygu ve vurgusu sona bulmuştu. Artık yeni bir dönem başlamıştı. İsmet Paşa artık reis-i cumhur olmuştu. İkinci adam olmaktan çıkmış tek adamlığa yükselmişti. …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 3

İşte bu siyasi ahval ve şerait dâhilinde 1944 Eylülünde Turan hareketi mahkemelik olmuş ve kendilerine Turancı denilenler yargılanmaya başlamıştı. Gerçi İsmet Paşanın dilinde bunlar Turancı değil, her biri bir komplocu ve kışkırtıcıydı. 7 Eylül 1944’te 23 Türk milliyetçisi isim, ırkçılığı yaymak, Turancılık yapmak ve vatana ihanet türünden faaliyetlerde bulunmak üzere, gizli surette cemiyet kurmakla suçlanmış …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 4

İddia makamı, yukarıdaki cezalara ek olarak, Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Cihat Savaşfer‘in daimi olarak kamu görevinden menedilmesi ve askeri Doktor Fethi Tevet ile Üsteğmen Alpaslan Türkeş‘in ordudan ihraç edilmelerini talep etmiştir. Bilinmeyen bir nedenden ötürü, muhtemelen matbaacıların dikkatsizliğinden dolayı, Ankara gösterisine aktif katılım nedeniyle yargılanan sanıklardan Saim Bayrak‘ın adı, yayınlandığı şekliyle davanın özetinde …

ABDÜLHAMİD İLE 10 DAKİKA BAŞ BAŞA

Sultan Abdülhamid, saltanatta bulunduğu yıllarda olduğu kadar, tahttan indirilip sürgüne gönderildiği zamanlarda ve hatta bugün dahi hep kendisinden bahsedilen biri olmuştur. Onun sürgün yılları Batı’da, Avrupa’dan Amerika’ya yahut ta Avustralya ve Yeni Zelanda’ya kadar bir çok ülkenin basın organlarının sayfaları konusu olmuştur. Çoğu kere bir Batı Efsaneleri şeklinde anılıp zikredilmiş olsa da bazen hakkaniyetli kalemler …

ABDÜLHAMİD, GLADSTONE’U MAHKEMEYE VERMEK İSTEMİŞTİ!

William Ewart Gladstone, Liberal Partili bir politikacı olarak, İngiltere’de dört defa başbakanlık koltuğuna oturdu. İktidarı döneminde İngiltere’de bir asırdan beridir devam etmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun idari bütünlüğünün korunması şeklindeki politikaya 1880’de son verildi. Hıristiyan teolojisinin derinden etkisinde kalmış olması yanında İslam’a karşı duyduğu nefret, siyasi söylemleri ve icraatlarında kendisini motive eden en güçlü dürtüler arasında …

HİLAFET: GİZLİ ANTLAŞMAYLA HİLAFETİN İLGASINI İSMET PAŞA MI İMZALAMIŞ?

Kemal Ohri, 1947 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye göndermiş olduğu mektubunda Lozan Antlaşması öncesi hilafet ve saltanatı kaldıran Türk-İngiliz Gizli Antlaşması’nın hala yürürlükte olduğunu kendisine hatırlatmış, antlaşmaya imza atan kişi olarak kendisine bu antlaşmanın İngiltere ile anlaşarak yine kendisi tarafından feshedilmesini teklif etmiştir. Lozan Antlaşması öncesi imzalanan ancak Lozan Antlaşması’na rağmen geçerli olan ve 1947 yılına …

SIRADAKİ KIZILELMA NEDİR?

İstanbul tarihte 24 defa kuşatma gördü. Sadece 6 defa ele geçirilebildi. Grek komutanları ve Roma imparatorları, Fars hükümdarları, Arap halifeleri, Venedik başkanları, Fransız kontları, Bulgar kralları, Avar liderleri, Slav despotları ve Osmanlı sultanları sırayla şehrin önlerine kadar gelip gittiler, şehri kuşattılar; ya geri püskürtüldüler ya da İstanbul’u ele geçirdiler. Ancak ele geçirenler birkaç komutandan ibaretti. …

BİZANS ENSTİTÜSÜNCE İSTANBUL BİZANSLAŞTIRILMAK İSTENMİŞTİ -III

Yunan Kralı’nın marşında da; “Başımızda kralımız olduğu halde İstanbul ve Ayasofya’yı alacağız” deniliyordu. Ayasofya Camii müze olmuştu. Ancak Bizans Enstitüsü ve İstanbul’da onu temsil eden Prof. Tomas Whittemore Ayasofya ile yetinmedi. Whittemore 1930’lu yıllarda İstanbul’daki çalışmalarına ilaveten Kahire’de, Kahire Camii ile Fethiye Camilerinde, üzerleri sıva ile kaplı mozaiklerin gün yüzüne çıkarılması için de çalıştı. Kahire …

ABDÜLHAMİD İDARESİNİN KIRILMA NOKTALARI

On dokuzuncu asrın son çeyreği, İslam ve onun dünya çapındaki müntesipleri açısından önemli bir zaman dilimi olmuştur. Birkaç asrı kapsadığı ifade edilebilecek olan askeri, siyasi ve sosyal alanlardaki çöküşten sonra Müslüman dünyası nihayet mevcudiyetinin gerekçesini sorgulama gereğini hissetmeye başlamış gözükmekteydi. Dolayısıyla da İslami uyanışın işaretleri hemen her yerde gözlemlenebilir bir hal almıştı. Söz konusu işaretler …

HASTA İMPARATORLUĞUN HASTA ÇOCUKLARI

Sultan II. Abdülhamid ile dönemi aydınları, şuarası, üdebası, münevverleri arasında daimi bir çatışma yaşandığı, fikir ve basın hayatının daimi surette olumsuz olduğu yazılmış, anlatılmış ve Abdülhamid’in tam bir müstebit, döneminin ise devr-i istibdat olarak vasıflandırılması hiçbir zaman ihmal edilmemiştir. Söylendiğine göre Abdülhamid kimseye hayat hakkı tanımamış, hele hele dönemin aydınları ile hiçbir surette anlaşamamıştır. Kendi …

CONSTANTINOPLE’DEN İSTANBUL’A, HAGIA SOPHIA’DAN AYASOFYA’YA YOLCULUK 3

Bizans Mimarisinin En Büyük Eseri Ayasofya Bizans mimarisinin en büyük eseridir. Dünyadaki en büyük kubbe yapısı ile tam bir şaheserdir. İmparator I. Justinian tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımına Milattan sonra 532 yılında başlanmış, tamamlanması ise bir görüşe göre 537’de, ama daha muhtemel bir kanaate göre ise 552’de söz konusu olmuştur. Mekân olarak, Büyük Constantine, oğlu Constantius …

MUSTAFA KEMAL; “VAHDEDDİN GİTMEK ZORUNDA KALACAK” DEMİŞTİ

1922 yılı Kasım ayı başlarında İstanbul’da bulunan işgalci müttefik güçler temsilcisi bazı isimler, Müttefik Yüksek Komiserleri ve Generallerinin yapacağı toplantıya arz etmeden evvel, siyasi bir konuyu kendi aralarında masaya yatırmışlardı. Konu oldukça önemli olup Sultan Vahdeddin’in güvenliğinin sağlanmasını ilgilendirmekteydi. Ama bu nasıl olacaktı? Her şeyden önce İtalyan General, Sultan’ın himaye edilmesi konusunda sorumlu olmakta isteksiz …

ERMENİ MESELESİ ABDÜLHAMİD’İ TAHTTAN İNDİRME VESİLESİ OLMUŞTU

Ermeni meselesinin tarihi kökeni 93 Harbi diye bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında mağlup bir şekilde imzalanan Ayastefanos Barış Antlaşması kadar eskidir. Söz konusu antlaşma ile Ermeni meselesi siyasi tarihin günümüze kadar gelecek olan bir parçası haline gelmiştir. Bu anlamda meselenin mucidi Rusya olmuştur. İcadın nedeni yahut vesilesini ise, Ermeniperverlikten öte imparatorluğu bünyesinde barındırdığı uluslar ile karşı …

