ABDÜLHAMİD’İN OĞLU İMMANUEL

1918’de, Amerika’da kendisini Sultan Abdülhamid’in oğlu olarak tanıtan ve ABD makamlarını bir süre meşgul eden bir başka isimle karşılaşıyoruz. İmmanuel…

Sultan Abdülhamid yakın tarihin en renkli siyasi şahsiyetlerinden biridir.

Bir anlamda o döneminin adeta fenomenidir.

Şahsına ve idaresine dair oldukça fazla şey yazılıp çizilmiştir.

O hem sevilmiş, hem nefret edilmiştir.

Kimileri onu muhabbetle, kimileri ise husumetle anmıştır.

Kimileri onun adına methiyeler dizmiş, kimileri ise lanetler yağdırmıştır.

Kimileri ona mirasını bırakmış, kimileri ise onun hanımı yahut oğlu olduğunu iddia etmiştir.

Öyle ki, ona dair yazılan, söylenen ve iddia edilenlerin ne kadarı doğru ne kadarı yanlıştır; ne kadarı efsane ne kadarı hakikattir bunu bütünü ile bilmek ve tefrike etmek hemen hemen imkânsız gibidir.

…..

Yıl 1892.

Belçika’da bir bayan, basına yaptığı bir açıklamayla, kendisinin Sultan Abdülhamid’in hanımı olduğunu iddia etmiştir.

Belçikalı bu bayan kendisini, o tarihte hayatta olan ve saltanat süren Sultan Abdülhamid ile ilişkilendirip Abdülhamid ile evli kaldığı yönünde açıklamalarda bulununca basının tabii ki fazlasıyla ilgi ve alakasını çekmiştir.

Haber, Sultan Abdülhamid’in çapkınlığı yahut sakıncalı aşkları bağlamında ilgi görmüş ve durum, adı sanı meçhul, bu bayanın dilinden kamuoyuna yansıtılmıştır.

Bayanın Sultan Abdülhamid ile evli kaldığını açıklama gereği duyması ise o tarihlerde bayanın amcasının Belçika’da ölümü üzerine söz konusu olmuştur.

Konuya dair haberde adına sanına yer verilmeyen bu bayan, zengin amcasının ölümü üzerine ona varis olmuştur. Kendisine amcasından intikal eden miras vesilesiyle, sadece kendisince malum olan meçhul bir hakikati, Sultan Abdülhamid ile evli kaldığı bilgisini, her nasılsa, basına ifşa etme gereği duymuştur.

Belçikalı bu bayan basına yaptığı açıklamada kendisinin Sultan Abdülhamid ile 16 veya 17 yıl süren bir evlilik hayatı yaşadığını belirtmiştir.

Rivayet o ki, İstanbul’da faaliyet gösteren bir kadın giyim mağazası sahibesi, ölçüsünü alıp Sultan Abdülhamid üvey annesine elbise dikmek üzere Harem’e davet edilmiştir. Harem’e gelen ve oldukça güzel ve alımlı olan bu bayanı Sultan Abdülhamid görür görmez âşık olmuştur…

Basına Sultan Abdülhamid’in eski eşi olduğunu ifade eden bu bayan, gariptir ki, amcasından kendisine kalan mirası da hiçbir şekilde kabul etmemiş ve bütünüyle, Belçika’da yaşayan kendi ailesi fertlerine bırakarak varis olmaktan çekilmiştir.

Sultan Abdülhamid’in ismi belirtilmeyen böyle bir hanımı olmuş mudur bilmiyoruz.

Belçika’da yaşayan ve kendisine amcasından kalan yüklü mirası bir çırpıda reddeden ve Abdülhamid ile evlilik hayatı yaşadığını açıklamaya her nedense yıllar sonra ve bir vesile ile gerek duyan bir bayanın böyle bir açıklama yapmasının gerisindeki gerekçeyi veya ruh halini de bilemiyoruz.

Fakat daha sonraki yıllarda, 1918’de, Amerika’da kendisini Sultan Abdülhamid’in oğlu olarak tanıtan ve ABD makamlarını bir süre meşgul eden bir başka isimle karşılaşıyoruz. İmmanuel…

İmmanuel, 1918 yılı haziranında Beyaz Saray’da Amerikan Başkanına bir mektup göndermiştir.

Mektup başta ABD Dışişleri Bakanlığı olmak üzere Beyaz Saray çalışanlarını bir süre meşgul etmiştir.

Amerika Dışişleri Bakanlığı konu ile yakından alakadar olmuş, olmak zorunda kalmış ve mektubu ciddi bir incelemeye tabi tutmuştur.

Dışişleri Bakanı, Beyaz Saray’ın alt birimlerine İmmenuel hakkında araştırma yapılmasını istemiş ve Dışişleri bakanlığının konuya dair süratle bilgilendirilmesini rica etmiştir.

Yakındoğu departmanı konu ile bizatihi alakadar olmuş ve araştırmalarda bulunmuştur.

Yakındoğu departmanın tespitlerine göre mevcut bilgi ve kayıtlarda Sultan Abdülhamid’in o tarihlerde on üç erkek çocuğu mevcuttu ve İmmanuel bunlar arasında yer almamaktaydı. Ayrıca İmmanuel adı Türkler tarafından kullanılan bir isim de değildi. Gönderilmiş olan mektup zarf ve içerik bakımlarından incelendiğinde Türk usulüne uygun bir biçim taşımadığı da görülmekteydi. Diğer taraftan mektup, ilginç bir şekilde Chicago’dan gönderilmişti.

İmmanuel’in ABD Başkanı’na göndermiş olduğu mektubun mahiyetini bilemiyoruz.

Konuya dair yazışma evrakı araştırmacılara sunulmuş olmakla birlikte söz konusu mektubun mevcut belgeler arasında yer almamasını da ilginç olarak değerlendiriyoruz.

Ciddiye alınıp özel yazışma ve araştırma konusu edilmesine bakılacak olursa mektup, içerik açısından herhalde önemli olmalıdır.

Avrupa’da değil de ABD’de yaşayan birinin böyle bir iddia ile ortaya çıkmış olması da bir başka dikkat çekici husustur.

Şubat 1918 Sultan Abdülhamid’in ölüm tarihidir. Mektubun bu tarihten hemen birkaç ay sonrasında Beyaz Saray’a gönderilmiş olmasının belki de özel bir sebebi ve anlamı olmuştur. Tabii ki bu husus da diğerleri gibi yoruma açıktır.

Hakkında Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü’nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti. 1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir