Gösteriliyor 20

ABDÜLHAMİD’İN OĞLU İMMANUEL

1918’de, Amerika’da kendisini Sultan Abdülhamid’in oğlu olarak tanıtan ve ABD makamlarını bir süre meşgul eden bir başka isimle karşılaşıyoruz. İmmanuel… Sultan Abdülhamid yakın tarihin en renkli siyasi şahsiyetlerinden biridir. Bir anlamda o döneminin adeta fenomenidir. Şahsına ve idaresine dair oldukça fazla şey yazılıp çizilmiştir. O hem sevilmiş, hem nefret edilmiştir. Kimileri onu muhabbetle, kimileri ise …

ABDÜLHAMİD’İN HİCAZ HATTINA BAĞIŞI

Bugünlerde başlatılmış olan dayanışma kampanyası yakın dönem tarihimizin uygulamalarından birisidir. Siyasi tarihimiz açısından bir geleneğin devamı mahiyetindedir. Zira benzer bir örneği bir önceki asırda söz konusu olmuştu. Sultan Abdülhamid önceki asırda, benzer bir kampanyaya, ülkenin geleceği ve selameti adına bizzat öncülük etmişti. Zira imparatorlukta atılması gereken adımlar vardı. Fakat mali sıkıntılar da had safhadaydı. Hal …

ABDÜLHAMİD’İN HAYVAN MERAKI

Abdülhamid’in hayvanlara karşı olan ilgisi tahta geçmesinden sonra daha farklı bir boyut kazanmıştır. Onun hayvanlara karşı duymuş olduğu ilgi ve alaka saltanata geçmesinden sonra daha da artmıştır. Bu durumun temel nedeni ise diğer hükümdarlar gibi onun da oluşturmaya çalıştığı imaj politikası ile yakından alakalıdır Sultan II. Abdülhamid dünyanın en büyük hayvan koleksiyoncularından biri olmuştur. Hayvanlara …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN DAMARLARINDAKİ KAN FRANSIZ KANI MIDIR?

Yahut diğer bir ifade ile Sultan Abdülhamid’in soyu Napolyon’a mı uzanıyor? Osmanlı Sultanı ve tüm Müslümanların halifesi olan Abdülhamid’in adı önceki yüzyılda yabancı basında zaman zaman oldukça farklı suretlerde anılmış olarak görülür. Onun özel hayatına ve soy kütüğüne dair Batı’da çıkan haberler o kadar çoktur ki yazılıp çizilenlerin ne kadarına inanmak gerektiği yahut verilen bilgilere …

ABDÜLHAMİD’DEN MEDET UMMAK YAHUT TARİHİ İĞFAL ETMEK!

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Halk TV’de katıldığı programda Sultan Abdülhamid’in Mustafa Kemal Atatürk için dua ettiğini ifade etmiş. Keşke etmiş olsa. Ne güzel, ne âlâ olurdu. Biz de memnun olurduk. Düğün değil, bayram değil, Sultan Abdülhamid’in böyle bir şey dediğini Sayın Özdil acaba niye ifade etmiş! Aklıma birkaç ihtimal geliyor. Başka da bir şey gelmiyor. Malum, bugünlerde …

ABDÜLHAMİD’İN ŞARKISI

Abdül Hamid’in Şarkısı Vambery, Abdülhamid’i değerlendirirken kendi kendine; Sultan olmak ne korkunç bir kader,[1] derken galiba tespitinde az da olsa haklıydı. Abdülhamid gibi Osmanlı Devleti’nin yıkılma aşamasında iktidara gelmiş bir sultanın maruz kaldığı muamele hakikaten son derece menfi olduğu kadar aynı zamanda ibret vericiydi. Şehzadelik yıllarındaki halet-i ruhiyesi içli çocuk, içe kapanık, asosyal biçimde tasvir …

ABDÜLHAMİD VE SİHİRLİ FENER: SİNEMA

Abdülhamid ve Sihirli Fener: Sinema Ali Özuyar’ın gayet güzel bir surette ifade ettiği üzere, adını Lumiere Kardeşler’in icadı Cinematographe’tan alan sinema, görsel dilinin yarattığı evrensellikle, geride bıraktığımız yüzyılın en etkili ve en popüler kitle sanatı oldu. Ancak sinemanın teknolojik bir buluş olarak gerçekte kimin tarafından icat edildiği ise yıllar boyunca tartışılıp durdu. Sinemayı kim icat …

ABDÜLHAMİD HACC’A GİTTİ Mİ?

İçinde bulunduğumuz günler, Kurban Bayramı’nı da kapsayan hac mevsimidir. Mekke’de Kâbe, Medine’de Mescid-i Nebevi, dünyanın dört bir tarafından gelen iman, muhabbet ve sadakat dolu nasipli gönüllerin kardeşleriyle, esirgeyip bağışlayan rableri ve merhamet elçisi olan peygamberleri huzurunda, bir kez daha buluşmalarına şahitlik edecektir. Hac, mali ve bedeni bir ibadet olup İslâm’ın beş şartından biridir. Şartlarını taşıyan …

…YAHUT, BEN YAPARSAM MUBAH, O YAPARSA GÜNAH

“Fesli Deli Kadir, Fesli Türk Düşmanı, Fesli Müptezel” Yahut Ben yaparsam mubah, o yaparsa günah Anlamak ve uzlaşmak yerine linç etmeyi toplum olarak çok seviyoruz. Genlerimizde var vurunca devirmek, ne yaparsın. Konuşmak, anlamaya çalışmak, iyi tarafından bakmak, empati yapmak en son tercih edebileceğimiz seçenekler. Kamplaşmayı seviyoruz. Çünkü adrenalin temel toplumsal gıdamız. Diyanet İşleri Başkanı Kadir …

ABDÜLHAMİD, GLADSTONE’U MAHKEMEYE VERMEK İSTEMİŞTİ!

William Ewart Gladstone, Liberal Partili bir politikacı olarak, İngiltere’de dört defa başbakanlık koltuğuna oturdu. İktidarı döneminde İngiltere’de bir asırdan beridir devam etmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun idari bütünlüğünün korunması şeklindeki politikaya 1880’de son verildi. Hıristiyan teolojisinin derinden etkisinde kalmış olması yanında İslam’a karşı duyduğu nefret, siyasi söylemleri ve icraatlarında kendisini motive eden en güçlü dürtüler arasında …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARLIĞININ TARİHSEL KÖKENLERİ

 Avrupa ve Amerikan basını geçen asrın son çeyreğinden ve özellikle de 1890’lı yıllardan itibaren ciddi ve profesyonel bir surette kendisince istenmeyen ve işine gelmeyen dönemi ülke idarecilerine karşı gayet yıpratıcı bir imaj politikası yürütmüştür. O dönem gazetelerinin sütunları söz konusu idarecileri konu alan aleyhlerindeki onlarca, yüzlerce yazı ve karikatürle süslüdür. Günlük olarak çıkan gazetelerin özellikle …

SIRADAKİ KIZILELMA NEDİR?

İstanbul tarihte 24 defa kuşatma gördü. Sadece 6 defa ele geçirilebildi. Grek komutanları ve Roma imparatorları, Fars hükümdarları, Arap halifeleri, Venedik başkanları, Fransız kontları, Bulgar kralları, Avar liderleri, Slav despotları ve Osmanlı sultanları sırayla şehrin önlerine kadar gelip gittiler, şehri kuşattılar; ya geri püskürtüldüler ya da İstanbul’u ele geçirdiler. Ancak ele geçirenler birkaç komutandan ibaretti. …

ABDÜLHAMİD İDARESİNİN KIRILMA NOKTALARI

On dokuzuncu asrın son çeyreği, İslam ve onun dünya çapındaki müntesipleri açısından önemli bir zaman dilimi olmuştur. Birkaç asrı kapsadığı ifade edilebilecek olan askeri, siyasi ve sosyal alanlardaki çöküşten sonra Müslüman dünyası nihayet mevcudiyetinin gerekçesini sorgulama gereğini hissetmeye başlamış gözükmekteydi. Dolayısıyla da İslami uyanışın işaretleri hemen her yerde gözlemlenebilir bir hal almıştı. Söz konusu işaretler …

BATI NAZARINDA ABDÜLHAMİD SADECE KIZIL SULTAN DEĞİLDİ!

Geçen asırda Sultan Abdülhamid’e söylenmedik söz, yapılmamış hakaret, atfedilmemiş sıfat, isnat olunmamış ad kalmamıştı. Söylendiğine göre Abdülhamid deliydi, bazen yarı deli ve bazen de zır deliydi. O, zalimin ta kendisiydi. Eli ve kılıcı kanlı biriydi. Her daim halüsinasyonlar görmekte, kendi kendisine konuşmakta, ölümden ödü kopmakta, suikasta uğrama endişesi duymaktaydı. O son derece korkak ve ödlek …

ORHAN PAMUK’U DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI

Orhan Pamuk, okuduğum bir romancı değildir. Daha doğrusu okuyamadıklarım arasındadır. Bir defa denedimse de okumayı, döndüm daha yolun başında romanın sayfaları arasından derhal geri… Beceremedim ne yapayım elimde değil bitirmeyi… Üslubu sıkar beni nefesimi kesercesine, tatsız ve zevksiz kuru cümleleriyle… Tıpkı bir önceki cümlem misali. Okuyamıyorsam da; “çok araştırmaya dayanan, iğne ile kuyu kazar gibi …

ABDÜLHAMİD VE ÇİÇEK

İnsan olur da çiçeği sevmeyeni olur mu hiç! Dünyada acaba öyle birileri de var mıdır ki! Belki vardır, belki de yoktur. Ancak çiçeği mutlak surette seven, ona içten ve büyük bir tutku ile bağlı bulunan insanların mevcudiyeti de bir gerçektir. Çiçek ve yeşillik hemen her insanın güzel olarak görüp kendisinden letafet duyduğu bir varlık unsuru …

ŞEHZADE NEDEN SALÇA SATMASIN Kİ!

Belki, Abdülhamid neslinin hakkı ne zaman teslim edilecek? diye başlık atmak daha doğru olabilirdi. Her neyse. Şu Twitter hakikaten başka bir âlem. Bir anlamda bizim siyasi tarihimizde pek örneği olmayan ve kısmen de olsa Hyde Park’a benzeyen bir yer. Twitter’da her gün yeni bir dünya kuruluyor ve yine aynı gün o dünya kurulduğu gibi de …

MACRON MU? O ASLA NAPOLYON OLAMAZ!

Emmanuel Macron Napolyon’a siyaseten hiç benzemez. Peki, ya Joséphine’e… Joséphine’in nesi olur, ona benzer mi acaba? Emmanuel Macron ve Fransa’sı bugünlerde bir hayli dillerde. Ama her ikisi de rahmetle değil nefretle zikredilmekte. Acaba Macron yeni bir Napolyon mu olmak istemekte! Acaba ona mı özenmekte! Ama Macron bence Napolyon’dan ziyade sanki biraz Napolyon’un karısı Joséphine’i akla …

ABDÜLHAMİD’İN İÇTİKLERİ YAHUT SARAY’DAKİ MUHAYYEL İÇKİ ŞİŞELERİ

İslam dini içkinin her türlüsünü yasaklamış olmakla birlikte alkol Osmanlı toplumunda olduğu gibi Osmanlı Sarayı’nda da bulunan ve kullanılan bir içecek türüydü. Genel olarak var olan rakıya ilaveten sonraki zamanlarda alkolün şarap, viski ve sair türleri de sarayın mahzenlerinde, satın alınarak, depo edilmişti. Söz konusu alkol türleri Saray’a davet edilen yabancılara yapılan ikramlarda olduğu kadar, …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARI NEVZUHUR MUHAFAZAKÂRLAR

Sultan Abdülhamid ismi ve Hamidiye Dönemi; düne kadar Abdülhamid üzerinden Abdülhamid ile aynı zihniyet ve çizgideki yani muhafazakâr kesime mensup insanları yermek ve kendilerine tasallutta bulunmak üzere hep bir atlama taşı olarak görüldü. Ancak acı olan gerçek şu ki, günümüzdeki bazı isimler, siyasi arenada umduklarına nail olamayıp nefsani vesveseleri karşısında mağlup bir hal sergilemek suretiyle, …