ABDÜLHAMİD’E MUHAFIZ MUSTAFA KEMAL’E YAVER: SALİH BOZOK

1881’de Selanik’te doğan Salih Bozok Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı olması yanında kan birliğine dayanan bir dostluğunda sahibiydi.

Mezuniyeti sonrası İskeçe’de görev yaptığı sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti ile temas kurdu.

1910’da kayınbiraderi Nuri Beyin okul müdürü olduğu Selanik’te yeni açılan Türk Zabit Mektebi’nde öğretmenlik yaptı.

Bir müddet burada görev yaptıktan sonra, İttihat ve Terakki’nin güvenilir üyelerinden biri olarak, Selanik Alatini köşkünde sürgünde bulunan Abdülhamid’in muhafızlığına getirildi.

Torununun rivayet ettiğine göre; “İttihat ve Terakki Selanik’te gözaltında tuttuğu Abdülhamit’in öldürülmesine karar vermiş, infazı gerçekleştirecek ve kurayla belirlenecek subay Abdülhamid’i öldürdükten sonra intihar edecekmiş. Bozok; ‘kuraya gerek yok’ diyerek gönüllü olmuş, ailesiyle vedalaşmış ama son anda emir geri alınmış.”

Salih Bozok’un Abdülhamid’in muhafızlığına atanması, torununun beyanı aksine, Alatini Köşkü’nde görev yapan muhafızlardan Kürt Salih’in balkonda bulunduğu sırada ateş ederek Abdülhamid’i öldürmeye teşebbüs etmesi ve dolayısıyla görevinden alınması üzerine söz konusu olmuştu.

Salih Bey, Selanik’te Ordu Köşkü (Alatini Köşkü)’ndeki muhafızlık görevini Mahmut Soydan Bey ve Vasıf Çınay Beylerle birlikte, Abdülhamid’in dâhili muhafızı olarak yerine getirdi. Balkan Savaşı’nın başlamasına kadar da Selanik’te bulundu.

Selanik’in tehlikeye düşmesi üzerine Abdülhamid’in Alman sefaretinin Loreley adlı gemisi ile İstanbul’a getirilmesi üzerine Salih Bey de bilahare İstanbul’a geldi.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Müttefik devletlerin Çanakkale Boğazı’nı zorlamaları İttihatçıları endişeye sevk etti. Hükümet’in İstanbul’u terk etme hazırlıkları kapsamında Sultan Abdülhamid’in de bir başka şehre nakli gündeme geldi. Abdülhamid’in Bursa’ya gönderilmesine karar verildi. Salih Bey ve diğer bazı muhafızlar ve aileleri, Abdülhamid’den evvel Bursa’ya gitti. Ancak düşman tarafından Çanakkale geçilemeyince Abdülhamid’in Bursa’ya nakli hazırlıklarından vazgeçildi. Muhafız subayların aileleri de tekrar İstanbul’a geri döndü.

Salih Bozok, Mustafa Kemal’in isteği üzerine, Diyarbakır’da görevlendirildi. Ve yine Mustafa Kemal’in talebi ile kendisine yaver oldu. Fakat bir süre sonra Enver Paşa tarafından emekliye sevk edildiğinde askerlik mesleği sona erdi.

Mustafa Kemal Paşa meclis başkanı seçilince Bozok’u tekrar yanına aldı ve onu kendisine yaver yaptı. Ayrıca onu TBMM’nin İkinci Dönemi için yapılan seçimde Yozgat’tan aday gösterip milletvekili olarak seçilmesini sağladı.

Salih Bey Milli Savunma Komisyonu’nda üyelik yaptı. 1924’te İş Bankası kurucuları arasında yer aldı ve İş Bankası Yönetim Kurulu üyesi olarak bulundu.

Atatürk’ün öldüğü gün o da kendisini vurdu. Ancak yarası ölümcül olmadığından ölmedi. Dördüncü Döneme kadar Yozgat, daha sonrasında ise Bilecik milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı.

Salih Bey, Atatürk’ün hayatı boyunca onunla birlikte olan biriydi. Belki de yegâne dostu ve hayatının en mahrem tanığıydı.

O, Mustafa Kemal’e olan yakınlığı, hayranlığı ve bağlılığı için diyor ki:

Ben Mustafa Kemal Paşa’nın sadece arkadaşı, dostu değil, hayranı idim. Başka yapıda insan olduğu ilk bakışta belli oluyordu. Bakışları başkaydı, düşünceleri başkaydı, insan münasebetleri başkaydı; velhasıl o kadar başkaydı ki, tanıyanlar ya ateşböcekleri gibi ışığına pervane kesiliyorlar, ya da çekilip gidiyorlardı. Ben pervane kesilenlerdenim.

Ona inanıyordum! Önümdeki uçuruma “atla” dese, hiç düşünmez atlardım; hem de ölmeyeceğime inanarak!.. Çünkü Mustafa Kemal Paşa benim arkadaşımdı, dostumdu, kötülüğümü dünyada istemezdi. O, bana “şu uçuruma atla” diyorsa bir bildiği vardı elbet. Önlemini almıştı besbelli ki bana atla diyordu… İşte böyle görüyordum Mustafa Kemal Paşa’yı, işte böyle inanıyordum…

Koca bir kırk yılı birlikte geçirmiştik Mustafa Kemal Paşa ile… O buyurdu ben yaptım. Gölgesi gibi yanı başındaydım hep. Kırk yıl bu, dile kolay… Azarladığı da oldu, koltukladığı da. Ama Allah şahit hiçbir gün kalbimi kırmadı.

Gizlisi saklısı bendedir; bütün sırları, mektupları, gizlenmiş öfkeleri, yaşanmış sevinçleri bendedir.

Bugün, 1941 yılının ilk günü…

60 yaşındayım…

Dünyadan ne umuyorsam, ne bekliyorsam bunların hepsini fazlasıyla elde ettim. Mustafa Kemal Paşa sayesinde yaşadım ve her şeye kavuştum. Şimdi samimiyetle söyleyeyim ki artık yaşamaktan, Mustafa Kemal’in olmadığı bir dünyada yaşamaktan, hiç mi hiç zevk almıyorum.

Bana ölenle ölünmez diyorlar. Ben ölenle ölmüyorum ki… Yaşayamadığım için ölüyorum! Siz oksijensiz bir dünyada yaşayabilir misiniz? İşte Mustafa Kemal Paşa benim hayatım için bir oksijendi!…

Bugüne kadar geçen hayatımı nasıl Mustafa Kemal’e adamışsam, bundan böyle geçecek hayatımı da Mustafa Kemal’in buyruğunda geçirmeliyim

Salih Bozok Bey, Mustafa Kemal’in ölümünden sonra sadece 2.5 yıl yaşadı. 1941 yılı Nisanında kalp krizi geçirdi ve nihayet çok sevdiği Ata’sına olan hasreti sona erdi.

Hakkında Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü’nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti. 1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir