Gösteriliyor 13

ABDÜLHAMİD İLE 10 DAKİKA BAŞ BAŞA

Sultan Abdülhamid, saltanatta bulunduğu yıllarda olduğu kadar, tahttan indirilip sürgüne gönderildiği zamanlarda ve hatta bugün dahi hep kendisinden bahsedilen biri olmuştur. Onun sürgün yılları Batı’da, Avrupa’dan Amerika’ya yahut ta Avustralya ve Yeni Zelanda’ya kadar bir çok ülkenin basın organlarının sayfaları konusu olmuştur. Çoğu kere bir Batı Efsaneleri şeklinde anılıp zikredilmiş olsa da bazen hakkaniyetli kalemler …

ABDÜLHAMİD, GLADSTONE’U MAHKEMEYE VERMEK İSTEMİŞTİ!

William Ewart Gladstone, Liberal Partili bir politikacı olarak, İngiltere’de dört defa başbakanlık koltuğuna oturdu. İktidarı döneminde İngiltere’de bir asırdan beridir devam etmekte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun idari bütünlüğünün korunması şeklindeki politikaya 1880’de son verildi. Hıristiyan teolojisinin derinden etkisinde kalmış olması yanında İslam’a karşı duyduğu nefret, siyasi söylemleri ve icraatlarında kendisini motive eden en güçlü dürtüler arasında …

ABDÜLHAMİD ALEYHTARLIĞININ TARİHSEL KÖKENLERİ

 Avrupa ve Amerikan basını geçen asrın son çeyreğinden ve özellikle de 1890’lı yıllardan itibaren ciddi ve profesyonel bir surette kendisince istenmeyen ve işine gelmeyen dönemi ülke idarecilerine karşı gayet yıpratıcı bir imaj politikası yürütmüştür. O dönem gazetelerinin sütunları söz konusu idarecileri konu alan aleyhlerindeki onlarca, yüzlerce yazı ve karikatürle süslüdür. Günlük olarak çıkan gazetelerin özellikle …

HİLAFET: GİZLİ ANTLAŞMAYLA HİLAFETİN İLGASINI İSMET PAŞA MI İMZALAMIŞ?

Kemal Ohri, 1947 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye göndermiş olduğu mektubunda Lozan Antlaşması öncesi hilafet ve saltanatı kaldıran Türk-İngiliz Gizli Antlaşması’nın hala yürürlükte olduğunu kendisine hatırlatmış, antlaşmaya imza atan kişi olarak kendisine bu antlaşmanın İngiltere ile anlaşarak yine kendisi tarafından feshedilmesini teklif etmiştir. Lozan Antlaşması öncesi imzalanan ancak Lozan Antlaşması’na rağmen geçerli olan ve 1947 yılına …

SIRADAKİ KIZILELMA NEDİR?

İstanbul tarihte 24 defa kuşatma gördü. Sadece 6 defa ele geçirilebildi. Grek komutanları ve Roma imparatorları, Fars hükümdarları, Arap halifeleri, Venedik başkanları, Fransız kontları, Bulgar kralları, Avar liderleri, Slav despotları ve Osmanlı sultanları sırayla şehrin önlerine kadar gelip gittiler, şehri kuşattılar; ya geri püskürtüldüler ya da İstanbul’u ele geçirdiler. Ancak ele geçirenler birkaç komutandan ibaretti. …

BİZANS ENSTİTÜSÜNCE İSTANBUL BİZANSLAŞTIRILMAK İSTENMİŞTİ -III

Yunan Kralı’nın marşında da; “Başımızda kralımız olduğu halde İstanbul ve Ayasofya’yı alacağız” deniliyordu. Ayasofya Camii müze olmuştu. Ancak Bizans Enstitüsü ve İstanbul’da onu temsil eden Prof. Tomas Whittemore Ayasofya ile yetinmedi. Whittemore 1930’lu yıllarda İstanbul’daki çalışmalarına ilaveten Kahire’de, Kahire Camii ile Fethiye Camilerinde, üzerleri sıva ile kaplı mozaiklerin gün yüzüne çıkarılması için de çalıştı. Kahire …

ABDÜLHAMİD İDARESİNİN KIRILMA NOKTALARI

On dokuzuncu asrın son çeyreği, İslam ve onun dünya çapındaki müntesipleri açısından önemli bir zaman dilimi olmuştur. Birkaç asrı kapsadığı ifade edilebilecek olan askeri, siyasi ve sosyal alanlardaki çöküşten sonra Müslüman dünyası nihayet mevcudiyetinin gerekçesini sorgulama gereğini hissetmeye başlamış gözükmekteydi. Dolayısıyla da İslami uyanışın işaretleri hemen her yerde gözlemlenebilir bir hal almıştı. Söz konusu işaretler …

İSTANBUL HİMAYE-İ HAYVANAT CEMİYETİ 1910

İttihatçı idare tarafından gerçekleştirilmiş olan 1910 yılı itlafı sonrasında hayvan hakları konusunda Türkiye’de atılan ilk adımlardan birisi hayvanların mevcudiyet ve hukukunu savunup kendilerini himaye etmek üzere bir cemiyetin kurulması gelişmesi olmuştur. 1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından İkinci Meşrutiyet’in ilanı sağlanmışsa da yeni meşruti idare İstanbul sokak köpekleri için hiçbir fayda sağlamamış, bilakis sonlarını getirecek …

HASTA İMPARATORLUĞUN HASTA ÇOCUKLARI

Sultan II. Abdülhamid ile dönemi aydınları, şuarası, üdebası, münevverleri arasında daimi bir çatışma yaşandığı, fikir ve basın hayatının daimi surette olumsuz olduğu yazılmış, anlatılmış ve Abdülhamid’in tam bir müstebit, döneminin ise devr-i istibdat olarak vasıflandırılması hiçbir zaman ihmal edilmemiştir. Söylendiğine göre Abdülhamid kimseye hayat hakkı tanımamış, hele hele dönemin aydınları ile hiçbir surette anlaşamamıştır. Kendi …

EKŞİMİŞ BİR AŞK HİKÂYESİ

İstanbul Antlaşması uzun bir zamandır Türkiye gündemini meşgul eden konulardan birisi olarak mevcudiyetini sürdürmektedir. İstanbul Antlaşması Ankara Antlaşması’na evrilebilir mi bilemeyiz ama Topkapı Sarayı Antlaşması’na göre yakın geçmişte vuku bulmuş ilginç bir nikâh akdi söz konusu olmuştu. Rukiye Sabiha Sultan, tarihe ilgi duyanların yakında bildiği bir isimdir. Vahdeddin Efendi’nin üçüncü kız evladı olarak 1894 yılı …

ARAP İZZET PAŞA’DAN LEON TROÇKİ’YE BİR KÖŞKÜN BİYOGRAFİSİ

İstanbul’un tarihi güzelliklerinden birisi de bünyesinde önceki asırlardan günümüze intikal etmiş olan yalıları, köşkleri ve konaklarıdır. Bir zamanlar Boğazın iki yakasında, Kâğıthane, Kadıköy, Çamlıca, Adalar ve daha pek çok yerde bugünkülerden çok daha güzel, sanat ve zarafet örneği köşkler ve kâşaneler vardı. Ancak İstanbul’un meşhur olan bir başka tarihi unsuru daha mevcuttu. Yangınlar. Günlerce süren …

CONSTANTINOPLE’DEN İSTANBUL’A, HAGIA SOPHIA’DAN AYASOFYA’YA YOLCULUK 3

Bizans Mimarisinin En Büyük Eseri Ayasofya Bizans mimarisinin en büyük eseridir. Dünyadaki en büyük kubbe yapısı ile tam bir şaheserdir. İmparator I. Justinian tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımına Milattan sonra 532 yılında başlanmış, tamamlanması ise bir görüşe göre 537’de, ama daha muhtemel bir kanaate göre ise 552’de söz konusu olmuştur. Mekân olarak, Büyük Constantine, oğlu Constantius …

MUSTAFA KEMAL; “VAHDEDDİN GİTMEK ZORUNDA KALACAK” DEMİŞTİ

1922 yılı Kasım ayı başlarında İstanbul’da bulunan işgalci müttefik güçler temsilcisi bazı isimler, Müttefik Yüksek Komiserleri ve Generallerinin yapacağı toplantıya arz etmeden evvel, siyasi bir konuyu kendi aralarında masaya yatırmışlardı. Konu oldukça önemli olup Sultan Vahdeddin’in güvenliğinin sağlanmasını ilgilendirmekteydi. Ama bu nasıl olacaktı? Her şeyden önce İtalyan General, Sultan’ın himaye edilmesi konusunda sorumlu olmakta isteksiz …