Gösteriliyor 79

31 MART’IN İSTANBUL SOKAK KÖPEKLERİNE BEDELİ

Bugün İtlere Yapılan Zulüm, İttihatçılardan Bizlere Kalan Kadim ve Kötü Bir Mirastır. İttihatçıların Abdülhamid’i Bertaraf Planı 1908 hadiseleri sonrasında Sultan İkinci Abdülhamid iktidarda şeklen de olsa bulunmaya devam etmişse de İttihatçıların derinden derine Sultan’a karşı duydukları siyasi endişeleri mevcuttu. Onunla birlikte hedefledikleri yola devam edemezlerdi. O iktidarda, şeklen de olsa, kaldığı sürece kendileri gölgede kalacak ve istedikleri …

FİKRET VE AKİF’İN GÖZÜYLE SULTAN ABDÜLHAMİD

Yıldız’a fırlatılan zehirli oklar yahut Fikret ve Akif’in gözüyle Sultan Abdülhamid Sultan Abdülhamid ve iktidarına karşı en ziyade ve en şedit muhalefet, sol cenahtan Tevfik Fikret, sağ cenahtan ise Mehmet Akif tarafından yapılmış gözükmektedir. Aslında bu iki şairin Abdülhamid’e karşı sergilemiş oldukları tavrı muhalefet olarak isimlendirmek Abdülhamid ve yönetimine karşı duydukları hislerin izharını, ret ve …

GEÇEN ASRIN DOLAR MİLYONERLERİ

Her dönemin (Lira, Euro, Yen, Ruble değil de) dolar milyonerleri olmuş. Niye dolar milyonerleri denmiş… Demek ki ABD, parası ile de dünyaya hakim olmuş… Dolar milyarderleri adlarını tarihe sahip oldukları mali güçle ve ellerinde bulundurdukları nakdi servetle yazdırmışlar. Hani demişler ya, zenginin parası, züğürdün çenesi. Bizim ki de o hesap… İsterseniz bir bakalım geçen asırda …

HANGİ KAZIM KARABEKİR PAŞA?

Bugün haklarında hüsn-i zan beslediğimiz ve hatta bazılarını abartılı bir şekilde taçlandırdığımız geçen asrın birçok ismi biraz yakından incelendikleri takdirde inişli çıkışlı bir hayat felsefesinin yolcuları olarak karşımıza çıkarlar. Belki de bu nedenledir ki geçen asrın siyasete karışmış hemen her bir şahsiyetinin bir “eski”, bir de “yeni” yahut bir “önceki” bir de “sonraki” ismi ve …

DİLENCİLER

Maddi yoksunluk içerisinde bulunan insanların gönlü zengin ve merhamet sahibi insanlara el açma eylemlerine klasik anlamda dilencilik diyoruz. Dilencilik; fukaralık, maddi mahrumiyet yahut çaresizliğin doğurduğu tabii bir sonuç olmasının ötesinde Türk kültür tarihinin kurumsallaşmış bir unsuru ve toplumsal bir geleneği de olmuştur. Dilencilik Doğu’da olduğu kadar Batı’da söz konusudur. Ancak suretleri ve talep şekilleri itibarıyla …

BÜYÜKADA’DAKİ GİZEMLİ KÖŞKÜN HİKAYESİ…

Arap İzzet Paşa’dan Leon Troçki’ye… Bir köşkün biyografisi İstanbul’un tarihi güzelliklerinden birisi de bünyesinde önceki asırlardan günümüze intikal etmiş olan yalıları, köşkleri ve konaklarıdır. Bir zamanlar Boğazın iki yakasında, Kâğıthane, Kadıköy, Çamlıca, Adalar ve daha pek çok yerde bugünkülerden çok daha güzel, sanat ve zarafet örneği köşkler ve kâşaneler vardı. Ancak İstanbul’un meşhur olan bir …

BİZDE ŞAİR VE SANATÇININ HALET-İ RUHİYESİ

Sultan II. Abdülhamid dönemi şairleri, edipleri, ulema ve sanatçıları genel olarak iktidar ile kavgalı olmuşlardır. İmparatorluğun hakikaten zeki, iyi tahsil görmüş, Doğu ve Batı’yı tanıyıp öğrenmiş bir kısım münevverleri her nedense dönemlerinin birer gerçek aydını, sanatçı yahut şair ve edebiyatçıları olarak topluma örnek olmak ve ona müspet anlamda yön vermek sorumluluğunu üstlenmek yerine çatışmacı bir …

BİR ZAMANLAR BİZİM OLAN İDLİB

Geçen asırda Osmanlı coğrafyası sınırları içerisinde yer alan İdlib bize ait mütevazı bir belde idi. Halep Vilayetine bağlı bulunmakta ve Antakya, İskenderun gibi bir kaza olarak Osmanlı idari teşkilatı içerisinde yer almaktaydı. Halep vilayeti dâhilinde yer alan ancak kendisine bağlı nahiyeleri ve bir dizi köyleri olan bir statüsü vardı. İdlib’in geçmiş zamanlarda çok şeylere şahit …

BİR GÜNAHKÂRIN İTİRAFLARI

Bundan yaklaşık bir asır önce, 13 Nisan 1909’da İstanbul’da yönetime karşı yeni bir ayaklanma vuku bulmuştu. Olayın meydana geldiği tarihte Rumî Takvim, 31 Mart 1325’i göstermekteydi. Bu nedenle patlak veren hadise tarihe 31 Mart Vakası diye geçti. Deniz Kuvvetleri hadiseye iştirak etmede mütereddit kalmışken, Selanik’te bulunan Üçüncü ve Edirne’de bulunan İkinci Ordu İttihatçıların emrinde ve Hareket …

BEN EDEPSİZLİĞİN VE EDEPSİZLERİN DÜŞMANI İDİM

Acaba Abdülhamid aleyhinde yazılıp konuşulanların ve ona izafe edilen olumsuzluk ve ithamların gerçeklik payı nedir, hakikati ne derece aksettirmektedir, ona isnat edilen menfilikler ne derece doğru ve isabetlidir… Sultan Abdülhamid devri iktidar – aydın ilişkisi, fikir ve basın hayatı öteden beri hep olumsuz olarak tanıtılmış, anlatılmış ve yansıtılmıştır. Abdülhamid tam bir müstebit, dönemi ise devr-i …

AŞK, İHANET VE CEZA

Kemaleddin Paşa, Plevne kahramanı Gazi Osman Paşanın üç erkek evladından biridir. Sultan Abdülhamid, Osman Paşaya Gazilik unvanını vermek ve onu kendisine Mabeyn Müşiri yapmakla yetinmemiş oğullarını da kayırıp kollamıştı. Abdülhamid, Osman Paşanın oğullarını kendi kızları ile evlendirmişti. Bu anlamda Kemalettin Beye hem “Paşa” unvanı vermiş, onu kendisine “Yaver” yapmış hem de 1898’de kızı Naime Sulan …

ARAP İZZET PAŞA’NIN HEM KONAĞI HEM YÜREĞİ YANMIŞTI

Yakın dönem tarihimizde daha ziyade isminin başına konulan “Arap” sıfatı ile birlikte anılan ve o şekilde meşhur olan İzzet Paşa el- bid, hayatı filmleştirilmiş olsa, herhalde reytingi gelmiş geçmiş en yüksek film olurdu. Öyle bir filmin Guinness rekorlar kitabına girmemesi için hiçbir sebep olmazdı. Kendi hayatı bir film aratmayacak kadar zengin ve enteresan olan Arap …

ARAP İZZET PAŞA, HZ. PEYGAMBERİN MESCİDİNİ ELEKTRİKLE AYDINLATMIŞTI

Medine’ye elektriği ilk getiren isim Arap İzzet Paşa oldu. O, İstanbul’da kendi adına kurmuş olduğu vakfın gelirlerinden bir kısmını Medine-i Münevvere’de tesis ettiği hayır kurumlarına sarf etti. Medine toplumunda ihtiyacı olanlara hayır ve hasenatta bulundu. Elektrik enerjisinin Osmanlı coğrafyasında kullanılmaya başlanması telgrafın kullanımı ile yakından alakalı olmuştur. İmparatorluğun elektrikle aydınlatılması için imtiyaz alınmaya çalışılan ilk …

ARAP İZZET PAŞA GİBİ KIZI DA FİRAR ETMİŞTİ

Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Reşit El-Maktum’un 31 milyon sterlinle Londra’ya kaçan eşi Prenses Haya’nın haberini okuyunca yakın tarihimizin önemli simalarından biri olan ve Sultan II. Abdülhamid’in hafızası diye anılan, İttihatçıların başının “karabelası” Arap İzzet Paşanın kızı Lem’a Hanımın da benzer bir surette Avrupa’ya kaçması hatırıma geldi. O zamandan bu zamana değişen galiba sadece isimler …

ANKARA HÜKÜMETİ SULTAN VAHDEDDİN’İ YARGILAMAK İSTEMİŞTİ

Sultan Vahdeddin bir Türk hükümdarı olmasına ve muayyen bir süre için Osmanlı tahtında bulunmasına ve Osmanlı idari anlayışı, yapılan ve yazılan her bir şeyin kayda geçirilmesi ve saklanması anlayışına dayanmasına rağmen Vahdeddin yönetimine dair resmi vesikalar bugüne değin maalesef tarih ve siyaset ile uğraşanların ulaşabileceği duruma gelmedi. Bu nedenle Sultan Vahdeddin’in iktidarı zamanı ve uygulamalarına …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YAHUDİLERE FERMANI

Sultan Abdülhamid’in Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir Sultan Abdülhamid’in saltanatı yıllarında başlayıp günümüzde de devam eden en önemli problem konulardan birisi Filistin meselesidir. Onun Filistin politikasının belli başlı esaslarından birisi Filistin’e yönelik Yahudi göçlerini önleme gayretidir. Onun bu doğrultuda bir dizi uygulamalar içerisinde olduğunu biliyoruz. Zaman zaman değişikliğe …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN YASAKLADIĞI GİYSİ: ÇARŞAF

Genel olarak siyah renkli kumaştan dikilen çarşaf, içerisindeki insanın genç yahut yaşlı, çirkin yahut güzel ve hatta erkek veya kadın, kim ve nasıl olduğu konusunda isabetli bir tahminde bulunmaya imkân vermeyen bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla da çarşafa bürünmüş birinin taşıdığı sırlara vakıf olmak imkânsız bir haldir. Hal böyle olsa da çarşaf giymiş iki bayanın caddede …

HAMİDİYE İDARESİ BÜTÜNÜYLE GÜL BAHÇESİ DEĞİLDİ

Hamidiye Devri diye adlandırılan Sultan İkinci Abdülhamid idaresi şüphesiz ki bütünüyle gül kokulu bir çiçek bahçesi değildi. Gönle huzur veren ve ruha şifa olan güzellikleri olduğu gibi rüşvet kabilinden beliyyeleri de ayet revaçtaydı. Rüşvetin Hamidiye Dönemi’nde şüyuu vukuundan beter bir hale gelmesinin pek tabii ki bir dizi nedeni vardı. Özellikle Irak’ta küçük memurlar arasında rüşvet …

ABDÜLHAMİD’İN OĞLU İMMANUEL

1918’de, Amerika’da kendisini Sultan Abdülhamid’in oğlu olarak tanıtan ve ABD makamlarını bir süre meşgul eden bir başka isimle karşılaşıyoruz. İmmanuel… Sultan Abdülhamid yakın tarihin en renkli siyasi şahsiyetlerinden biridir. Bir anlamda o döneminin adeta fenomenidir. Şahsına ve idaresine dair oldukça fazla şey yazılıp çizilmiştir. O hem sevilmiş, hem nefret edilmiştir. Kimileri onu muhabbetle, kimileri ise …

ABDÜLHAMİD’İN İLK AŞKI MATMAZEL FLORA

Rivayet o ki; Abdülhamid’in gençlik yıllarında vurulduğu yahut aşka tutulduğu ilk kadın Belçika asıllı Matmazel Flora Cordier olmuştu. Flora Cordier o sıralarda iş yeri Pera’da bulunan Bay Marrugo’nun yanında, bir Tuhafiye mağazasında çalışmaktaydı. Abdülhamid, Bayan Flora Cordier’i ilk defa bir caddede görmüş ve kendisine yaklaşmış, konuşmuş ve nihayet onunla evlenmişti. Yazılıp çizilenlere bakılacak olursa Belçikalı …

ABDÜLHAMİD’İN MUHALİFLERİNE YÖNELİK SİYASETİ

Mithat Cemal Kuntay’ın tespitine göre, “edebiyat adamlarına karşı, Abdülhamid, nazırlarından/bakanlarından daha yumuşaktı. Onları idare etmek için iki vasıtası vardı: İltifat ve biraz lütuf. Bu çabasında başarılı olamadığı takdirde, muhaliflerini, verecekleri zararları en aza indirmek için dolgun maaşlar bağlayarak imparatorluğun çeşitli bölgelerine önemli görevlerle sürüyordu.” Şefkatli Baba Yahut Sultan Abdülhamid’in Muhaliflerine Yönelik Siyasetinin Esasları Sultan Abdülhamid …

ABDÜLHAMİD’İN HİZMETİNDEKİ ERMENİLER

Ermeni Meselesi Sultan II. Abdülhamid idaresi sırasında (1876-1909) ortaya çıkan ve bugüne de devam eden bir konudur. Konu bütünüyle siyasidir. İngiltere, Rusya ve Fransa Anadolu’daki Ermeni azınlığı Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nin içişlerine müdahale etme aracı olarak kullanmaya çalmıştı. Osmanlı Devleti de kendi mevcudiyetini, sulh ve sükûn halini muhafaza ve idame ettirebilmek için bir dizi siyasi, …

ABDÜLHAMİD’İN HİCAZ HATTINA BAĞIŞI

Bugünlerde başlatılmış olan dayanışma kampanyası yakın dönem tarihimizin uygulamalarından birisidir. Siyasi tarihimiz açısından bir geleneğin devamı mahiyetindedir. Zira benzer bir örneği bir önceki asırda söz konusu olmuştu. Sultan Abdülhamid önceki asırda, benzer bir kampanyaya, ülkenin geleceği ve selameti adına bizzat öncülük etmişti. Zira imparatorlukta atılması gereken adımlar vardı. Fakat mali sıkıntılar da had safhadaydı. Hal …

ABDÜLHAMİD’İN HAYVAN MERAKI

Abdülhamid’in hayvanlara karşı olan ilgisi tahta geçmesinden sonra daha farklı bir boyut kazanmıştır. Onun hayvanlara karşı duymuş olduğu ilgi ve alaka saltanata geçmesinden sonra daha da artmıştır. Bu durumun temel nedeni ise diğer hükümdarlar gibi onun da oluşturmaya çalıştığı imaj politikası ile yakından alakalıdır Sultan II. Abdülhamid dünyanın en büyük hayvan koleksiyoncularından biri olmuştur. Hayvanlara …

ABDÜLHAMİD’İN BAHTLARI PARLAK GARDİYANLARI…

Sultan Abdülhamid 31 Mart hadisesi sonrasında tahttan indirilince İstanbul’da tutulmamış Selanik’e gönderilmişti. Onun gerek Selanik’e sevki sırasında gerekse Selanik’te Alatini Köşkü ve yine gerekse İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda murakabe altında tutulduğu sırada bir dizi isim ona gardiyanlık etmişti. Selanik’te Alatini Köşkü’nde ve İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda olup Abdülhamid ve ailesini içeriden ve dışarıdan muhafaza ile görevlendirilmiş olanlardan …

SULTAN ABDÜLHAMİD’İN DAMARLARINDAKİ KAN FRANSIZ KANI MIDIR?

Yahut diğer bir ifade ile Sultan Abdülhamid’in soyu Napolyon’a mı uzanıyor? Osmanlı Sultanı ve tüm Müslümanların halifesi olan Abdülhamid’in adı önceki yüzyılda yabancı basında zaman zaman oldukça farklı suretlerde anılmış olarak görülür. Onun özel hayatına ve soy kütüğüne dair Batı’da çıkan haberler o kadar çoktur ki yazılıp çizilenlerin ne kadarına inanmak gerektiği yahut verilen bilgilere …

ABDÜLHAMİD’İN AMERİKASI

Sultan Abdülhamid’in iktidarı süresince Amerika’da iktidara gelen Başkan sayısı ondur. Hamidiye Dönemi diye adlandırılan bu döneme paralel olarak en kısa süre iktidarda kalan başkan William Howard Taft, en uzun süre yönetimde bulunanı ise Theodore Roosevelt olmuştur. Sultan Abdülhamid, saltanatta bulunduğu süre boyunca muhatap olduğu Amerikan Başkanları ile yakın bir temas içerisinde olmaya çalışmıştır. Sultan Abdülhamid’in …

ABDÜLHAMİD’İN AMERİKA VE AMERİKAN KADINLARINA BAKIŞI

“Çağdaş medeniyet bütünüyle yanlıştır. Bugünkü Amerikalılar, kadınları mevcut konumlarına sokmakla, içsel (aile) mutluluğun temel prensiplerini yok ediyorlar.” “Erkek esas itibariyle çok eşli olma yaradılışındadır. Tek bir kadın nominal bir erkeği memnun edemez.” Sultan II. Abdülhamid kadın-erkek ilişkisine dair görüşlerini kendisini Selanik’te sürgünde ziyaret eden Avusturyalı bir diplomata bu şekilde açıklamıştı. Abdülhamid, bir dizi yanlış işler …

ABDÜLHAMİD’E MUHAFIZ MUSTAFA KEMAL’E YAVER: SALİH BOZOK

1881’de Selanik’te doğan Salih Bozok Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı olması yanında kan birliğine dayanan bir dostluğunda sahibiydi. Mezuniyeti sonrası İskeçe’de görev yaptığı sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile temas kurdu. 1910’da kayınbiraderi Nuri Beyin okul müdürü olduğu Selanik’te yeni açılan Türk Zabit Mektebi’nde öğretmenlik yaptı. Bir müddet burada görev yaptıktan sonra, İttihat ve Terakki’nin güvenilir …

SULTAN ABDÜLHAMİD’E GÖRE AŞK VE ÂŞIK

Dünya Kadınlar Günü Münasebetiyle: Hazin Bir Aşk Hikayesi Yıl 1900 idi. Zaman dalgalı ve sancılı, ufuk sisli olsa da Sultan Abdülhamid hala iktidardaydı. ….. Sırp Kralı Aleksandar Obrenović, Abdülhamid’in öteden beri dostu ve siyaseten değer verdiği biriydi. Abdülhamid, zaman zaman onunla yazışır, haberleşir ve muhabbet ederdi. Kendisine çeşitli vesilelerle muhtelif cinsten kıymetli hediyeler gönderirdi. Ona, …

ABDÜLHAMİD’E DUYULAN MUHABBET VE NEFRETİN TEZAHÜRÜ YAHUT ŞİMDİ, TAM DA, ŞİİR OKUMA ZAMANI…

Şiir; edebî bir lisandır… Bir tarife göre, hikmet…Şiir; bazen bir siyasettir… Algıdır, imajdır, propagandadır…Bazen zehirli bir ok, öldürücü bir silah… Yahut zırh ve kalkan…Şiir; hicran, hasret, umuttur bazen… Sevgidir, sevdadır, aşktır…Yahut nefret, öfke, lanet, en galizinden küfür…Şiir; çoğu kere dua, niyaz, yakarıştır… En hakirlerden en ulviye…En fakirlerden en müstağniye…Şiir; insan ve yaşamdır bütünüyle… Nihayeti ve …

ABDÜLHAMİD, BALON VE “DRONE”…

Sultan II. Abdülhamid’in günümüz çağdaş teknolojisinin müthiş icadı olan “drone”larla ilgili bir asır önceki hayali gücü, gayet şaşırtıcı ve üzerinde durulmaya gerçekten değer bir konudur. Malum, Sultan Abdülhamid döneminde bir kısım yasaklar söz konusu idi ve bunların en başında gelenlerinden birisi de İstanbul semalarında balon uçurmaktı. Evet, evet, hemen hepimizin bir zamanlar uçurmaktan keyif aldığı, …

ABDÜLHAMİD’DEN MEDET UMMAK YAHUT TARİHİ İĞFAL ETMEK!

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Halk TV’de katıldığı programda Sultan Abdülhamid’in Mustafa Kemal Atatürk için dua ettiğini ifade etmiş. Keşke etmiş olsa. Ne güzel, ne âlâ olurdu. Biz de memnun olurduk. Düğün değil, bayram değil, Sultan Abdülhamid’in böyle bir şey dediğini Sayın Özdil acaba niye ifade etmiş! Aklıma birkaç ihtimal geliyor. Başka da bir şey gelmiyor. Malum, bugünlerde …

ABDÜLHAMİD, ATATÜRK VE MİLLİ PİYANGO

Piyango denince akla yılbaşı; yılbaşı denince de akla piyango gelir. Bugün Türkiye’de maalesef Millî Piyango ile yılbaşı özdeşleşmiş bir durumda. Toplum böyle bir çağrışımla tam anlamı ile bütünleşmiş bir halde. Piyango bizde fakir olan devletin fakirliğine çare olması için başvurduğu bir araç, fakir vatandaşın da ümit kapısı oldu hep. Ne de olsa ümit fakirin ekmeğidir …

ABDÜLHAMİD, ROTHSCHİLDLER VE FİLİSTİN

Tarihi süreç içerisinde Filistin’in büyük oranda İslam-Arap coğrafyası olmaktan çıkarak bir Yahudi yurdu haline gelmesinin ve nihayet İsrail Devleti’nin kurulmasının şüphesiz ki dünden bugüne birçok unsuru, nedeni ve belirleyicisi olmuştur. Söz konusu değişim ve oluşumda her bir unsurun ve nedenin muayyen bir rolü ve tesiri olmakla birlikte iki faktörün rolü diğerleri ile kıyaslanamayacak derecede büyük …

OTOMOBİL : SULTAN ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 5

Kabul, İstihza ve Realite Sultan Abdülhamid diğer hükümdar ve krallara nispetle en son otomobil alan hükümdar olmuşsa da 1900’ün başından itibaren Yıldız Sarayı’nın geniş bahçesinde kendi kullanımı için birkaç otomobil alıp muhafaza etmesi tabii bir hale gelmiştir. O sadece otomobil almakla kalmamış, 1905’te edindiği araba nedeniyle son derece mutlu olmuş ve kullandığı arabanın mucidini memnun …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 4

Otomobil ve Yasak Ülkeler Dönemin yayın organlarından biri olan Şehbal’de, mesela, Times nehrinin üzerinde inşa olunan köprünün fotoğrafına yer verilerek; “Daha uzun süre bigâne (kayıtsız) kalmaya mahkûm olduğumuz asar-ı temeddün (medeniyet eserleri)” denmekteydi. Bu hayıflanmanın yer aldığı aynı sayfanın hemen altında ise başka bir fotoğrafa yer verilerek “Ma’mûre-i Konstantiniyye’de görülmeyen umranlardan biri (Bayındır İstanbul’da görülmeyen gelişmişliklerden …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 3

Kazalar, Fuarlar, Turlar ve Turneler Otomobil Kazaları Otomobilin varlığı genel olarak daha bütünüyle kabullenilememiş ve kullanımı da tam olarak öğrenilememişken otomobil kullanmaya kalkmak doğrusu biraz da maceralı bir işti. Ancak her ülke ve coğrafyada adrenalini yüksek olan veya onu yüksek tutmaya çalışan insanlar da az değildi. Otomobil yolculuğu zahmetli olduğu kadar tehlikeliydi de. Öncelikle otomobilin …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 2

Sultan Abdülhamid ve Otomobil – 2 Yeni bir icat olarak otomobil bazı insanlar tarafından garipsenip tehlikeli olarak görülmüşse de dünyanın dört bir tarafında her geçen gün kendisine rağbet gösterilen ve satın alınarak kullanılan bir özelliğe de sahip olmuştu. Özellikle iş dünyasının ve sosyal hayatın ileri gelenleri açısından otomobil sahibi olmak nerdeyse zaruret halini almıştır. Öte …

ABDÜLHAMİD VE OTOMOBİL – 1

Yıldız Sarayı’na Gelen Otomobilin Hikâyesi Otomobil geçen yüzyılın başlarına kadar yalnızca zenginlere ait pahalı bir meta ve seçkin bir zevkti. Bu hususiyetini kaybedip yaygın olarak kullanılır hale gelebilmesi için daha bir hayli zamanın geçmesi gerekmekteydi. Geçen asrın otomobilleri teknoloji olarak bugünün otomobilleri ile tabii ki kıyaslanamayacak derecede bir gelişmişlik düzeyine sahipti. Şasileri basit ve silindirleri …

ABDÜLHAMİD’İN ŞARKISI

Abdül Hamid’in Şarkısı Vambery, Abdülhamid’i değerlendirirken kendi kendine; Sultan olmak ne korkunç bir kader,[1] derken galiba tespitinde az da olsa haklıydı. Abdülhamid gibi Osmanlı Devleti’nin yıkılma aşamasında iktidara gelmiş bir sultanın maruz kaldığı muamele hakikaten son derece menfi olduğu kadar aynı zamanda ibret vericiydi. Şehzadelik yıllarındaki halet-i ruhiyesi içli çocuk, içe kapanık, asosyal biçimde tasvir …

ABDÜLHAMİD VE SİHİRLİ FENER: SİNEMA

Abdülhamid ve Sihirli Fener: Sinema Ali Özuyar’ın gayet güzel bir surette ifade ettiği üzere, adını Lumiere Kardeşler’in icadı Cinematographe’tan alan sinema, görsel dilinin yarattığı evrensellikle, geride bıraktığımız yüzyılın en etkili ve en popüler kitle sanatı oldu. Ancak sinemanın teknolojik bir buluş olarak gerçekte kimin tarafından icat edildiği ise yıllar boyunca tartışılıp durdu. Sinemayı kim icat …

ABDÜLHAMİD VE SİYONİST ÇEK

Abdülhamid ve Siyonist Çek Demiryolu tarihimizi izlediği seyir bakımından üç döneme ayırmak mümkündür: Ağırlıklı olarak demiryollarının yapıldığı Hamidiye Dönemi, Cumhuriyet’in ilk yılları ve günümüz. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa’da yaygınlaşmaya başlayan demiryolları ile tanışmamız fazla geç sayılmaz. Sadece çeyrek asırlık bir zaman farkının ardından bu yeni ve önemli Avrupa teknolojisi ile yakından alakadar …

300 KOYUN PROJESİ VE HANEDANIN DAMIZLIK HAYVANLARINA EL KONULMASI

300 Koyun Projesi Ve Hanedanın Damızlık Hayvanlarına El Konulması Malum, Sayın Tarım Bakanı bir süre önce basını ve kamuyu yakından meşgul eden bir açıklamada bulundu. Türkiye’deki hayvancılığı geliştirmek ve et problemini çözüme kavuşturmak üzere yeni bir projeyi uygulamaya koyacaklarından bahsetti. Sayın Bakanın açıklamalarını duyunca Cumhuriyet’in ilk Ziraat Vekili (Tarım Bakanı) Mustafa Abdülhalik RENDA imzalı bir …

ABDÜLHAMİD VE MÖSYÖ PASTEUR

Kuduz, Türkiye’de yüzyıllardır varlığını devam ettirmiş bir illettir. Daha onbeşinci asırda tilki, köpek, kedi ve çakal gibi hayvanların ısırma alışkanlıklarının bu hastalığın enfekte olmasının vasıtaları olduğu kabul edilmiştir. Tedavi metodu konusunda ise hem psişik usullerin hem de farklı tıbbi bileşiklerin kullanılması yoluna gidilmiştir. Sultan II. Abdülhamid, Pasteur’un 1885 yılında keşfettiği kuduz aşısının üzerinde daha bir …

ABDÜLHAMİD VE KANAL FİLİSTİN

Filistin, gerek dün gerekse bugün dikkatleri hep üzerinde topladı. Kadim kültür ve medeniyetlerin en esaslı merkezleri arasında yer aldı. Üç semavi dinin, dün ve bugün, en mukaddes mekânlarına ev sahipliği yaptı. Hazreti Musa, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed onun mübarek kılınan topraklarında ve sokaklarında dolaşarak uhrevi havasını soludu. Genelde Filistin, özelde ise Kudüs, Yahudilerce hep …

ABDÜLHAMİD SÜLEYMAN MABEDİ’Nİ RESTORE ETTİRMİŞTİ

Sultan Abdülaziz tahta geçtikten kısa bir süre sonra Süleyman Mabedi’nin restorasyona başlanılmıştı Sultan Abdülhamid Yahudilere yönelik hizmetlerinden birisi de bugün Yahudilerin yıkmak istediği Kudüs’teki Süleyman mabedini restore ettirmiş olmasıdır. Süleyman Mabedi yahut diğer bir ifade ile Süleyman Tapınağı, bugünkü Tevrat’a göre, Kudüs’teki ilk Yahudi tapınağıdır. Peygamber Hazreti Davud’un yine kendisi gibi peygamber olan oğlu Hazreti Süleyman tarafından inşa ettirildiği …

ABDÜLHAMİD HACC’A GİTTİ Mİ?

İçinde bulunduğumuz günler, Kurban Bayramı’nı da kapsayan hac mevsimidir. Mekke’de Kâbe, Medine’de Mescid-i Nebevi, dünyanın dört bir tarafından gelen iman, muhabbet ve sadakat dolu nasipli gönüllerin kardeşleriyle, esirgeyip bağışlayan rableri ve merhamet elçisi olan peygamberleri huzurunda, bir kez daha buluşmalarına şahitlik edecektir. Hac, mali ve bedeni bir ibadet olup İslâm’ın beş şartından biridir. Şartlarını taşıyan …

ABD BELGELERİNDE SAİD-İ NURSİ’YE DAİR

Bediüzzaman Said Nursi  1878’de Bitlis’te doğdu. Vefat ettiği 1960 yılına kadar oldukça zorlu bir hayat yaşadı. Osmanlı Devleti’nde Daru’l-Hikmeti’l-İslamiye üyeliğinde bulundu. Kafkas Cephesi’nde yer alarak Birinci Dünya Savaşı’na katıldı. Risale-i Nur isimli eseri ile tanınıp bilindi. Başlattığı çığır vefatından sonra da hararetle devam ettirildi. Ancak o ne Halife ve İslamcılık siyasetinin önderi Sultan II. Abdülhamid, ne Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet  sloganlarının …

ABDÜLHAMİD İLE 10 DAKİKA BAŞ BAŞA

Sultan Abdülhamid, saltanatta bulunduğu yıllarda olduğu kadar, tahttan indirilip sürgüne gönderildiği zamanlarda ve hatta bugün dahi hep kendisinden bahsedilen biri olmuştur. Onun sürgün yılları Batı’da, Avrupa’dan Amerika’ya yahut ta Avustralya ve Yeni Zelanda’ya kadar bir çok ülkenin basın organlarının sayfaları konusu olmuştur. Çoğu kere bir Batı Efsaneleri şeklinde anılıp zikredilmiş olsa da bazen hakkaniyetli kalemler …

ABDÜLHAMİD, GLADSTONE’U MAHKEMEYE VERMEK İSTEMİŞTİ!

William Ewart Gladstone, Liberal Partili bir politikacı olarak, İngiltere’de dört defa başbakanlık koltuğuna oturdu. İktidarı döneminde İngiltere’de bir asırdan beridir devam etmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun idari bütünlüğünün korunması şeklindeki politikaya 1880’de son verildi. Hıristiyan teolojisinin derinden etkisinde kalmış olması yanında İslam’a karşı duyduğu nefret, siyasi söylemleri ve icraatlarında kendisini motive eden en güçlü dürtüler arasında …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARLIĞININ TARİHSEL KÖKENLERİ

 Avrupa ve Amerikan basını geçen asrın son çeyreğinden ve özellikle de 1890’lı yıllardan itibaren ciddi ve profesyonel bir surette kendisince istenmeyen ve işine gelmeyen dönemi ülke idarecilerine karşı gayet yıpratıcı bir imaj politikası yürütmüştür. O dönem gazetelerinin sütunları söz konusu idarecileri konu alan aleyhlerindeki onlarca, yüzlerce yazı ve karikatürle süslüdür. Günlük olarak çıkan gazetelerin özellikle …

ABDÜLHAMİD İDARESİNİN KIRILMA NOKTALARI

On dokuzuncu asrın son çeyreği, İslam ve onun dünya çapındaki müntesipleri açısından önemli bir zaman dilimi olmuştur. Birkaç asrı kapsadığı ifade edilebilecek olan askeri, siyasi ve sosyal alanlardaki çöküşten sonra Müslüman dünyası nihayet mevcudiyetinin gerekçesini sorgulama gereğini hissetmeye başlamış gözükmekteydi. Dolayısıyla da İslami uyanışın işaretleri hemen her yerde gözlemlenebilir bir hal almıştı. Söz konusu işaretler …

HASTA İMPARATORLUĞUN HASTA ÇOCUKLARI

Sultan II. Abdülhamid ile dönemi aydınları, şuarası, üdebası, münevverleri arasında daimi bir çatışma yaşandığı, fikir ve basın hayatının daimi surette olumsuz olduğu yazılmış, anlatılmış ve Abdülhamid’in tam bir müstebit, döneminin ise devr-i istibdat olarak vasıflandırılması hiçbir zaman ihmal edilmemiştir. Söylendiğine göre Abdülhamid kimseye hayat hakkı tanımamış, hele hele dönemin aydınları ile hiçbir surette anlaşamamıştır. Kendi …

ARAP İZZET PAŞA’DAN LEON TROÇKİ’YE BİR KÖŞKÜN BİYOGRAFİSİ

İstanbul’un tarihi güzelliklerinden birisi de bünyesinde önceki asırlardan günümüze intikal etmiş olan yalıları, köşkleri ve konaklarıdır. Bir zamanlar Boğazın iki yakasında, Kâğıthane, Kadıköy, Çamlıca, Adalar ve daha pek çok yerde bugünkülerden çok daha güzel, sanat ve zarafet örneği köşkler ve kâşaneler vardı. Ancak İstanbul’un meşhur olan bir başka tarihi unsuru daha mevcuttu. Yangınlar. Günlerce süren …

MESCİD-İ AKSA NEDEN ÖNEMLİDİR!

1969 yılında Ürdün’ün Ankara Büyükelçiliği Mescid-i Aksa hakkında Türkiye Dışişleri Bakanlığına gönderdiği konuya dair bilgilendirme notunda diyordu ki: Müslümanlar nezdinde ve bütün dünya milletlerince, Mescid-i Aksa, kutsiyetini ve ehemmiyetini, dini, medeni ve insani olmak üzere, üç cihetten kazanmaktadır. Öncelikle dini kutsiyeti, Peygamber Efendimizin İslamiyet’in ilk günlerinde, namazlarında, 3 ay müddetle Mescid-i Aksa’ya kıble olarak yönelmiş …

BATI NAZARINDA ABDÜLHAMİD SADECE KIZIL SULTAN DEĞİLDİ!

Geçen asırda Sultan Abdülhamid’e söylenmedik söz, yapılmamış hakaret, atfedilmemiş sıfat, isnat olunmamış ad kalmamıştı. Söylendiğine göre Abdülhamid deliydi, bazen yarı deli ve bazen de zır deliydi. O, zalimin ta kendisiydi. Eli ve kılıcı kanlı biriydi. Her daim halüsinasyonlar görmekte, kendi kendisine konuşmakta, ölümden ödü kopmakta, suikasta uğrama endişesi duymaktaydı. O son derece korkak ve ödlek …

ERMENİ MESELESİ ABDÜLHAMİD’İ TAHTTAN İNDİRME VESİLESİ OLMUŞTU

Ermeni meselesinin tarihi kökeni 93 Harbi diye bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında mağlup bir şekilde imzalanan Ayastefanos Barış Antlaşması kadar eskidir. Söz konusu antlaşma ile Ermeni meselesi siyasi tarihin günümüze kadar gelecek olan bir parçası haline gelmiştir. Bu anlamda meselenin mucidi Rusya olmuştur. İcadın nedeni yahut vesilesini ise, Ermeniperverlikten öte imparatorluğu bünyesinde barındırdığı uluslar ile karşı …

HÜRRİYET YOLUNDA ABDÜLHAMİD’E KAFA TUTAN KADIN

Mısırlı Mustafa Fâzıl Paşa 1829’da Kahire’de doğmuştu. Çok sonraki zamanlarda da İstanbul’a gelerek Maarif ve Maliye Nazırı olmuştu. Ancak Hıdiv olma hakkını kaybedince Avrupa’ya kaçmıştı. Paşa, maddi açıdan oldukça zengin ve cömert olduğu gibi aynı zamanda bilge biriydi. Batı tarzı meşrutî bir idareden yana olan Genç Osmanlılar Cemiyeti mensuplarına Paris’te fazlası ile maddî destek sağlaması …

SARAY’DAKİ AŞK DEDİKODULARI

Sultan Abdülhamid diyor ki; Nelerden şikâyetçi olmalıyız? Ne tür şeyleri eleştirmemiz gerekiyor? İnsan kaderinden kaçıp kurutulabilir mi? Aşkın ne karşı konulamaz bir güç olduğunu unutuvermek doğru mu­dur? Âşık olduğu kadınla yalnız kaldığında güçlü iken zayıf düşmeyen erkek var mıdır? Âşık olduğu bir kadınla yalnız kaldığında zayıf olmayan güçlü adam nerede? Ve bazen hepimiz çılgınlıklar yapmaya …

ABDÜLHAMİD’İN İNSAN KAZANMA SANATI

Sultan Abdülhamid saltanatı boyunca imparatorluğun hasta çocuklarını centilmence bir mücadele ile hep kazanmaya çalışmış, bağışlamış, affetmiş ve hiç bir şey olmamış gibi her defasında her şeye centilmence yeniden başlamıştır. Ceza verirken bile, en acı dillilerini ve en muhalif olanlarını dahi aşırılıklardan uzak, tatlı sert bir politika ile ikna etmeye ve adeta yaramazlıklarından vaz geçirmeye çalışmış; …

MERHUMU NASIL BİLİRDİNİZ? Talat Paşanın Cenaze Töreni

-Talat Paşanın Cenaze Töreni- Cemal Paşa, 21 Temmuz 1922’de Tiflis’te öldürüldü. Cenazesi Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir tarafından Erzurum’a getirilerek Karskapı Şehitliği’ne defnedildi. Enver Paşa, Cemal Paşa’dan 15 gün sonra, 4 Ağustos 1922’de Tacikistan’da öldü. Na’şı, 1996’da, ölümünden tam 74 yıl sonra ancak İstanbul’a getirilebildi ve Şişli’deki Abide-i Hürriyet Tepesi’nde defnedildi. Talat Paşa ise 15 Mart 1921’de Berlin’de öldürüldü. …

HEPSİ TESADÜF MÜ?

Sultan Abdülhamid saltanatı, siyaseti, dönemi hadiseleri ve nihayet akıbeti bakımından hemen her kesimin konuştuğu bir isimdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ilkini 1908 yılında fiilen, ikincisini ise 1909’da resmen gerçekleştirmiş olduğu girişimler neticesinde birbirinden farklı iki dönemden Hamidiye Dönemi bütünüyle sona ererken yeni bir döneme ise kapı aralanmıştı. Söz konusu eski ve yeni dönemlerin, sağladıkları kazanç …

ABDÜLHAMİD’İN ÖLÜM RAPORU

Sultan II. Abdülhamid, bundan tam 102 yıl önce 10 Şubat 1918’de vefat etmişti. Vefatı sonrasında naaşı bir doktorlar heyeti tarafından müşterek bir surette muayene edilmiş ve bir Ölüm Raporu düzenlenmişti. Ölüm raporuna ilaveten ayrıca naaşın mevcut durumuna dair detaylı surette bir de protokol hazırlanmıştı. Söz konusu ölüm raporu ve protokol suretlerinin sadeleştirilmiş biçimiyle metni şöyledir: …

ORHAN PAMUK’U DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI

Orhan Pamuk, okuduğum bir romancı değildir. Daha doğrusu okuyamadıklarım arasındadır. Bir defa denedimse de okumayı, döndüm daha yolun başında romanın sayfaları arasından derhal geri… Beceremedim ne yapayım elimde değil bitirmeyi… Üslubu sıkar beni nefesimi kesercesine, tatsız ve zevksiz kuru cümleleriyle… Tıpkı bir önceki cümlem misali. Okuyamıyorsam da; “çok araştırmaya dayanan, iğne ile kuyu kazar gibi …

ABDÜLHAMİD VE ÇİÇEK

İnsan olur da çiçeği sevmeyeni olur mu hiç! Dünyada acaba öyle birileri de var mıdır ki! Belki vardır, belki de yoktur. Ancak çiçeği mutlak surette seven, ona içten ve büyük bir tutku ile bağlı bulunan insanların mevcudiyeti de bir gerçektir. Çiçek ve yeşillik hemen her insanın güzel olarak görüp kendisinden letafet duyduğu bir varlık unsuru …

ABDÜLHAMİD’İN ERMENİLERE BAKIŞI

Otuz üç yıllık iktidarı sırasında siyasî problemler içerisinde Bosna-Hersek meselesi, Yeni Pazar’ın işgali meselesi, Yemen ve İmam Yahya meselesi, Trablusgarp meselesi, Basra körfe­zinde ve Irak’ta İngiliz nüfuzunun yükselişi ve buna ilişkin (Necit ve İbn Suud, Kuveyt ve Mübarek es-Sabah, Muhammıra Şeyhi Haz’al) meseleleri, Bağdat Demiryolunun sonu ile il­gili İngiliz ve Alman rekabeti meselesi, Kerbela ve …

ABD MİSYONER OKULLARI VE ABDÜLHAMİD’İN ROOSEVELT’E MUHALEFETİ

Sultan Abdülhamid’in saltanatı sırasında üzerinde ziyadesiyle durup hassasiyet ile ilgilendiği konular özellikle askeri ıslahatlar ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin geliştirilip artırılması oldu. Modern bir tarzın ağırlıklı olarak kendisine uygulama alanı bulduğu donun öneminde açılmış olan yeni eğitim kurumları sadece İstanbul ile sınırlı kalmayıp imparatorluğun hemen her tarafında kapılarını öğrencilere araladı. Eğitim-öğretimin önemini bilen ve onu fazlası ile …

SARAY’DAN SÜRGÜNE: ABDÜLHAMİD’İN GARDİYANLARI

Sultan Abdülhamid Osmanlı padişahları içerisinde saltanatı uzun süren isimlerden biri olmuştur. Ancak onun saltanat süresi, yaklaşık yarım asrı (46 yıl) bulan Kanuni Sultan Süleyman’ınki ile pek tabii ki mukayese edilebilir değildir. Ancak nihayeti itibarıyla Sultan Abdülhamid, meşhur 31 Mart hadisesi ile tahttan indirilmiş, Çırağan Sarayı’nda kalmayı arzusu etmesine rağmen, Selanik’e gönderilmiştir. İttihatçılar, Abdülhamid’in arzusu hilafına, …

ABDÜLHAMİD, İNGİLİZ KRALİYET AİLESİNE DAMAT OLMAYI REDDETMİŞTİ

Abdülhamid şehzadeliği sırasında Yusuf İzzettin ve Murat ile birlikte amcası Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahatine katılmış ve bu seyahat vesilesi ile İngiltere, Fransa, Almanya, Belçika ve Avusturya-Macaristan’da bulunmuştu. 1867’de Sultan Abdülaziz İngiltere’yi ziyaret ettiğinde, Galler Prensi ve Cambridge Dükü, Sultan Abdülaziz ve maiyetindekileri daha vapurun bordosunda karşılayıp hoş geldiniz etmişti. Hıristiyanlık tarihinde ilk kez bir Türk hükümdarı İngiltere kıyılarına, kendi tebaasından biri olarak …

ENVER, CEMAL VE TALAT PAŞALAR NEDEN VE NASIL FİRAR ETTİLER?

Enver, Cemal ve Talat Paşa Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşında mağlubiyetinin kesinleşmesi üzerine Almanların yardımı ile yurdu terk etmişlerdi. Bu İttihatçı liderler daha savaş bitmemişken neden Anadolu’ya değil de Almanya’ya gitmişlerdi? Almanlar çok mu güvenilir bir yerdi? Almanlar bu üç liderin hayatlarını garanti mi etmişlerdi? Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda maruz kaldığı askeri mağlubiyet üzerine …

ABDÜLHAMİD’İN İÇTİKLERİ YAHUT SARAY’DAKİ MUHAYYEL İÇKİ ŞİŞELERİ

İslam dini içkinin her türlüsünü yasaklamış olmakla birlikte alkol Osmanlı toplumunda olduğu gibi Osmanlı Sarayı’nda da bulunan ve kullanılan bir içecek türüydü. Genel olarak var olan rakıya ilaveten sonraki zamanlarda alkolün şarap, viski ve sair türleri de sarayın mahzenlerinde, satın alınarak, depo edilmişti. Söz konusu alkol türleri Saray’a davet edilen yabancılara yapılan ikramlarda olduğu kadar, …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARI NEVZUHUR MUHAFAZAKÂRLAR

Sultan Abdülhamid ismi ve Hamidiye Dönemi; düne kadar Abdülhamid üzerinden Abdülhamid ile aynı zihniyet ve çizgideki yani muhafazakâr kesime mensup insanları yermek ve kendilerine tasallutta bulunmak üzere hep bir atlama taşı olarak görüldü. Ancak acı olan gerçek şu ki, günümüzdeki bazı isimler, siyasi arenada umduklarına nail olamayıp nefsani vesveseleri karşısında mağlup bir hal sergilemek suretiyle, …

ABDÜLHAMİD’İN MUHAFIZIYDIM NASIL MASON OLDUM

Geçen yüzyıldaki mevcut yapısı dikkate alındığında masonluğu Kuzey Locaları ve Güney Locaları şeklinde iki kısma ayırmak mümkündür. Kuzey Locaları, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, İngiliz sömürgeleri, Almanya, İskandinavya, Hollanda ve birkaç Latin organizasyonundan ibaretti. Latin yahut Doğu Locaları ise monarşik yapılara şiddetle muhalifti. Sultan İkinci Abdülhamid ise masonluğa şiddetle karşı biriydi. O, bu tür cemiyetlere itibar …

OSMANLI DEVLETİ’NDE KADIN ELİNİN SİYASETE DOKUNMASI

Osmanlı padişahlarından ve sadrazamlarından bazıları nikahlarında bulunan kadınlarından hususiyle birine karşı fazlaca alaka göstermişlerdir. Bu anlamda hemen akla gelen ve çokça zikredilenler olarak Kanuni Sultan Süleyman’ı ve onun Hürrem Sultan’a olan bağlılığını yahut Sultan Ahmet’in Mahpeykar’a olan tutkusunu ya da Hatice Turhan Sultan’a olan Sultan İbrahim’in alakasını ve nihayet Sultan Abdülhamid’in Müşfika kadınefendiye gösterdiği yakınlık …

AĞLA KUDÜS AĞLA, RAHATLARSIN!

Kudüs ve bütün Filistin maalesef cayır cayır yanıyor. O yanarken ümmet-i Muhammed’in kalbi de yanıyor. Bu yanma ve yakılma, âlem-i İslam’a rağmen, İsrail tarafından Filistin’de her Ramazan ayında istisnasız tekrarlanıyor… Kutsal bir mekanda, vatanlarında, öz topraklarda Filistinlilerin canı yanıyor, kanı akıyor, ah u eninleri, feryad u figanları asumana yükseliyor… Esasen geçen asırdan bu tarafa, genel …

HERZL ŞAHİTTİR Kİ ABDÜLHAMİD FİLİSTİN’İ YAHUDİLERE SATMADI

Yahudilerin Filistin’de yeni bir yurt edinme hayali oldukça eskilere dayansa da bu hayalin mutlak bir hakikate dönüşmesi de bir o kadar yenidir. Konu tarih içerisinde birçok siyasi şahsiyetin gündemi olmuş, Napolyon’un vaatleri arasında yer almış, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşanın meşgalesi kılınmaya çalışılmış ve en nihayet 1836’dan itibaren Filistin’de bir Yahudi devleti kurma çabası daha …

TH. HERZL FİLİSTİN’İ SATIN ALMAK İÇİN 10.000 ALTIN RÜŞVET VAAT ETMİŞTİ

Sultan Abdülhamid’in iktidarının son on yılı Filistin’de Yahudilerin yurt edinme arayışının ziyadesiyle yoğunlaştığı bir zaman dilimi oldu. Yahudiler bir zamanlar vatanları olduğuna kani bulundukları Filistin’e geri dönme ve bu eski vatanı yeniden anavatan yapma arayışı içerisine girmişlerdi. Siyonizm’in bu dönemdeki lideri ise Theodore Herzl idi. Herzl, Yahudi milleti için bir vatan oluşturma gayretindeydi. Bunu temin için kullanılabilecek her …

ABDÜLHAMİD’İN İSTANBUL SEVDASI

Sultan Abdülhamid İstanbul’da Çırağan Sarayı’nda doğdu. Beylerbeyi Sarayı’nda vefat etti. 76 yıl süren ömrünü, Çırağan’da kalmak istemesine rağmen Selanik’te murakabe altında tutulduğu günler hariç, bütünüyle İstanbul’da geçirdi. Şehzadelik yıllarında Kâğıthane’de oturdu, Maslak’taki köşkünde ikamet etti. Günlerini oldukça dolu ve hareketli bir surette geçirdi. Kâğıthane’den öteye ta Küçükçekmece’ye kadar, İstanbul’da dolaşmadığı, gitmediği, bilmediği yer kalmadı. Istranca …