ABDÜLHAMİD VE SİYONİST ÇEK

Abdülhamid ve Siyonist Çek

Demiryolu tarihimizi izlediği seyir bakımından üç döneme ayırmak mümkündür: Ağırlıklı olarak demiryollarının yapıldığı Hamidiye Dönemi, Cumhuriyet’in ilk yılları ve günümüz.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa’da yaygınlaşmaya başlayan demiryolları ile tanışmamız fazla geç sayılmaz. Sadece çeyrek asırlık bir zaman farkının ardından bu yeni ve önemli Avrupa teknolojisi ile yakından alakadar olmuş gözükmekteyiz. Hatta işi belki biraz da abartarak dünyanın ikinci, bizim ise ilk metro hattımız olan Karaköy – Beyoğlu tünelini 1863’te inşa ettirerek demiryolunun nimetlerinden faydalanmaya çalışmışız.

Demiryolu tarihimizi izlediği seyir bakımından üç döneme ayırmak mümkündür: Ağırlıklı olarak demiryollarının yapıldığı Hamidiye Dönemi, Cumhuriyet’in ilk yılları ve günümüz.

Hamidiye Dönemi diye bilinen Sultan II. Abdülhamid devri demiryollarının çoklukla inşa edildiği bir zaman dilimidir. En önemlileri ise Bağdat ve Hicaz Demiryolu olmakla birlikte Hicaz Demiryolu haklı olarak büyük bir şöhrete sahiptir.

Sahibi olduğu haklı şöhretin esası ise dini, askeri, siyasi ve ticari özelliklerine ilaveten İslam dünyasının bağışları ve Osmanlı Devleti’nin öz yapımı olması ve ihanet neticesi berhava edilmesi suretiyle tarihe intikal etmiş bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Hicaz Demiryolu özellikle İngilizlerin yapılabileceğine inanmadığı, Alman elçisinin ise “yapımı mümkün değildir” diye rapor yazdığı Sultan Abdülhamid’in hayal ötesi projelerinden birisidir.

Hicaz yarımadasının kızgın çölleri üzerinde, para yokluğuna, kalifiye insan kıtlığına, çalıştırılacak işçi bulma zorluğuna ve yerel ve harici engellere rağmen ümit edilenden daha kısa bir sürede 1200 km olarak inşa edilmiştir.

Hicaz demiryolu 1875’te iflas eden Osmanlı maliyesi ve akabinde oluşturulan Düyun-i Umumiye Komisyonu’na rağmen inşa edilebilmiştir.

Dış borçlanma olmadan, Avrupa bankerlerinden kredi alınmadan bütünüyle Müslümanların bağışı ile yapılmıştır.

Hattın yapımına gayrimüslimlerden de katkıda bulunmak isteyenler olmuşsa da bu tür katkıları Sultan Abdülhamid, nezaketen iade etmese de, hattın yapımına hiçbir surette karıştırmamış ve bulaştırmamıştır.

Bu anlamda Hicaz Demiryoluna katkı olarak gönderilen gayrimüslim desteklerinden birisi Bay David Wolffsohn’un imzasını taşıyan Siyonist çektir.

David Wolffsohn Litvanya’da doğdu. 1856 – 1914 yılları arasında yaşadı. Geleneksel Yahudi eğitimi gördü. Köln – Almanya’ya yerleşti. Başarılı bir işadamı oldu.

Wolffsohn ticaretle meşgul olduğu gibi Siyonist faaliyetlerin de içerisinde bulundu. 1893’te Max Bodenheimer ile birlikte (henüz ortada İsrail falan yok iken) “İsrail Topraklarında Tarımı Geliştirme Köln Cemiyeti’ni kurdu. Herzl ile tanışarak Siyonist faaliyetler içerisindeki konumunu ve etkinliğini artırdı. Herzl ile birlikte İstanbul’a gitti ve II. Kaiser Wilhelm ile görüşmesinde Herzl’in yanında yer aldı. Yahudi Kolonyal Vakfı’nın kuruluşunda etkili oldu ve vakfın sorumluluğunu üstlendi. Herzl’in ölümünden sonra Dünya Siyonist Örgütü’nün başkanlığını yürüttü.

Sultan Abdülhamid’in İttihatçılar tarafından gerçekleştirilen bir darbe ile tahttan indirilmesinden sonra Yıldız Sarayı’nda bulunan Abdülhamid’in özel evrakları arasında bir de 500 Sterlin değerinde bir bağış çeki yer almaktaydı ve çek, yukarıda kısaca kimliği ifade edilmeye çalışılan, David Wolffsohn’un imzasını taşımaktaydı.

Söz konusu çek merak konusu olmuş ve miktarı kadar kim tarafından ve niçin verildiği de sorgulanarak hakkında bir hayli varsayımlarda bulunulmuştu.

Dönemin basınını da meşgul eden bu merak konusu çek hakkındaki varsayımlar o tarihlerde Almanya’da yaşayan David Wolffsohn’un açıklamaları ile açıklığa kavuşmuştu.

Çekin hikâyesi kısa şöyleydi:

1908 yılı haziranında Londra’da faaliyetlerini yürüten Siyonist Teşkilat Merkezi İcra Kurulu Hicaz Demiryolunun yapımına katkı sağlamak amacıyla Sultan II. Abdülhamid’e 500 Sterlin değerinde bir çek göndermişti.

Ancak Berlin’de bulunan Osmanlı elçisi Ahmet Tevfik Paşa Siyonist Örgüt Merkezi İcra Kurulu’na gönderdiği bir telgrafla yapılan bağışın kabul edilemeyeceğini belirtmiş ve Hicaz Demiryolu inşaatı için sadece ve sadece Müslümanların bağış yapabileceklerini bildirmişti. Siyonist Teşkilat’ın uygun görmesi halinde yapılan bağışın başka makul bir iş için harcanabileceğini de mesajına ilave etmişti.

Siyonist Teşkilat Merkezi İcra Kurulu Yıldız Sarayı’nın bu yaklaşımını gayet tabii karşılamış, ancak yapılan bağışın nasıl bir iş için harcanması gerektiği konusunda ise görüş bildirmemişti.

O dönemde yaşanan olaylar ve özellikle 31 Mart hadisesinin meydana gelmesi dolayısıyla da Siyonist çek bütünüyle unutulup gitmişti.

Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra kurulan Yıldız Tasfiye Komisyonu çalışmalarına başlayınca söz konusu çek Abdülhamid’in özel evrakı arasında bulunmuş ve dolayısıyla konu tekrar gündeme gelmişti.

Çek, ciddi bir para darlığı ve ihtiyacı içerisinde olan İttihat Terakki Hükümetince tahsil edilmek üzere Londra’da bulunan Yahudi Kolonyal Vakfı’na gönderildi. Ancak çekin yazılması sonrası üzerinden çok zaman geçmiş olduğu için tahsili mümkün olmadığı beyanıyla Siyonist Teşkilat tarafından çek İstanbul’a iade edilmişti.

Bunun üzerine İttihat ve Terakki Hükümeti Siyonist Teşkilat Merkezi İcra Kurulu’na hitaben çekin geçmişteki hikâyesini dile getiren bir bilgilendirme yazısı yazdı.

Siyonist Teşkilat Merkezi İcra Kurulu bir toplantı yaparak durumu tekrar değerlendirmiş ve önceki çekin yenisi ile değiştirilmesine karar vermişti. Ancak kurulca alınan karar kısıtlı ve şartlıydı.

Yine David Wolffsohn imzası ile gönderilen yazıda, İttihat ve Terakki Hükümeti’ne yeni bir çekin yazılmasının, İttihat Terakki Hükümeti’nin de uygun görmesi halinde, Hicaz Demiryolu için harcanmak üzere olması halinde ancak mümkün olabileceği bildirilmişti.

Her türlü olumsuzluğa rağmen 33 yıl tahtta kalan Sultan II. Abdülhamid ile koskoca cihan imparatorluğunu 10 yılda tasfiye eden İttihat Terakki Cemiyeti mensupları arasındaki fark sadece ve sadece 500 Sterlinlik bir çek kadardı.

Hakkında Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü’nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti. 1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir