ABDÜLHAMİD’İN AMERİKA VE AMERİKAN KADINLARINA BAKIŞI

“Çağdaş medeniyet bütünüyle yanlıştır. Bugünkü Amerikalılar, kadınları mevcut konumlarına sokmakla, içsel (aile) mutluluğun temel prensiplerini yok ediyorlar.”

“Erkek esas itibariyle çok eşli olma yaradılışındadır. Tek bir kadın nominal bir erkeği memnun edemez.”

Sultan II. Abdülhamid kadın-erkek ilişkisine dair görüşlerini kendisini Selanik’te sürgünde ziyaret eden Avusturyalı bir diplomata bu şekilde açıklamıştı.

Abdülhamid, bir dizi yanlış işler yapan iktidardaki İttihatçıların hallerine buruk bir şekilde tebessüm ettiği Selanik’te kendisini ziyaret eden Avrupalı misafirine;

“Türkiye ve Avrupa’da hâlihazırda yaşanmakta olan problemler Amerika’dan kaynaklanmaktadır” diye belirmişti.

Abdülhamid, sözlerine devam ederek, daha o tarihlerde, Amerika için şu tespitlerde bulunmuştu:

“Bu Amerikalılar asla dünyadan, kendilerinden veya herhangi bir şeyden hoşnut ve tatmin olmuş değiller. Her zaman dünyayı altüst etmek istiyorlar. Evet, onlar harika şeyler yaptılar, ama kadınların evlenmelerini imkânsız hale getirmek suretiyle de her şeyi berbat ettiler.

Geleneksel ekolün mensubu Müslümanlar olarak bizler her zaman kendi usulümüzce kadınlara saygı gösterip onurlandırdık. Kur’an’ın emri bu yöndedir; doğmuş olan her kadını onurlandırın veya saygı duyun, demektedir dinimiz. Allah, kadınlara karşı sevgi ve şefkatli olmayı biz Müslümanlara görev kılmıştır. Bu durum kesinlikle düşük bir sosyal düzey yahut kadınlarımıza boyun eğmek anlamına gelmez. Kur’an, esasen, kadının erkeğe tabi olduğunu belirtir. İncil de öyle. Avrupalı kadın gibi, Müslüman kadının da ailesi üyeleri ve tabii ki arkadaşları üzerinde az veya çok etkinliği söz
konusudur. Kadın kamusal yaşamdan bütünüyle el çekse ve her şeyi erkeklere bıraksa dahi evde mutlak bir hâkimiyeti mevcuttur.

Özellikle bugün Amerika’da olduğu gibi, kadınların çok fazla özgürlüğe kavuşmaları ve her alanda yöneticilik yapmaya başlamaları, erkeklerin de onların sadık hizmetkârları haline gelmeleri durumunun, bir millet için ne derece iyi olduğu hususu, dünyanın dört bir yanındaki sözüne itibar edilir şahsiyetlerin düşüncesinde hep şüphe ve tereddüt ile karşılık bulmuştur.

Pera’da ve Selamlık’ta kadın çevrelerinde etrafıma baktığımda, sert, otoriter ve komuta özelliği olan bayanların varlığını gözlemlemişimdir. Bu noktada kadınlar arasındaki mukayesem hep bizim kadınlarımız lehine sonuçlanmıştır.

Batılılar neden bizim kadınlarımıza dil uzatırlar? Doğulu bir kadın mı daha içten, daha sadık ve daha güzeldir yoksa Avrupa kadını mı?

Bize göre kadının yeri evidir; kadın tek bir erkeğe aittir. Avrupa’da ise kadın, kadın olarak kalmak için çok fazla özgürlüğe sahiptir. Gazetelerde ve kitaplarda Batı ülkelerindeki kadınların durumları hakkında okuduklarımızın sadece yarısı bile doğruysa, oradaki erkeklere acımak gerekir. Ancak, Jön Türkler’in fanatik olanları Amerikancılık şarabı içtikleri için kadınımızı süslü tavus kuşlarına çevirmeye çalışıyorlar. İnsanların haremlerine dahi vergi konulmasını öneriyorlar. Böyle bir şeyi yapmaya kalkmak anlamsız ve imkânsız.”

Hakkında Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü’nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti. 1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir