Gösteriliyor 126

BİR İTİN BİYOGRAFİSİ

Genel olarak hayvanları, özellikle de itleri ve hususen de İstanbul itlerini tanıyıp anlatmakta, araştırıp yazmakta ciddi derecede ihmalimiz söz konusudur. İtleri bize tanıtacak, davranışları, yaşamları ve sair hususiyetleri hakkında bilgi verecek ve onları nihayet sevmeseler de saygı duymayı öğretecek yeterli düzeyde kitaplarımız yoktur. Yeterli düzeyde çocuk hikâyelerimiz yoktur. Yeterli düzeyde araştırma eserlerimiz yoktur. Yeterli düzeyde …

31 MART’IN İSTANBUL SOKAK KÖPEKLERİNE BEDELİ

Bugün İtlere Yapılan Zulüm, İttihatçılardan Bizlere Kalan Kadim ve Kötü Bir Mirastır. İttihatçıların Abdülhamid’i Bertaraf Planı 1908 hadiseleri sonrasında Sultan İkinci Abdülhamid iktidarda şeklen de olsa bulunmaya devam etmişse de İttihatçıların derinden derine Sultan’a karşı duydukları siyasi endişeleri mevcuttu. Onunla birlikte hedefledikleri yola devam edemezlerdi. O iktidarda, şeklen de olsa, kaldığı sürece kendileri gölgede kalacak ve istedikleri …

FETHİN EN BÜYÜK ŞAHADETİ AYASOFYA

Ayasofya kilise iken de cami olduktan sonra da dillerden hiç düşmedi. Dikkatleri her vakit ve her dönem üzerinde topladı. Hep önde ve hep gözde oldu. Hatta Ayasofya mimarisinde veya ona çok benzer biçimlerde camiler dahi yapıldı. Bu durum bazen şuurlu bir şekilde oldu, bazen de çaresizlikten kaynaklandı. Ancak netice itibariyle Ayasofya cami mimarisi olarak da …

FİLİSTİN YAHUT BİR HAPİSHANE – BİR ŞEHİTLİK

Filistin meselesi sadece bugünün gündemi ve konusu olmamıştır ve olmayacaktır. Bugünkü şahit olduğumuz meselelerin yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi ve uzunca bir hikâyesi söz konusudur ve görünen o ki olmaya da devam edecektir. On dokuzuncu asrın ikinci yarısı ve özellikle son çeyreği esasen Türkiye’nin bugünkü siyasi meselelerinin belirginleştiği, içsel olarak biçimlenip olgunlaşmaya yüz tuttuğu ve …

FİKRET VE AKİF’İN GÖZÜYLE SULTAN ABDÜLHAMİD

Yıldız’a fırlatılan zehirli oklar yahut Fikret ve Akif’in gözüyle Sultan Abdülhamid Sultan Abdülhamid ve iktidarına karşı en ziyade ve en şedit muhalefet, sol cenahtan Tevfik Fikret, sağ cenahtan ise Mehmet Akif tarafından yapılmış gözükmektedir. Aslında bu iki şairin Abdülhamid’e karşı sergilemiş oldukları tavrı muhalefet olarak isimlendirmek Abdülhamid ve yönetimine karşı duydukları hislerin izharını, ret ve …

GEÇEN ASRIN DOLAR MİLYONERLERİ

Her dönemin (Lira, Euro, Yen, Ruble değil de) dolar milyonerleri olmuş. Niye dolar milyonerleri denmiş… Demek ki ABD, parası ile de dünyaya hakim olmuş… Dolar milyarderleri adlarını tarihe sahip oldukları mali güçle ve ellerinde bulundurdukları nakdi servetle yazdırmışlar. Hani demişler ya, zenginin parası, züğürdün çenesi. Bizim ki de o hesap… İsterseniz bir bakalım geçen asırda …

GEL DE ŞİMDİ MADURO’YU SEVME!

Nicolás Maduro’ya selam olsun! Venezuela bir anlamda kahramanlar diyarıdır. Mesela “En çok canımı sıkan fakirliktir. O da beni asi hale getirmektedir” sözünün sahibi Hugo Chávez ve nihayet, ne yalan söyleyeyim, benim de kendisini yürekten takdir ettiğim ve haklı mücadelesinde içtenlikle kendisine başarılar dilediğim, günümüzün kahramanı Nicolás Maduro. İnsan Maduro’ya ait aşağıdaki ifadeleri okur da ona nasıl sempati …

GERÇEKLERİN TERS YÜZ EDİLMESİ

Milli Mücadele’nin sonları ile zafer sonrası zamanlarda Sultan Vahdeddin ile Mustafa Kemal’in birbirlerine karşı kullanmış oldukları dil, başta Nutuk olmak üzere, muhtelif kaynaklarda yer almaktadır. Ve kullanılan dil ve üslup gönül alıcı değil, bilakis gönül kırıcıdır. Bu durum her iki taraf için de geçerlidir. Hal böyle olmakla birlikte bazı yazarlar Sultan Vahdeddin ile Mustafa Kemal’in …

HANGİ KAZIM KARABEKİR PAŞA?

Bugün haklarında hüsn-i zan beslediğimiz ve hatta bazılarını abartılı bir şekilde taçlandırdığımız geçen asrın birçok ismi biraz yakından incelendikleri takdirde inişli çıkışlı bir hayat felsefesinin yolcuları olarak karşımıza çıkarlar. Belki de bu nedenledir ki geçen asrın siyasete karışmış hemen her bir şahsiyetinin bir “eski”, bir de “yeni” yahut bir “önceki” bir de “sonraki” ismi ve …

ABDÜLMECİD EFENDİ İSVİÇRE SINIRINDA AĞLAMIŞTI

“Çağdaşlaşma” bazen hiçbir kutsala değer atfetmez. Sosyo-kültürel alandaki tüm adet, gelenek ve uygulamalar bir çırpıda ve pervasızca kaldırılıp bir kenara atılabilir. Bu noktadaki azim ve ısrar bazen o kadar kat’i olabilir ki din, dini değerler ve dini şahsiyetler de bu duruma muhatap olmaktan çoğu kere kendilerini kurtaramazlar. Yakın geçmişte Rusya’nın din adamlarına karşı malum muamelesi …

TÜRKİYE-AFGANİSTAN İLİŞKİLERİNİN KISA TARİHİ

Afganistan, coğrafya olarak uzak gözükse de, siyasi ilişkiler bakımından gerek Osmanlı Devleti gerekse Türkiye Cumhuriyeti ile oldukça sıcak temaslar içerisinde olmuştur. Osmanlı Devleti dönemi Afganistan ile olan ilişkiler ayrı ve uzun bir fasılsa da özellikle Türkiye Cumhuriyet’in ilk yıllarında iki ülke arasındaki ilişkiler dikkate alındığında Afganistan’ın hiç de ihmal edilmiş bir ülke olmadığı görülür. Birinci …

AFGANİSTAN’IN HATIRLATTIKLARI: MUSTAFA KEMAL’İN DOĞU’DAN BATI’YA KAPSAYICI POLİTİKASI – II

Aralarındaki diğer siyasî münasebetlere ilaveten 1920’li yıllarda Türkiye ve Afganistan arasında bir ittifak anlaşması­nın gerçekleştirilmesi yolunda Ankara’da bir takım çalışmalar yapılması söz konusu olmuştu. Bu tarihlerde Ankara’daki ge­rek İran ve gerekse Afganistan elçileri İslami harekete gayet ılımlı yaklaşmışlar, Sultan Ahmed Han, Mersin ve Adana’yı ziyaretlerde bulunarak buralarda sadece İslami ideali, İslam ittihadını destekleyen konuşmalar yapmakla …

ESKİ İSTANBUL’DAN HATIRDA KALANLAR

Boğaz’ın güney ucunda yer alan İstanbul, gerek dün gerekse bugün, dünyadaki şehirler içinde en iyi konumuna sahip olanıdır. Avrupa ve Anadolu kıtaları üzerine kurulmuş olan şehir geçen asırda günümüzdeki kadar büyümüş değildi. Şehrin Avrupa yakası iki parçadan, İstanbul ve Pera’dan oluşmaktaydı. Diğer bölümü ise Asya’da bulunmakta ve koynunda Üsküdar’ı barındırmaktaydı. Şehrin hemen hemen her tepesi …

ERZURUM-BİTLİS-VAN PETROL DENİZİ

Anadolu binlerce, on binlerce yıllık bir maziye sahip bir coğrafyanın adıdır. Belki de yeryüzünün insanla ilk tanışan mıntıkalarından birisidir. Türlü türlü milletlere, idare ve devletlere mesken olmuş, zengin bir kültürel varlığa her daim sahnelik etmiştir. Dolayısıyla Anadolu adeta bir açık hava müzesidir. Her bir parçası ve her bir noktası birbirinden farklı görsel zenginliklerle doludur. Kimi …

BAKÜ PETROLLERİNİN BİR UCU ERZURUM-VAN-BİTLİS’TE Mİ?

Petrolün varlığının mutlak suretteki bilgisine çok önceden beri sahip olunsa da kullanıma sokulması en azından on dokuzuncu yüzyılın ortalarında, hususiyle de yirminci yüzyılın başında söz konusu olmuştur. Bu siyah ve sıvı suretindeki maddenin öneminin ve ticari getirisinin fazlası ile farkında olan İngiltere; Mezopotamya, Suriye ve Arabistan coğrafyalarında bulunan petrol madenini azami derecede tasarruf etmek istemiş …

ENVER VE CEMAL PAŞA MİLLİ MÜCADELE’YE NEDEN KATILMADI?

Enver Paşa, 1918 Kasımının ilk günlerinde ülkeyi terk etmeden önce Ahmet İzzet Paşa hükümetini bilgilendirmek üzere kaleme aldığı mektubunda, vatana hizmet edemediği için müteessir olduğunu, Kafkaslardaki Müslümanların istiklali için mücadele edeceğini belirtmişti. O, vatandan ayrıldıktan sonra hakikaten de söz konusu mektubundaki vadine sadık kalmış, Berlin’de muayyen bir zaman bulunduktan sonra Rusya’ya geçmişti. Enver Paşanın Birinci …

ENVER PAŞA’NIN KENDİSİ GİBİ İMZASI DA İDDİALIYDI…

Hususi ve resmî evrakların görülüp mahiyetlerinin onaylandığını veya aidiyetini ifade etmek üzere kullanıla gelen imzanın tarihi eski çağlara ve çeşitli devletlere kadar uzanır. Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da kullanımı malum olan imzanın İslâmî çevrelerde de çok erken zamanlardan itibaren kullanıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber’in bazı belgeleri ve mektupları sağ eliyle bizzat imzaladığı veya mühürlediği malumdur. İslam tarihinde …

EMPERYALİZMİN VENEZUELA İLE DANSI

Yani emperyalizmin kurguladığı oyun hep aynı. Teslim olursan ne âlâ!… Venezuela, Güney Amerika’nın kuzey ucundaki bir ülke. Bize çok uzak, çok ötelerde ve çok ötemizde bir ülke. Sesini pek duymuyoruz. Rengini, dokusunu ve kokusunu pek tanımıyoruz. Halini ise yeterince bilmiyoruz. Ülke bugünlerde ciddi bir sıkıntının içinde. Ancak Venezuela’nın “kâbus” ile tanışması Chistophes Colombus ile tanışmasıyla …

DÜRRÜŞEHVAR’IN SIR DOLU İSTANBUL ZİYARETİ

Son Osmanlı halifesi Abdülmecid’in kızı Berar Prensesi 20 Kasım 1945 yılında Türkiye’ye gelmişti. ABD Büyükelçiliği 26 Kasım 1945 tarihli ve 37 No’lu raporunda Prenses’in bu ilginç İstanbul ziyaretine büyük bir merak duymuştu. İstanbul’daki Büyükelçi, Elçilik Baş tercümanı Ali Nur Bozcalı tarafından çeşitli kanallara müracaat edilerek toplanan bilgiler neticesinde bir rapora dönüştürülmüş ve hazırlanan rapor, önemine …

DİLENCİLER

Maddi yoksunluk içerisinde bulunan insanların gönlü zengin ve merhamet sahibi insanlara el açma eylemlerine klasik anlamda dilencilik diyoruz. Dilencilik; fukaralık, maddi mahrumiyet yahut çaresizliğin doğurduğu tabii bir sonuç olmasının ötesinde Türk kültür tarihinin kurumsallaşmış bir unsuru ve toplumsal bir geleneği de olmuştur. Dilencilik Doğu’da olduğu kadar Batı’da söz konusudur. Ancak suretleri ve talep şekilleri itibarıyla …

ÇANAKKALE: VAROLUŞ DESTANI

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti’nin katılmış olduğu en son savaş Birinci Dünya Savaşı’dır. İttihat ve Terakki Partisi idaresindeki Osmanlı Devleti Almanya safın­da bu savaşa katılmış ve harp içinde Osmanlı Devleti ve savaşın kaderi açısından en önemli cephe Çanakkale cephesi olmuştu. Burada şunu hemen belirtmek gerekir ki Çanakkale Savaşı yoktur, fakat Birinci Dünya Savaşı içerisinde bir Çanakkale …

CUMHURBAŞKANIM ÇOK YAŞA!

Cülus törenlerinin tarih boyunca önemsenmesinin ve giderek kurumsallaşarak şaşaa ve ihtişam içerisinde uygulama şansı bulmasının temel nedenlerinden birisi, örneğin, eski Türklerde, han, hükümdar yahut sultan olan şahsın kutlu olduğu ve Tanrının halka bir ikram olduğu şeklindeki bir kanaat ise bir başka nedeni de cülus ile padişahın otoritesini bütün tebaaya kabul ettirme ve halk ile saray …

CONSTANTİNOPLE’DEN İSTANBUL’A, HAGİA SOPHİA’DAN AYASOFYA’YA YOLCULUK – III

Bizans Mimarisinin En Büyük Eseri Ayasofya Bizans mimarisinin en büyük eseridir. Dünyadaki en büyük kubbe yapısı ile tam bir şaheserdir. İmparator I. Justinian tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımına Milattan sonra 532 yılında başlanmış, tamamlanması ise bir görüşe göre 537’de, ama daha muhtemel bir kanaate göre ise 552’de söz konusu olmuştur. Mekân olarak, Büyük Constantine, oğlu Constantius …

CHP 1950 SEÇIMLERINI NEDEN KAYBETTI?

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından 1945 yılı Şubatında Türkiye’nin siyasi, idari ve genel gidişatı ile ilgili olarak kaleme alınan bir rapor galiba üzerinde tekrar durup düşünülmesini gerektirmektedir. Gerçi kaleme alınan rapor sadece kişisel izlenimlerin dile getirilmesinden ibarettir. Ancak deneyimli bir diplomatın kaleminden çıkmış olması dolayısıyla galiba önemsenmesi gerekmektedir. Zira raporun kaleme alınmasından uzun bir zaman sonra …

BÜYÜKADA’DAKİ GİZEMLİ KÖŞKÜN HİKAYESİ…

Arap İzzet Paşa’dan Leon Troçki’ye… Bir köşkün biyografisi İstanbul’un tarihi güzelliklerinden birisi de bünyesinde önceki asırlardan günümüze intikal etmiş olan yalıları, köşkleri ve konaklarıdır. Bir zamanlar Boğazın iki yakasında, Kâğıthane, Kadıköy, Çamlıca, Adalar ve daha pek çok yerde bugünkülerden çok daha güzel, sanat ve zarafet örneği köşkler ve kâşaneler vardı. Ancak İstanbul’un meşhur olan bir …

BU SENİNKİ SEVDA DEĞİL…

Enver Paşa ile Naciye Sultan’ın evliliklerinin perde arkası… Enver Paşa ile Naciye Sultan’ın evlilikleri ve aşkları, galiba Enver Paşa’nın siyasi şahsiyeti dolayısıyla, biraz efsaneleştirilmiş gibi. Çiftin dillere destan bir aşk ve sevgilerinden bahsedilir. Belki de öyledir. Aşkları bir tarafa, Enver ve Naciye nasıl evlendiler ve düğünleri nasıl oldu bir bakalım… Enver Paşa; hiç şüphe yok ki …

BRE SÜLEYMAN, SEN BÖYLE GİYİNİRSEN ANAN NE GİYSİN!

Yavuz Sultan Selim, sağlam bir felsefenin, derin bir tefekkürün, müstesna bir azmin ve Allah’a adanmışlığın olduğu kadar engin bir mütevazılığın da adıdır. “Bu dünya tek bir sultana çok, iki sultana ise azdır” diyen; “Gökte nasıl bir Allah varsa yerde de dünyayı idare eden tek bir sultan olmalıdır” diye düşünen o’dur. Suriye, Ürdün, Filistin ve Lübnan’ı, …

BİZDE ŞAİR VE SANATÇININ HALET-İ RUHİYESİ

Sultan II. Abdülhamid dönemi şairleri, edipleri, ulema ve sanatçıları genel olarak iktidar ile kavgalı olmuşlardır. İmparatorluğun hakikaten zeki, iyi tahsil görmüş, Doğu ve Batı’yı tanıyıp öğrenmiş bir kısım münevverleri her nedense dönemlerinin birer gerçek aydını, sanatçı yahut şair ve edebiyatçıları olarak topluma örnek olmak ve ona müspet anlamda yön vermek sorumluluğunu üstlenmek yerine çatışmacı bir …

BİR ZAMANLAR SAHİB-İ “ENVERLAND”DI, AMA GİRİŞİ YASAKTI

Türk tarihinin dünyada dengi var mıdır, bilemiyorum. Amma velakin, hiç sanmıyorum. Uzuuun bir tarihimiz var… Oldukça uzun… Milattan çok öncelere kadar uzanıp da bugünlere kadar ulaşabilen, dünyanın dört bir tarafına yayılmış, kol kanat germiş bir tarih… Coğrafyası, insanları, idarecileri ve idare tarzları ile son derece dalgalı, renkli, enteresan ve bir o kadar da özgün bir …

BİR ZAMANLAR BİZİM OLAN İDLİB

Geçen asırda Osmanlı coğrafyası sınırları içerisinde yer alan İdlib bize ait mütevazı bir belde idi. Halep Vilayetine bağlı bulunmakta ve Antakya, İskenderun gibi bir kaza olarak Osmanlı idari teşkilatı içerisinde yer almaktaydı. Halep vilayeti dâhilinde yer alan ancak kendisine bağlı nahiyeleri ve bir dizi köyleri olan bir statüsü vardı. İdlib’in geçmiş zamanlarda çok şeylere şahit …

BİR NOSTALJİ OLARAK DÜELLO

Muhafazakâr olarak bilinse de Hamidiye Devri Batı kültürünün etkisinde kalmaktan kendisini bütünüyle kurtarabilmiş eğildi. İyi veya kötü, güzel veya çirkin birçok Batı kültür unsuru Osmanlı Müslüman toplumunda da tatbik edilir bir hale gelmişti. Bu anlamda geçen asrın Batı toplumlarında uygulandığı görülen, bizlerce de, yakinen görülüp müşahede edilmemiş olsa da, Amerikan kovboy filmlerinden fazlası ile seyredip …

BİR İSTANBUL DEPREMİ HİKÂYESİ

Son yaşanan İstanbul depremi, trajik İstanbul tarihini olduğu kadar deprem bilimindeki komik halimizi de gözler önüne sermiş bulunmaktadır. Memleketin güzide deprem bilimcilerinin her biri kendisine özgü bir üslupla konuştu. Ortak noktaları ise hiçbir konuda ittifak edememeleri oldu. Deprem olacaktı ama zamanı belli değildi. Ama çok yakındı. Şiddeti konusunda da farklı beyanlar vardı. Düşük sarsıntılı da …

BİR GÜNAHKÂRIN İTİRAFLARI

Bundan yaklaşık bir asır önce, 13 Nisan 1909’da İstanbul’da yönetime karşı yeni bir ayaklanma vuku bulmuştu. Olayın meydana geldiği tarihte Rumî Takvim, 31 Mart 1325’i göstermekteydi. Bu nedenle patlak veren hadise tarihe 31 Mart Vakası diye geçti. Deniz Kuvvetleri hadiseye iştirak etmede mütereddit kalmışken, Selanik’te bulunan Üçüncü ve Edirne’de bulunan İkinci Ordu İttihatçıların emrinde ve Hareket …

BEN EDEPSİZLİĞİN VE EDEPSİZLERİN DÜŞMANI İDİM

Acaba Abdülhamid aleyhinde yazılıp konuşulanların ve ona izafe edilen olumsuzluk ve ithamların gerçeklik payı nedir, hakikati ne derece aksettirmektedir, ona isnat edilen menfilikler ne derece doğru ve isabetlidir… Sultan Abdülhamid devri iktidar – aydın ilişkisi, fikir ve basın hayatı öteden beri hep olumsuz olarak tanıtılmış, anlatılmış ve yansıtılmıştır. Abdülhamid tam bir müstebit, dönemi ise devr-i …

BARIŞ PINARI BÜTÜN HULUSİ İLE AKAR GÜNEYE

Gazanız mübarek olsun aslanlar. Tek birinizin dahi parmağına taş değmez inşallah. İnanıyorum ki salimen gittiğiniz gibi ileri, muzaffer olarak da döneceksiniz geri. Zira “Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır. Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.” buyuruyor Zülcelal Hazretleri.[1] Zira bütün hulusi ile akar güneye Barış Pınarı… Birkaç günden beri Türk ordusu dosta gurur ve sürur, düşmana keder ve korku salmaktadır. …

Aziz Millet, Baba Devlet

1839 Tanzimat Fermanı’ndan bugüne kadar devam eden tarihsel siyasi ve kültürel yadigârlarımızdan biri de halk nezdinde devletin “Baba” olduğu anlayışıdır. Cumhuriyet sonrasında söz konusu babamızı bütünüyle değilse de, zaman zaman kaybettik. Çok kere aradıysak da maalesef her zaman bulamadık. Hakiki baba diye bulduklarımız bizi yüz üstü bırakan “Baba” lakaplı siyasetçiler oldu. Fakat maruz kaldığımız şu …

AYASOFYA NEDEN Mİ MÜZE OLDU? ABD BAŞKANI, “AYASOFYA MÜZE OLSUN” DEDİ -II

Cumhuriyet Türkiye’sini kuranların ülkeyi bütünüyle değiştirip Batılılaştırabilmek için başvurdukları metot fazlasıyla radikal oldu. Batılılaştırma ve özünden arındırma yolunda yapılan değişiklikler ise öncelikle tarihsel ve simgesel konuları esas aldı. Yüzlerce yıllık hilafet, yüzlerce yıllık saltanat, yüzlerce yıllık harfler tek tek atılıp yerlerine çağdaş mukabilleri alındı. Modern Türkiye’nin oluşturulması yolunda yıkılan yüzlerce yıllık tarihi kurumlardan birisi de …

ATATÜRK’ÜN CENAZESİNE KİMLER, NİÇİN ve KAÇ PARALIK ÇELENK GÖNDERDİ

Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Kasım 1938’deki ölümü ve kendisi için tertip edilen cenaze töreni, anlaşılan o ki, farklı kesimleri ve yabancı devletleri farklı farklı suretlerde ilgilendirmiş gözükmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı 16 Kasım 1938 tarihinde Ankara’daki Büyükelçiliğine bir telgraf çekmiş ve Atatürk’ün cenaze törenine hangi devletlerin kaç paralık çelenk sunduklarını merak etmiş ve elçilikten …

AFGANİSTAN’IN HATIRLATTIKLARI: MUSTAFA KEMAL’İN DOĞU’DAN BATI’YA KAPSAYICI POLİTİKASI – I

Günümüzde iltica, mülteci ve Taliban gibi kısır bir döngü ve anlık olgular dâhilinde gün ufuklu dış politika yorumlarında bulunan bir kesim ve bu kesimin kesif suretteki propagandası ile yüz yüze gelmemek mümkün değildir. Oysaki Milli Mücadele yılları ve sonrasında Mustafa Kemal ve arkadaşları Doğu’dan Batı’ya kapsayıcı bir politika izlemişlerdi. Bu politikanın içerisinde ve denebilir ki, …

AŞK, İHANET VE CEZA

Kemaleddin Paşa, Plevne kahramanı Gazi Osman Paşanın üç erkek evladından biridir. Sultan Abdülhamid, Osman Paşaya Gazilik unvanını vermek ve onu kendisine Mabeyn Müşiri yapmakla yetinmemiş oğullarını da kayırıp kollamıştı. Abdülhamid, Osman Paşanın oğullarını kendi kızları ile evlendirmişti. Bu anlamda Kemalettin Beye hem “Paşa” unvanı vermiş, onu kendisine “Yaver” yapmış hem de 1898’de kızı Naime Sulan …

ARAP İZZET PAŞA’NIN HEM KONAĞI HEM YÜREĞİ YANMIŞTI

Yakın dönem tarihimizde daha ziyade isminin başına konulan “Arap” sıfatı ile birlikte anılan ve o şekilde meşhur olan İzzet Paşa el- bid, hayatı filmleştirilmiş olsa, herhalde reytingi gelmiş geçmiş en yüksek film olurdu. Öyle bir filmin Guinness rekorlar kitabına girmemesi için hiçbir sebep olmazdı. Kendi hayatı bir film aratmayacak kadar zengin ve enteresan olan Arap …

ARAP İZZET PAŞA, HZ. PEYGAMBERİN MESCİDİNİ ELEKTRİKLE AYDINLATMIŞTI

Medine’ye elektriği ilk getiren isim Arap İzzet Paşa oldu. O, İstanbul’da kendi adına kurmuş olduğu vakfın gelirlerinden bir kısmını Medine-i Münevvere’de tesis ettiği hayır kurumlarına sarf etti. Medine toplumunda ihtiyacı olanlara hayır ve hasenatta bulundu. Elektrik enerjisinin Osmanlı coğrafyasında kullanılmaya başlanması telgrafın kullanımı ile yakından alakalı olmuştur. İmparatorluğun elektrikle aydınlatılması için imtiyaz alınmaya çalışılan ilk …

ARAP İZZET PAŞA GİBİ KIZI DA FİRAR ETMİŞTİ

Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Reşit El-Maktum’un 31 milyon sterlinle Londra’ya kaçan eşi Prenses Haya’nın haberini okuyunca yakın tarihimizin önemli simalarından biri olan ve Sultan II. Abdülhamid’in hafızası diye anılan, İttihatçıların başının “karabelası” Arap İzzet Paşanın kızı Lem’a Hanımın da benzer bir surette Avrupa’ya kaçması hatırıma geldi. O zamandan bu zamana değişen galiba sadece isimler …

ANKARA HÜKÜMETİ SULTAN VAHDEDDİN’İ YARGILAMAK İSTEMİŞTİ

Sultan Vahdeddin bir Türk hükümdarı olmasına ve muayyen bir süre için Osmanlı tahtında bulunmasına ve Osmanlı idari anlayışı, yapılan ve yazılan her bir şeyin kayda geçirilmesi ve saklanması anlayışına dayanmasına rağmen Vahdeddin yönetimine dair resmi vesikalar bugüne değin maalesef tarih ve siyaset ile uğraşanların ulaşabileceği duruma gelmedi. Bu nedenle Sultan Vahdeddin’in iktidarı zamanı ve uygulamalarına …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YAHUDİLERE FERMANI

Sultan Abdülhamid’in Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir Sultan Abdülhamid’in saltanatı yıllarında başlayıp günümüzde de devam eden en önemli problem konulardan birisi Filistin meselesidir. Onun Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir. Onun bu doğrultuda bir dizi uygulamalar içerisinde olduğunu biliyoruz. Zaman zaman değişikliğe …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YASAKLADIĞI GİYSİ: ÇARŞAF

Genel olarak siyah renkli kumaştan dikilen çarşaf, içerisindeki insanın genç yahut yaşlı, çirkin yahut güzel ve hatta erkek veya kadın, kim ve nasıl olduğu konusunda isabetli bir tahminde bulunmaya imkân vermeyen bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla da çarşafa bürünmüş birinin taşıdığı sırlara vakıf olmak imkânsız bir haldir. Hal böyle olsa da çarşaf giymiş iki bayanın caddede …

ADNAN MENDERES’İN UÇAK KAZASI VE SECDE-İ ŞÜKÜR HAL

Yıl 1959. Adnan Menderes ve beraberindeki heyet, 17 Şubatta Kıbrıs konusunda Londra’da yapılacak görüşmeye katılmak üzere Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan hareket etmişti. Uçak, önce yakıt ikmali için Roma’ya uğramış, sonra da Londra’daki Heathrow havaalanına yönelmişti. Ancak mevsim kıştı ve Londra’da yoğun sis vardı. Bu nedenle uçağın Heathrow havaalanına inişine izin verilmedi. Uçak Paris’e yönlendirildi. Fakat bilahare, …

HAMİDİYE İDARESİ BÜTÜNÜYLE GÜL BAHÇESİ DEĞİLDİ

Hamidiye Devri diye adlandırılan Sultan İkinci Abdülhamid idaresi şüphesiz ki bütünüyle gül kokulu bir çiçek bahçesi değildi. Gönle huzur veren ve ruha şifa olan güzellikleri olduğu gibi rüşvet kabilinden beliyyeleri de ayet revaçtaydı. Rüşvetin Hamidiye Dönemi’nde şüyuu vukuundan beter bir hale gelmesinin pek tabii ki bir dizi nedeni vardı. Özellikle Irak’ta küçük memurlar arasında rüşvet …

ABDÜLHAMİD’İN OĞLU İMMANUEL

1918’de, Amerika’da kendisini Sultan Abdülhamid’in oğlu olarak tanıtan ve ABD makamlarını bir süre meşgul eden bir başka isimle karşılaşıyoruz. İmmanuel… Sultan Abdülhamid yakın tarihin en renkli siyasi şahsiyetlerinden biridir. Bir anlamda o döneminin adeta fenomenidir. Şahsına ve idaresine dair oldukça fazla şey yazılıp çizilmiştir. O hem sevilmiş, hem nefret edilmiştir. Kimileri onu muhabbetle, kimileri ise …

ABDÜLHAMİD’İN İLK AŞKI MATMAZEL FLORA

Rivayet o ki; Abdülhamid’in gençlik yıllarında vurulduğu yahut aşka tutulduğu ilk kadın Belçika asıllı Matmazel Flora Cordier olmuştu. Flora Cordier o sıralarda iş yeri Pera’da bulunan Bay Marrugo’nun yanında, bir Tuhafiye mağazasında çalışmaktaydı. Abdülhamid, Bayan Flora Cordier’i ilk defa bir caddede görmüş ve kendisine yaklaşmış, konuşmuş ve nihayet onunla evlenmişti. Yazılıp çizilenlere bakılacak olursa Belçikalı …

ABDÜLHAMİD’İN MUHALİFLERİNE YÖNELİK SİYASETİ

Mithat Cemal Kuntay’ın tespitine göre, “edebiyat adamlarına karşı, Abdülhamid, nazırlarından/bakanlarından daha yumuşaktı. Onları idare etmek için iki vasıtası vardı: İltifat ve biraz lütuf. Bu çabasında başarılı olamadığı takdirde, muhaliflerini, verecekleri zararları en aza indirmek için dolgun maaşlar bağlayarak imparatorluğun çeşitli bölgelerine önemli görevlerle sürüyordu.” Şefkatli Baba Yahut Sultan Abdülhamid’in Muhaliflerine Yönelik Siyasetinin Esasları Sultan Abdülhamid …

ABDÜLHAMİD’İN HİZMETİNDEKİ ERMENİLER

Ermeni Meselesi Sultan II. Abdülhamid idaresi sırasında (1876-1909) ortaya çıkan ve bugüne de devam eden bir konudur. Konu bütünüyle siyasidir. İngiltere, Rusya ve Fransa Anadolu’daki Ermeni azınlığı Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nin içişlerine müdahale etme aracı olarak kullanmaya çalmıştı. Osmanlı Devleti de kendi mevcudiyetini, sulh ve sükûn halini muhafaza ve idame ettirebilmek için bir dizi siyasi, …

ABDÜLHAMİD’İN HİCAZ HATTINA BAĞIŞI

Bugünlerde başlatılmış olan dayanışma kampanyası yakın dönem tarihimizin uygulamalarından birisidir. Siyasi tarihimiz açısından bir geleneğin devamı mahiyetindedir. Zira benzer bir örneği bir önceki asırda söz konusu olmuştu. Sultan Abdülhamid önceki asırda, benzer bir kampanyaya, ülkenin geleceği ve selameti adına bizzat öncülük etmişti. Zira imparatorlukta atılması gereken adımlar vardı. Fakat mali sıkıntılar da had safhadaydı. Hal …

ABDÜLHAMİD’İN HAYVAN MERAKI

Abdülhamid’in hayvanlara karşı olan ilgisi tahta geçmesinden sonra daha farklı bir boyut kazanmıştır. Onun hayvanlara karşı duymuş olduğu ilgi ve alaka saltanata geçmesinden sonra daha da artmıştır. Bu durumun temel nedeni ise diğer hükümdarlar gibi onun da oluşturmaya çalıştığı imaj politikası ile yakından alakalıdır Sultan II. Abdülhamid dünyanın en büyük hayvan koleksiyoncularından biri olmuştur. Hayvanlara …

ABDÜLHAMİD’İN BAHTLARI PARLAK GARDİYANLARI…

Sultan Abdülhamid 31 Mart hadisesi sonrasında tahttan indirilince İstanbul’da tutulmamış Selanik’e gönderilmişti. Onun gerek Selanik’e sevki sırasında gerekse Selanik’te Alatini Köşkü ve yine gerekse İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda murakabe altında tutulduğu sırada bir dizi isim ona gardiyanlık etmişti. Selanik’te Alatini Köşkü’nde ve İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda olup Abdülhamid ve ailesini içeriden ve dışarıdan muhafaza ile görevlendirilmiş olanlardan …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN DAMARLARINDAKİ KAN FRANSIZ KANI MIDIR?

Yahut diğer bir ifade ile Sultan Abdülhamid’in soyu Napolyon’a mı uzanıyor? Osmanlı Sultanı ve tüm Müslümanların halifesi olan Abdülhamid’in adı önceki yüzyılda yabancı basında zaman zaman oldukça farklı suretlerde anılmış olarak görülür. Onun özel hayatına ve soy kütüğüne dair Batı’da çıkan haberler o kadar çoktur ki yazılıp çizilenlerin ne kadarına inanmak gerektiği yahut verilen bilgilere …

ABDÜLHAMİD’İN AMERİKASI

Sultan Abdülhamid’in iktidarı süresince Amerika’da iktidara gelen Başkan sayısı ondur. Hamidiye Dönemi diye adlandırılan bu döneme paralel olarak en kısa süre iktidarda kalan başkan William Howard Taft, en uzun süre yönetimde bulunanı ise Theodore Roosevelt olmuştur. Sultan Abdülhamid, saltanatta bulunduğu süre boyunca muhatap olduğu Amerikan Başkanları ile yakın bir temas içerisinde olmaya çalışmıştır. Sultan Abdülhamid’in …

ABDÜLHAMİD’İN AMERİKA VE AMERİKAN KADINLARINA BAKIŞI

“Çağdaş medeniyet bütünüyle yanlıştır. Bugünkü Amerikalılar, kadınları mevcut konumlarına sokmakla, içsel (aile) mutluluğun temel prensiplerini yok ediyorlar.” “Erkek esas itibariyle çok eşli olma yaradılışındadır. Tek bir kadın nominal bir erkeği memnun edemez.” Sultan II. Abdülhamid kadın-erkek ilişkisine dair görüşlerini kendisini Selanik’te sürgünde ziyaret eden Avusturyalı bir diplomata bu şekilde açıklamıştı. Abdülhamid, bir dizi yanlış işler …

ABDÜLHAMİD’E MUHAFIZ MUSTAFA KEMAL’E YAVER: SALİH BOZOK

1881’de Selanik’te doğan Salih Bozok Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı olması yanında kan birliğine dayanan bir dostluğunda sahibiydi. Mezuniyeti sonrası İskeçe’de görev yaptığı sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile temas kurdu. 1910’da kayınbiraderi Nuri Beyin okul müdürü olduğu Selanik’te yeni açılan Türk Zabit Mektebi’nde öğretmenlik yaptı. Bir müddet burada görev yaptıktan sonra, İttihat ve Terakki’nin güvenilir …

SULTAN ABDÜLHAMİD’E GÖRE AŞK VE ÂŞIK

Dünya Kadınlar Günü Münasebetiyle: Hazin Bir Aşk Hikayesi Yıl 1900 idi. Zaman dalgalı ve sancılı, ufuk sisli olsa da Sultan Abdülhamid hala iktidardaydı. ….. Sırp Kralı Aleksandar Obrenović, Abdülhamid’in öteden beri dostu ve siyaseten değer verdiği biriydi. Abdülhamid, zaman zaman onunla yazışır, haberleşir ve muhabbet ederdi. Kendisine çeşitli vesilelerle muhtelif cinsten kıymetli hediyeler gönderirdi. Ona, …

ABDÜLHAMİD’E DUYULAN MUHABBET VE NEFRETİN TEZAHÜRÜ YAHUT ŞİMDİ, TAM DA, ŞİİR OKUMA ZAMANI…

Şiir; edebî bir lisandır… Bir tarife göre, hikmet…Şiir; bazen bir siyasettir… Algıdır, imajdır, propagandadır…Bazen zehirli bir ok, öldürücü bir silah… Yahut zırh ve kalkan…Şiir; hicran, hasret, umuttur bazen… Sevgidir, sevdadır, aşktır…Yahut nefret, öfke, lanet, en galizinden küfür…Şiir; çoğu kere dua, niyaz, yakarıştır… En hakirlerden en ulviye…En fakirlerden en müstağniye…Şiir; insan ve yaşamdır bütünüyle… Nihayeti ve …

ABDÜLHAMİD, BALON VE “DRONE”…

Sultan II. Abdülhamid’in günümüz çağdaş teknolojisinin müthiş icadı olan “drone”larla ilgili bir asır önceki hayali gücü, gayet şaşırtıcı ve üzerinde durulmaya gerçekten değer bir konudur. Malum, Sultan Abdülhamid döneminde bir kısım yasaklar söz konusu idi ve bunların en başında gelenlerinden birisi de İstanbul semalarında balon uçurmaktı. Evet, evet, hemen hepimizin bir zamanlar uçurmaktan keyif aldığı, …

ABDÜLHAMİD’DEN MEDET UMMAK YAHUT TARİHİ İĞFAL ETMEK!

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Halk TV’de katıldığı programda Sultan Abdülhamid’in Mustafa Kemal Atatürk için dua ettiğini ifade etmiş. Keşke etmiş olsa. Ne güzel, ne âlâ olurdu. Biz de memnun olurduk. Düğün değil, bayram değil, Sultan Abdülhamid’in böyle bir şey dediğini Sayın Özdil acaba niye ifade etmiş! Aklıma birkaç ihtimal geliyor. Başka da bir şey gelmiyor. Malum, bugünlerde …

ABDÜLHAMİD, ATATÜRK VE MİLLİ PİYANGO

Piyango denince akla yılbaşı; yılbaşı denince de akla piyango gelir. Bugün Türkiye’de maalesef Millî Piyango ile yılbaşı özdeşleşmiş bir durumda. Toplum böyle bir çağrışımla tam anlamı ile bütünleşmiş bir halde. Piyango bizde fakir olan devletin fakirliğine çare olması için başvurduğu bir araç, fakir vatandaşın da ümit kapısı oldu hep. Ne de olsa ümit fakirin ekmeğidir …

ABDÜLHAMİD, ROTHSCHİLDLER VE FİLİSTİN

Tarihi süreç içerisinde Filistin’in büyük oranda İslam-Arap coğrafyası olmaktan çıkarak bir Yahudi yurdu haline gelmesinin ve nihayet İsrail Devleti’nin kurulmasının şüphesiz ki dünden bugüne birçok unsuru, nedeni ve belirleyicisi olmuştur. Söz konusu değişim ve oluşumda her bir unsurun ve nedenin muayyen bir rolü ve tesiri olmakla birlikte iki faktörün rolü diğerleri ile kıyaslanamayacak derecede büyük …

OTOMOBİL : SULTAN ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 5

Kabul, İstihza ve Realite Sultan Abdülhamid diğer hükümdar ve krallara nispetle en son otomobil alan hükümdar olmuşsa da 1900’ün başından itibaren Yıldız Sarayı’nın geniş bahçesinde kendi kullanımı için birkaç otomobil alıp muhafaza etmesi tabii bir hale gelmiştir. O sadece otomobil almakla kalmamış, 1905’te edindiği araba nedeniyle son derece mutlu olmuş ve kullandığı arabanın mucidini memnun …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 4

Otomobil ve Yasak Ülkeler Dönemin yayın organlarından biri olan Şehbal’de, mesela, Times nehrinin üzerinde inşa olunan köprünün fotoğrafına yer verilerek; “Daha uzun süre bigâne (kayıtsız) kalmaya mahkûm olduğumuz asar-ı temeddün (medeniyet eserleri)” denmekteydi. Bu hayıflanmanın yer aldığı aynı sayfanın hemen altında ise başka bir fotoğrafa yer verilerek “Ma’mûre-i Konstantiniyye’de görülmeyen umranlardan biri (Bayındır İstanbul’da görülmeyen gelişmişliklerden …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 3

Kazalar, Fuarlar, Turlar ve Turneler Otomobil Kazaları Otomobilin varlığı genel olarak daha bütünüyle kabullenilememiş ve kullanımı da tam olarak öğrenilememişken otomobil kullanmaya kalkmak doğrusu biraz da maceralı bir işti. Ancak her ülke ve coğrafyada adrenalini yüksek olan veya onu yüksek tutmaya çalışan insanlar da az değildi. Otomobil yolculuğu zahmetli olduğu kadar tehlikeliydi de. Öncelikle otomobilin …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 2

Sultan Abdülhamid ve Otomobil – 2 Yeni bir icat olarak otomobil bazı insanlar tarafından garipsenip tehlikeli olarak görülmüşse de dünyanın dört bir tarafında her geçen gün kendisine rağbet gösterilen ve satın alınarak kullanılan bir özelliğe de sahip olmuştu. Özellikle iş dünyasının ve sosyal hayatın ileri gelenleri açısından otomobil sahibi olmak nerdeyse zaruret halini almıştır. Öte …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 1

Yıldız Sarayı’na Gelen Otomobilin Hikâyesi Otomobil geçen yüzyılın başlarına kadar yalnızca zenginlere ait pahalı bir meta ve seçkin bir zevkti. Bu hususiyetini kaybedip yaygın olarak kullanılır hale gelebilmesi için daha bir hayli zamanın geçmesi gerekmekteydi. Geçen asrın otomobilleri teknoloji olarak bugünün otomobilleri ile tabii ki kıyaslanamayacak derecede bir gelişmişlik düzeyine sahipti. Şasileri basit ve silindirleri …

ABDÜLHAMİD’İN ŞARKISI

Abdül Hamid’in Şarkısı Vambery, Abdülhamid’i değerlendirirken kendi kendine; Sultan olmak ne korkunç bir kader,[1] derken galiba tespitinde az da olsa haklıydı. Abdülhamid gibi Osmanlı Devleti’nin yıkılma aşamasında iktidara gelmiş bir sultanın maruz kaldığı muamele hakikaten son derece menfi olduğu kadar aynı zamanda ibret vericiydi. Şehzadelik yıllarındaki halet-i ruhiyesi içli çocuk, içe kapanık, asosyal biçimde tasvir …

ABDÜLHAMİD VE SİHİRLİ FENER: SİNEMA

Abdülhamid ve Sihirli Fener: Sinema Ali Özuyar’ın gayet güzel bir surette ifade ettiği üzere, adını Lumiere Kardeşler’in icadı Cinematographe’tan alan sinema, görsel dilinin yarattığı evrensellikle, geride bıraktığımız yüzyılın en etkili ve en popüler kitle sanatı oldu. Ancak sinemanın teknolojik bir buluş olarak gerçekte kimin tarafından icat edildiği ise yıllar boyunca tartışılıp durdu. Sinemayı kim icat …

ABDÜLHAMİD VE SİYONİST ÇEK

Abdülhamid ve Siyonist Çek Demiryolu tarihimizi izlediği seyir bakımından üç döneme ayırmak mümkündür: Ağırlıklı olarak demiryollarının yapıldığı Hamidiye Dönemi, Cumhuriyet’in ilk yılları ve günümüz. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa’da yaygınlaşmaya başlayan demiryolları ile tanışmamız fazla geç sayılmaz. Sadece çeyrek asırlık bir zaman farkının ardından bu yeni ve önemli Avrupa teknolojisi ile yakından alakadar …

300 KOYUN PROJESİ VE HANEDANIN DAMIZLIK HAYVANLARINA EL KONULMASI

300 Koyun Projesi Ve Hanedanın Damızlık Hayvanlarına El Konulması Malum, Sayın Tarım Bakanı bir süre önce basını ve kamuyu yakından meşgul eden bir açıklamada bulundu. Türkiye’deki hayvancılığı geliştirmek ve et problemini çözüme kavuşturmak üzere yeni bir projeyi uygulamaya koyacaklarından bahsetti. Sayın Bakanın açıklamalarını duyunca Cumhuriyet’in ilk Ziraat Vekili (Tarım Bakanı) Mustafa Abdülhalik RENDA imzalı bir …

ABDÜLHAMİD VE MÖSYÖ PASTEUR

Kuduz, Türkiye’de yüzyıllardır varlığını devam ettirmiş bir illettir. Daha onbeşinci asırda tilki, köpek, kedi ve çakal gibi hayvanların ısırma alışkanlıklarının bu hastalığın enfekte olmasının vasıtaları olduğu kabul edilmiştir. Tedavi metodu konusunda ise hem psişik usullerin hem de farklı tıbbi bileşiklerin kullanılması yoluna gidilmiştir. Sultan II. Abdülhamid, Pasteur’un 1885 yılında keşfettiği kuduz aşısının üzerinde daha bir …