HÜRRİYET YOLUNDA ABDÜLHAMİD’E KAFA TUTAN KADIN

Mısırlı Mustafa Fâzıl Paşa 1829’da Kahire’de doğmuştu. Çok sonraki zamanlarda da İstanbul’a gelerek Maarif ve Maliye Nazırı olmuştu. Ancak Hıdiv olma hakkını kaybedince Avrupa’ya kaçmıştı. Paşa, maddi açıdan oldukça zengin ve cömert olduğu gibi aynı zamanda bilge biriydi. Batı tarzı meşrutî bir idareden yana olan Genç Osmanlılar Cemiyeti mensuplarına Paris’te fazlası ile maddî destek sağlaması …

ABDÜLHAMİD’İN İNSAN KAZANMA SANATI

Sultan Abdülhamid saltanatı boyunca imparatorluğun hasta çocuklarını centilmence bir mücadele ile hep kazanmaya çalışmış, bağışlamış, affetmiş ve hiç bir şey olmamış gibi her defasında her şeye centilmence yeniden başlamıştır. Ceza verirken bile, en acı dillilerini ve en muhalif olanlarını dahi aşırılıklardan uzak, tatlı sert bir politika ile ikna etmeye ve adeta yaramazlıklarından vaz geçirmeye çalışmış; …

MERHUMU NASIL BİLİRDİNİZ? Talat Paşanın Cenaze Töreni

-Talat Paşanın Cenaze Töreni- Cemal Paşa, 21 Temmuz 1922’de Tiflis’te öldürüldü. Cenazesi Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir tarafından Erzurum’a getirilerek Karskapı Şehitliği’ne defnedildi. Enver Paşa, Cemal Paşa’dan 15 gün sonra, 4 Ağustos 1922’de Tacikistan’da öldü. Na’şı, 1996’da, ölümünden tam 74 yıl sonra ancak İstanbul’a getirilebildi ve Şişli’deki Abide-i Hürriyet Tepesi’nde defnedildi. Talat Paşa ise 15 Mart 1921’de Berlin’de öldürüldü. …

HEPSİ TESADÜF MÜ?

Sultan Abdülhamid saltanatı, siyaseti, dönemi hadiseleri ve nihayet akıbeti bakımından hemen her kesimin konuştuğu bir isimdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ilkini 1908 yılında fiilen, ikincisini ise 1909’da resmen gerçekleştirmiş olduğu girişimler neticesinde birbirinden farklı iki dönemden Hamidiye Dönemi bütünüyle sona ererken yeni bir döneme ise kapı aralanmıştı. Söz konusu eski ve yeni dönemlerin, sağladıkları kazanç …

ABDÜLHAMİD’İN ERMENİLERE BAKIŞI

Otuz üç yıllık iktidarı sırasında siyasî problemler içerisinde Bosna-Hersek meselesi, Yeni Pazar’ın işgali meselesi, Yemen ve İmam Yahya meselesi, Trablusgarp meselesi, Basra körfe­zinde ve Irak’ta İngiliz nüfuzunun yükselişi ve buna ilişkin (Necit ve İbn Suud, Kuveyt ve Mübarek es-Sabah, Muhammıra Şeyhi Haz’al) meseleleri, Bağdat Demiryolunun sonu ile il­gili İngiliz ve Alman rekabeti meselesi, Kerbela ve …

ABD MİSYONER OKULLARI VE ABDÜLHAMİD’İN ROOSEVELT’E MUHALEFETİ

Sultan Abdülhamid’in saltanatı sırasında üzerinde ziyadesiyle durup hassasiyet ile ilgilendiği konular özellikle askeri ıslahatlar ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin geliştirilip artırılması oldu. Modern bir tarzın ağırlıklı olarak kendisine uygulama alanı bulduğu donun öneminde açılmış olan yeni eğitim kurumları sadece İstanbul ile sınırlı kalmayıp imparatorluğun hemen her tarafında kapılarını öğrencilere araladı. Eğitim-öğretimin önemini bilen ve onu fazlası ile …

SARAY’DAN SÜRGÜNE: ABDÜLHAMİD’İN GARDİYANLARI

Sultan Abdülhamid Osmanlı padişahları içerisinde saltanatı uzun süren isimlerden biri olmuştur. Ancak onun saltanat süresi, yaklaşık yarım asrı (46 yıl) bulan Kanuni Sultan Süleyman’ınki ile pek tabii ki mukayese edilebilir değildir. Ancak nihayeti itibarıyla Sultan Abdülhamid, meşhur 31 Mart hadisesi ile tahttan indirilmiş, Çırağan Sarayı’nda kalmayı arzusu etmesine rağmen, Selanik’e gönderilmiştir. İttihatçılar, Abdülhamid’in arzusu hilafına, …

MACRON MU? O ASLA NAPOLYON OLAMAZ!

Emmanuel Macron Napolyon’a siyaseten hiç benzemez. Peki, ya Joséphine’e… Joséphine’in nesi olur, ona benzer mi acaba? Emmanuel Macron ve Fransa’sı bugünlerde bir hayli dillerde. Ama her ikisi de rahmetle değil nefretle zikredilmekte. Acaba Macron yeni bir Napolyon mu olmak istemekte! Acaba ona mı özenmekte! Ama Macron bence Napolyon’dan ziyade sanki biraz Napolyon’un karısı Joséphine’i akla …

ENVER, CEMAL VE TALAT PAŞALAR NEDEN VE NASIL FİRAR ETTİLER?

Enver, Cemal ve Talat Paşa Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşında mağlubiyetinin kesinleşmesi üzerine Almanların yardımı ile yurdu terk etmişlerdi. Bu İttihatçı liderler daha savaş bitmemişken neden Anadolu’ya değil de Almanya’ya gitmişlerdi? Almanlar çok mu güvenilir bir yerdi? Almanlar bu üç liderin hayatlarını garanti mi etmişlerdi? Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda maruz kaldığı askeri mağlubiyet üzerine …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARI NEVZUHUR MUHAFAZAKÂRLAR

Sultan Abdülhamid ismi ve Hamidiye Dönemi; düne kadar Abdülhamid üzerinden Abdülhamid ile aynı zihniyet ve çizgideki yani muhafazakâr kesime mensup insanları yermek ve kendilerine tasallutta bulunmak üzere hep bir atlama taşı olarak görüldü. Ancak acı olan gerçek şu ki, günümüzdeki bazı isimler, siyasi arenada umduklarına nail olamayıp nefsani vesveseleri karşısında mağlup bir hal sergilemek suretiyle, …

ABDÜLHAMİD’İN MUHAFIZIYDIM NASIL MASON OLDUM

Geçen yüzyıldaki mevcut yapısı dikkate alındığında masonluğu Kuzey Locaları ve Güney Locaları şeklinde iki kısma ayırmak mümkündür. Kuzey Locaları, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, İngiliz sömürgeleri, Almanya, İskandinavya, Hollanda ve birkaç Latin organizasyonundan ibaretti. Latin yahut Doğu Locaları ise monarşik yapılara şiddetle muhalifti. Sultan İkinci Abdülhamid ise masonluğa şiddetle karşı biriydi. O, bu tür cemiyetlere itibar …

İSMET ULUDUR! İSMET ULUDUR! MEMURLAR İNSANOĞLU’NUN KULUDUR!

Yıl 1944. Mevsim kış. Ancak kara kışa rağmen, özellikle İstanbul ve Ankara ahalisinin dilinde, belki sanatsal değeri olmasa da, siyasi bakımdan oldukça fazla ehemmiyet bulunan şiirler/deyişler dolaşmaktaydı. Söz konusu şiirler/deyişler, dönemin siyasilerinin hal ve gidişini konu edinerek onları acı bir surette yermekte ve hatta istihza ile rencide etmekteydi. Bir anlamda tek parti yönetiminin güven vermeyen …

OSMANLI DEVLETİ’NDE KADIN ELİNİN SİYASETE DOKUNMASI

Osmanlı padişahlarından ve sadrazamlarından bazıları nikahlarında bulunan kadınlarından hususiyle birine karşı fazlaca alaka göstermişlerdir. Bu anlamda hemen akla gelen ve çokça zikredilenler olarak Kanuni Sultan Süleyman’ı ve onun Hürrem Sultan’a olan bağlılığını yahut Sultan Ahmet’in Mahpeykar’a olan tutkusunu ya da Hatice Turhan Sultan’a olan Sultan İbrahim’in alakasını ve nihayet Sultan Abdülhamid’in Müşfika kadınefendiye gösterdiği yakınlık …