ABDÜLHAMİD VE KANAL FİLİSTİN

Filistin, gerek dün gerekse bugün dikkatleri hep üzerinde topladı. Kadim kültür ve medeniyetlerin en esaslı merkezleri arasında yer aldı. Üç semavi dinin, dün ve bugün, en mukaddes mekânlarına ev sahipliği yaptı. Hazreti Musa, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed onun mübarek kılınan topraklarında ve sokaklarında dolaşarak uhrevi havasını soludu. Genelde Filistin, özelde ise Kudüs, Yahudilerce hep …

ABDÜLHAMİD SÜLEYMAN MABEDİ’Nİ RESTORE ETTİRMİŞTİ

Sultan Abdülaziz tahta geçtikten kısa bir süre sonra Süleyman Mabedi’nin restorasyona başlanılmıştı Sultan Abdülhamid Yahudilere yönelik hizmetlerinden birisi de bugün Yahudilerin yıkmak istediği Kudüs’teki Süleyman mabedini restore ettirmiş olmasıdır. Süleyman Mabedi yahut diğer bir ifade ile Süleyman Tapınağı, bugünkü Tevrat’a göre, Kudüs’teki ilk Yahudi tapınağıdır. Peygamber Hazreti Davud’un yine kendisi gibi peygamber olan oğlu Hazreti Süleyman tarafından inşa ettirildiği …

ABDÜLHAMİD HACC’A GİTTİ Mİ?

İçinde bulunduğumuz günler, Kurban Bayramı’nı da kapsayan hac mevsimidir. Mekke’de Kâbe, Medine’de Mescid-i Nebevi, dünyanın dört bir tarafından gelen iman, muhabbet ve sadakat dolu nasipli gönüllerin kardeşleriyle, esirgeyip bağışlayan rableri ve merhamet elçisi olan peygamberleri huzurunda, bir kez daha buluşmalarına şahitlik edecektir. Hac, mali ve bedeni bir ibadet olup İslâm’ın beş şartından biridir. Şartlarını taşıyan …

ABD BELGELERİNDE SAİD-İ NURSİ’YE DAİR

Bediüzzaman Said Nursi  1878’de Bitlis’te doğdu. Vefat ettiği 1960 yılına kadar oldukça zorlu bir hayat yaşadı. Osmanlı Devleti’nde Daru’l-Hikmeti’l-İslamiye üyeliğinde bulundu. Kafkas Cephesi’nde yer alarak Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. Risale-i Nur isimli eseri ile tanınıp bilindi. Başlattığı çığır vefatından sonra da hararetle devam ettirildi. Ancak o ne Halife ve İslamcılık siyasetinin önderi Sultan II. Abdülhamid, ne Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet  sloganlarının …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 1

Halide Edip’e göre “İsmet Paşa; Kendini tamamıyla Ga­zi’nin emrine adayan ve sadece herkesi asmak isteyen birdir. Şüp­hesiz İsmet, karakterinde sertlik olan birdir. Gazi ile imrenilir bir birliktelik oluşturmaktadırlar. İsmet her zaman için reformların icracısı olmamış, fakat zaman zaman şefinden daha reformcu da olmuştur.” Halide Edip tespitlerinde galiba haksız değildi. Cumhuriyeti’n ilk yıllarının kendine özgü bir …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 2

Belki o dönemde cereyan eden kış mevsiminin dondurucu suretteki etkisiyle veya kim bilir belki de bir başka sebeple, her ne olmuş ise olmuş İsmet Paşanın ısrarla, üzerine basa basa dile getirdiği Türkçülük duygu ve vurgusu sona bulmuştu. Artık yeni bir dönem başlamıştı. İsmet Paşa artık reis-i cumhur olmuştu. İkinci adam olmaktan çıkmış tek adamlığa yükselmişti. …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 3

İşte bu siyasi ahval ve şerait dâhilinde 1944 Eylülünde Turan hareketi mahkemelik olmuş ve kendilerine Turancı denilenler yargılanmaya başlamıştı. Gerçi İsmet Paşanın dilinde bunlar Turancı değil, her biri bir komplocu ve kışkırtıcıydı. 7 Eylül 1944’te 23 Türk milliyetçisi isim, ırkçılığı yaymak, Turancılık yapmak ve vatana ihanet türünden faaliyetlerde bulunmak üzere, gizli surette cemiyet kurmakla suçlanmış …

ABD BELGELERİNDE İSMET İNÖNÜ VE TURANCILIK DAVASI 4

İddia makamı, yukarıdaki cezalara ek olarak, Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Cihat Savaşfer‘in daimi olarak kamu görevinden menedilmesi ve askeri Doktor Fethi Tevet ile Üsteğmen Alpaslan Türkeş‘in ordudan ihraç edilmelerini talep etmiştir. Bilinmeyen bir nedenden ötürü, muhtemelen matbaacıların dikkatsizliğinden dolayı, Ankara gösterisine aktif katılım nedeniyle yargılanan sanıklardan Saim Bayrak‘ın adı, yayınlandığı şekliyle davanın özetinde …

…YAHUT, BEN YAPARSAM MUBAH, O YAPARSA GÜNAH

“Fesli Deli Kadir, Fesli Türk Düşmanı, Fesli Müptezel” Yahut Ben yaparsam mubah, o yaparsa günah Anlamak ve uzlaşmak yerine linç etmeyi toplum olarak çok seviyoruz. Genlerimizde var vurunca devirmek, ne yaparsın. Konuşmak, anlamaya çalışmak, iyi tarafından bakmak, empati yapmak en son tercih edebileceğimiz seçenekler. Kamplaşmayı seviyoruz. Çünkü adrenalin temel toplumsal gıdamız. Diyanet İşleri Başkanı Kadir …

24 NİSAN; DEMOKLES’İN KILICI!

Türk-Ermeni İlişkilerinin dönemsel çerçevesi; 1071 – 1877 yılları arası dostluk dönemi 1877 – 1923 yılları arası muhalefet, isyan, terör ve düşmanlık dönemi 1923 – 1973 yılları arası yönelişler ve antlaşmalara dâhil olma arayışları dönemi 1973 – 1994 yılları arası terör ve suikastlar dönemi ve 1994 – 2019 yılları arası siyasallaşma arayışları dönemi şeklinde seyretmiştir. Türk-Ermeni …

ABDÜLHAMİD İLE 10 DAKİKA BAŞ BAŞA

Sultan Abdülhamid, saltanatta bulunduğu yıllarda olduğu kadar, tahttan indirilip sürgüne gönderildiği zamanlarda ve hatta bugün dahi hep kendisinden bahsedilen biri olmuştur. Onun sürgün yılları Batı’da, Avrupa’dan Amerika’ya yahut ta Avustralya ve Yeni Zelanda’ya kadar bir çok ülkenin basın organlarının sayfaları konusu olmuştur. Çoğu kere bir Batı Efsaneleri şeklinde anılıp zikredilmiş olsa da bazen hakkaniyetli kalemler …

ABDÜLHAMİD, GLADSTONE’U MAHKEMEYE VERMEK İSTEMİŞTİ!

William Ewart Gladstone, Liberal Partili bir politikacı olarak, İngiltere’de dört defa başbakanlık koltuğuna oturdu. İktidarı döneminde İngiltere’de bir asırdan beridir devam etmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun idari bütünlüğünün korunması şeklindeki politikaya 1880’de son verildi. Hıristiyan teolojisinin derinden etkisinde kalmış olması yanında İslam’a karşı duyduğu nefret, siyasi söylemleri ve icraatlarında kendisini motive eden en güçlü dürtüler arasında …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARLIĞININ TARİHSEL KÖKENLERİ

 Avrupa ve Amerikan basını geçen asrın son çeyreğinden ve özellikle de 1890’lı yıllardan itibaren ciddi ve profesyonel bir surette kendisince istenmeyen ve işine gelmeyen dönemi ülke idarecilerine karşı gayet yıpratıcı bir imaj politikası yürütmüştür. O dönem gazetelerinin sütunları söz konusu idarecileri konu alan aleyhlerindeki onlarca, yüzlerce yazı ve karikatürle süslüdür. Günlük olarak çıkan gazetelerin özellikle …

HİLAFET: GİZLİ ANTLAŞMAYLA HİLAFETİN İLGASINI İSMET PAŞA MI İMZALAMIŞ?

Kemal Ohri, 1947 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye göndermiş olduğu mektubunda Lozan Antlaşması öncesi hilafet ve saltanatı kaldıran Türk-İngiliz Gizli Antlaşması’nın hala yürürlükte olduğunu kendisine hatırlatmış, antlaşmaya imza atan kişi olarak kendisine bu antlaşmanın İngiltere ile anlaşarak yine kendisi tarafından feshedilmesini teklif etmiştir. Lozan Antlaşması öncesi imzalanan ancak Lozan Antlaşması’na rağmen geçerli olan ve 1947 yılına …

SIRADAKİ KIZILELMA NEDİR?

İstanbul tarihte 24 defa kuşatma gördü. Sadece 6 defa ele geçirilebildi. Grek komutanları ve Roma imparatorları, Fars hükümdarları, Arap halifeleri, Venedik başkanları, Fransız kontları, Bulgar kralları, Avar liderleri, Slav despotları ve Osmanlı sultanları sırayla şehrin önlerine kadar gelip gittiler, şehri kuşattılar; ya geri püskürtüldüler ya da İstanbul’u ele geçirdiler. Ancak ele geçirenler birkaç komutandan ibaretti. …

BİZANS ENSTİTÜSÜNCE İSTANBUL BİZANSLAŞTIRILMAK İSTENMİŞTİ -III

Yunan Kralı’nın marşında da; “Başımızda kralımız olduğu halde İstanbul ve Ayasofya’yı alacağız” deniliyordu. Ayasofya Camii müze olmuştu. Ancak Bizans Enstitüsü ve İstanbul’da onu temsil eden Prof. Tomas Whittemore Ayasofya ile yetinmedi. Whittemore 1930’lu yıllarda İstanbul’daki çalışmalarına ilaveten Kahire’de, Kahire Camii ile Fethiye Camilerinde, üzerleri sıva ile kaplı mozaiklerin gün yüzüne çıkarılması için de çalıştı. Kahire …

ABDÜLHAMİD İDARESİNİN KIRILMA NOKTALARI

On dokuzuncu asrın son çeyreği, İslam ve onun dünya çapındaki müntesipleri açısından önemli bir zaman dilimi olmuştur. Birkaç asrı kapsadığı ifade edilebilecek olan askeri, siyasi ve sosyal alanlardaki çöküşten sonra Müslüman dünyası nihayet mevcudiyetinin gerekçesini sorgulama gereğini hissetmeye başlamış gözükmekteydi. Dolayısıyla da İslami uyanışın işaretleri hemen her yerde gözlemlenebilir bir hal almıştı. Söz konusu işaretler …

İSTANBUL HİMAYE-İ HAYVANAT CEMİYETİ 1910

İttihatçı idare tarafından gerçekleştirilmiş olan 1910 yılı itlafı sonrasında hayvan hakları konusunda Türkiye’de atılan ilk adımlardan birisi hayvanların mevcudiyet ve hukukunu savunup kendilerini himaye etmek üzere bir cemiyetin kurulması gelişmesi olmuştur. 1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından İkinci Meşrutiyet’in ilanı sağlanmışsa da yeni meşruti idare İstanbul sokak köpekleri için hiçbir fayda sağlamamış, bilakis sonlarını getirecek …

HASTA İMPARATORLUĞUN HASTA ÇOCUKLARI

Sultan II. Abdülhamid ile dönemi aydınları, şuarası, üdebası, münevverleri arasında daimi bir çatışma yaşandığı, fikir ve basın hayatının daimi surette olumsuz olduğu yazılmış, anlatılmış ve Abdülhamid’in tam bir müstebit, döneminin ise devr-i istibdat olarak vasıflandırılması hiçbir zaman ihmal edilmemiştir. Söylendiğine göre Abdülhamid kimseye hayat hakkı tanımamış, hele hele dönemin aydınları ile hiçbir surette anlaşamamıştır. Kendi …

EKŞİMİŞ BİR AŞK HİKÂYESİ

İstanbul Antlaşması uzun bir zamandır Türkiye gündemini meşgul eden konulardan birisi olarak mevcudiyetini sürdürmektedir. İstanbul Antlaşması Ankara Antlaşması’na evrilebilir mi bilemeyiz ama Topkapı Sarayı Antlaşması’na göre yakın geçmişte vuku bulmuş ilginç bir nikâh akdi söz konusu olmuştu. Rukiye Sabiha Sultan, tarihe ilgi duyanların yakında bildiği bir isimdir. Vahdeddin Efendi’nin üçüncü kız evladı olarak 1894 yılı …

ARAP İZZET PAŞA’DAN LEON TROÇKİ’YE BİR KÖŞKÜN BİYOGRAFİSİ

İstanbul’un tarihi güzelliklerinden birisi de bünyesinde önceki asırlardan günümüze intikal etmiş olan yalıları, köşkleri ve konaklarıdır. Bir zamanlar Boğazın iki yakasında, Kâğıthane, Kadıköy, Çamlıca, Adalar ve daha pek çok yerde bugünkülerden çok daha güzel, sanat ve zarafet örneği köşkler ve kâşaneler vardı. Ancak İstanbul’un meşhur olan bir başka tarihi unsuru daha mevcuttu. Yangınlar. Günlerce süren …

CONSTANTINOPLE’DEN İSTANBUL’A, HAGIA SOPHIA’DAN AYASOFYA’YA YOLCULUK 3

Bizans Mimarisinin En Büyük Eseri Ayasofya Bizans mimarisinin en büyük eseridir. Dünyadaki en büyük kubbe yapısı ile tam bir şaheserdir. İmparator I. Justinian tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımına Milattan sonra 532 yılında başlanmış, tamamlanması ise bir görüşe göre 537’de, ama daha muhtemel bir kanaate göre ise 552’de söz konusu olmuştur. Mekân olarak, Büyük Constantine, oğlu Constantius …

MUSTAFA KEMAL; “VAHDEDDİN GİTMEK ZORUNDA KALACAK” DEMİŞTİ

1922 yılı Kasım ayı başlarında İstanbul’da bulunan işgalci müttefik güçler temsilcisi bazı isimler, Müttefik Yüksek Komiserleri ve Generallerinin yapacağı toplantıya arz etmeden evvel, siyasi bir konuyu kendi aralarında masaya yatırmışlardı. Konu oldukça önemli olup Sultan Vahdeddin’in güvenliğinin sağlanmasını ilgilendirmekteydi. Ama bu nasıl olacaktı? Her şeyden önce İtalyan General, Sultan’ın himaye edilmesi konusunda sorumlu olmakta isteksiz …

MESCİD-İ AKSA NEDEN ÖNEMLİDİR!

1969 yılında Ürdün’ün Ankara Büyükelçiliği Mescid-i Aksa hakkında Türkiye Dışişleri Bakanlığına gönderdiği konuya dair bilgilendirme notunda diyordu ki: Müslümanlar nezdinde ve bütün dünya milletlerince, Mescid-i Aksa, kutsiyetini ve ehemmiyetini, dini, medeni ve insani olmak üzere, üç cihetten kazanmaktadır. Öncelikle dini kutsiyeti, Peygamber Efendimizin İslamiyet’in ilk günlerinde, namazlarında, 3 ay müddetle Mescid-i Aksa’ya kıble olarak yönelmiş …